Ortadoğu, yüzyıllardır dünyanın en karmaşık jeopolitik sahnelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak özellikle son yıllarda, bu kadim coğrafyanın yaraları daha da derinleşti. İsrail’in 2023 sonundan itibaren yeniden alevlenen Gazze operasyonları, bu krizin yalnızca askeri bir mesele değil, aynı zamanda siyasi, ideolojik ve insani bir trajedi olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu yazıda hem İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu süreçteki rolünü hem de Gazze’deki dramı tarihsel ve güncel bir bakışla ele alacağız.
Netanyahu’nun Siyaseti: Güvenlik mi, Siyasi Bekası mı?
İsrail’in uzun süreli başbakanlarından Binyamin Netanyahu, yalnızca İsrail’in değil, Ortadoğu’nun da en tartışmalı siyasi figürlerinden biri. Likud Partisi lideri olarak sık sık “güvenlik” odaklı söylemlerle öne çıksa da, bu söylemlerin çoğu zaman iç siyasi krizleri perdelemek için kullanıldığı yönünde ciddi eleştiriler var. Özellikle hakkındaki yolsuzluk davalarının yoğunlaştığı dönemlerde Netanyahu’nun askeri operasyonlara yönelmesi, bir rastlantıdan ziyade stratejik bir refleks olarak değerlendiriliyor.
Netanyahu, Gazze’ye yönelik saldırılarda İsrail toplumunu birleştirmeyi amaçlayan bir ulusal güvenlik diskuru inşa etti. Ancak bu strateji, hem uluslararası toplumun tepkisini çekti hem de Filistin topraklarındaki insanî krizi derinleştirdi.
Gazze: Abluka Altında Bir İnsanlık Dram
Gazze, 2007 yılından bu yana İsrail ve kısmen Mısır tarafından ağır bir ablukaya tabi tutulmuş durumda. Milyonlarca insanın yaşadığı bu küçük bölgede; elektrik, su, sağlık ve gıda gibi temel yaşam hakları sürekli olarak kısıtlanıyor. İsrail’in “Hamas’la mücadele” gerekçesiyle başlattığı operasyonlar, çoğu zaman sivilleri hedef alan yıkımlarla sonuçlanıyor.
Birleşmiş Milletler’e göre 2024’ün sonlarında yaşanan yoğun bombardımanlar sonucu 30 binden fazla sivil hayatını kaybetti. Aralarında kadın ve çocukların sayısı dehşet verici boyutlara ulaştı. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, bu operasyonları “orantısız güç kullanımı” ve “savaş suçu” olarak nitelendirdi.
ABD ve Batı’nın İkilemi: Destek mi, Sorgulama mı?
İsrail’in Gazze operasyonlarına karşı Batı dünyasının tavrı da giderek daha fazla sorgulanıyor. ABD, geleneksel müttefiki İsrail’e askeri ve diplomatik destek vermeye devam ediyor. Ancak genç kuşakların, özellikle sosyal medya üzerinden izlediği Gazze dramı karşısında Trump yönetimine yönelik eleştiriler de artmakta.
ABD üniversitelerinde gerçekleşen Gazze protestoları, Vietnam Savaşı sonrası en büyük gençlik muhalefetlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Ortadoğu’da Yeni Dengeler
Gazze krizi yalnızca İsrail-Filistin çatışmasıyla sınırlı değil. İran’ın Hizbullah üzerinden Lübnan’da, Şii milisler üzerinden Irak ve Suriye’de etkinliği artarken; Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri ise İsrail’le normalleşme süreçlerini yeniden gözden geçirmeye başladı. Bu gelişmeler, İran-İsrail ekseninde savaşlar zincirini daha da keskinleştirebilir.
Türkiye ise bu süreçte bir yandan Filistin’e insani yardım gönderip siyasi destek sunarken, diğer yandan İsrail ile ekonomik ilişkilerini tamamen koparmamaya çalışıyor. Bu da Ankara’nın “denge politikası”nı zorluyor.
Medya ve Algı Savaşı
Gazze’de yaşananlar, modern çağın medya üzerinden yürütülen algı savaşlarını da gözler önüne seriyor. İsrail’in dezenformasyonla mücadele adı altında gazetecilere yönelik sansür politikası, birçok uluslararası medya kuruluşu tarafından eleştirilirken, Filistinli gazetecilerin öldürülmesi ve tutuklanmaları da basın özgürlüğü bağlamında kara bir leke olarak tarihe geçiyor.
Aynı zamanda İsrail tarafı da Hamas’ın sivil alanlardan saldırılar düzenleyerek sivilleri “canlı kalkan” olarak kullandığını iddia ediyor. Bu iddialar, savaşın ne kadar karmaşık ve gri alanlarla dolu olduğunu gösteriyor.
Sonuç: Çözüm Nerede?
Gazze’de yaşananlar, sadece bir halkın dramı değil; aynı zamanda uluslararası hukuk, insan hakları ve evrensel vicdanın test edildiği bir krizdir. İsrail’in güvenlik kaygılarını reddetmeden, Filistin halkının yaşam hakkını da görmezden gelen her yaklaşım çözümsüzlüğü besleyecektir. Netanyahu liderliğindeki mevcut İsrail hükümeti ise bu çözümsüzlüğü siyasi bir sermayeye dönüştürmekte ısrar ediyor.
Ancak artık şu gerçek inkâr edilemez: Bu savaş, sadece silahla değil, vicdanla da kaybediliyor.
Kaynakça:
• Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2024 Gazze Raporu
• Amnesty International – “Israel’s apartheid against Palestinians” Raporu
• Haaretz, The Guardian, Al Jazeera, Washington Post – Gazze ve Netanyahu haber arşivleri
• B’Tselem – The Israeli Information Center for Human Rights in the Occupied Territories
• Human Rights Watch – 2024 İsrail-Filistin Krizi Analizi
• Middle East Institute, “The Politics of Netanyahu: Survival Over Peace”, 2023
• Türkiye Dışişleri Bakanlığı Açıklamaları (2023–2025)