Yeşilçam & Türk Sineması & Tiyatro & Bale & Sahne & Televizyon gibi sanatın her dalına uzun yıllardır emek veren çok önemli bir marka olan Çiğdem Tunç olarak kendini acaba nasıl sunardı bir sunum olsaydı?
Ne kadar güzel bir soru ve bana ilk defa soruluyor, kendime en yalın ve en sade şekli ile sunmak isterdim insan emekçi sanatçı.
Sanat yaşamınızdan bahsedersek Sahne Sanatına yöneliminiz nasıl başladı? Sizi etkileyen en önemli olay neydi?
Sahneye yönelmem aslında tıp fakültesini 1-2 puan ile kaçırmam nedeniyle ve çok küçük yaşlardan itibaren kendi harçlığımı çıkartmak için çalışma bilincim sayesinde oldu... Ne yalan söyleyeyim ülkenin en iyi okullarından birinden Bağlarbaşı Amerikan kolejinden mezun olmuştum ve bize hazırlık ortaokul ve lise yıllarında önemle üreten insanın en makbul insan olduğu yönünde eğitim verilmişti.. üreten ürettiğine ortaya koyan çalışan çalışmaktan kaçınmayan insanlar olarak bu topluma hazırlanmıştık.. Anlattığım gibi aslında o bir iki fen puanını da sağlayabilseydim yıllar boyunca çok istediğim tıp fakültesine girecek ve geleceğin psikiatristi olarak eğitim alacaktım. İnanın ki eğer tıp fakültesinden mezun olsaydım Çok da iyi Bir psikiyatrist kazanırdı ülkemiz, çünkü her zaman yaptığım şeyi yapıp kendimi mesleğime vakfedecektim, olmadı tekrar denememe fırsat kalmadan kendimi devlet Opera ve balesinde stajyer balerin olarak buldum zaten o sezonun hemen takip eden yaz aylarında ise müzikallerin altın çağını başlatan Egemen bostancı'nın şan Tiyatrosu içerisinde kendimi genç bir balerin olarak buldum... Şantiyatrosu o zamanlar şu an sinemasıydı hemen ardından büyük bir restorasyon geçirdi ve şan tiyatrosuna dönüştü dönemin en şık en iddialı tiyatro sahnesi haline geldi.. ancak hisseli harikalar oyununun ilk temsilinde Bodrum katında giyiniyorduk ve pullar payetler içerisinde revü kıyafetleri üzerimizdeydi.. hiç unutmuyorum Allah'ım ben beyaz önlüklerle beyaz badanalı koridorlarda bir hastanede hekim olarak çalışacak iken şimdi renkli ışıkların altına pullar ve payetlerle işlenmiş kıyafetlerle bambaşka bir rüya aleminin içerisine dalıyorum diye düşünmüştüm... Çok da istemeyerek gönlüm başka bir mesleğe bilim dalına aitken düşler dünyasında olmak nasıl bir şeydi? Yıllar içerisinde aslında ait olduğum yerin sahne olduğunu defalarca kez ben değil hayat kanıtladı bana

Bale eğitiminizin Sahneye Oyunculuğa nasıl bir katkısı oldu?
Bale eğitimi de benim bilinçli bir seçimim değildi nasıl olsun ki daha 3 yaşındaydım annem elimden tuttuğu gibi Türkiye'nin ilk müslüman kadın bale hocası Yıldız alpar emiroğlu'nun Kadıköy sakız gülü sokakta iki katlı müstakil binadaki bale stüdyosuna kaydettirdiğinde.. kadıköyler iyi bilir eski rex sinemasının tam karşısındaki bina... Karşımda gelmiş geçmiş en büyük bale eğitmenlerinden birisi duruyordu o anda karar verebileceğim bir şey değildi bir teslimiyet içerisinde muhteşem bir öğretmenin öğrencisi olmanın o yaşın getirmiş olduğu bilinçsiz hazzını yaşıyordum.. ilk sahneye 5 yaşında çıktım Kadıköy Halk eğitim merkezi'nde yani eğitim almaya başladıktan 2 sene sonra resital düzenlendi ve ben en küçükler kategorisinde Gül polka adlı bir dans ta görev yapıyordum üstü çiçekli beyaz tütülerle beyaz bale çorapları ve bale ayakkabılarıyla saçlarımız topuz etrafında da beyaz kır çiçeklerinden bir taç ile sahneyle tanıştım, o virüs bünyeye giren biliyorsunuz gözle görülmüyor, sahne virüsünü ilk kez Kadıköy Halk eğitim merkezi'nde bünyeme kabul ettim... Daha sonra bilinçlendiğim yıllarda görüyorum ki bale en zor sanat dallarından bir tanesi içerisinde oyunculuk müzik mim sanatı büyük bir disiplin büyük bir azim ve gayret taşıyan müthiş bir dünya... Öğrenciliğim süresince bale stüdyosunda çalıştığımız tüm hareketlerin vücuduma katmış olduğu estetik hareket etme özelliğini ömrümce taşıdım herhalde bilmiyorum hala duruyor mu duruyor üstümde ama... Sinemayla ilk tanıştığımda şayet film oyunculuğu yapmak istiyorsam bunun o kadar da iyi bir şey olmadığını anladım çünkü sinema göz demekti anlatacağım seyirciye geçirmek istediğin tüm duyguları içinde yaşayacak ancak sadece göz bebeklerinden sızacak şekilde minimize edecek ve o şekilde başarıya erişebilecektin, tabii ki çok memnunum balerin kattığı bütün nimetlere ancak sinema oyunculuğunda böyle bir kurnazlık yapmak gerekiyordu )))
İlk tanınan bilinen Çiğdem Tunç ile Bugünkü Çiğdem Tunç karşılaşsa birbirlerine ne söylemek isterlerdi acaba?
İlk tanınan Çiğdem Tunç bugünkü Çiğdem Tunç a, her günün kıymetini bil, kimselere inanma dost gözüküyorlar asla değiller, kıskanıldığın için üzülme aslında sana büyük bir iltifattır bu, bugünkü gençliği enerjiyi her zaman bulamazsın lütfen tadını çıkar derdi, Ben de eski halime kızım bak akıllı ol devamlı ol, bu kadar bonkör ve nahif olma, her yaşla barışık kalmanı sağlayacak şekilde kendini eğit yetiştir gelip geçecek olan yıllarda ömür boyu sürdürebileceğin sanat dalı için altyapı da hazırla çok oku çok seyret Çok çalış çünkü bir gün gençlik güzellik eskisi gibi hüküm sürmediğinde hala isteniyor olman hatırlanıyor olman ve saygı görmen için bir sanat dalının veya birçoğunun uzmanı haline gelmen kompedanı olman gerekiyor derdim... Ben eski halimle karşılaşamadım ama sanki ben demiştim ve o da duymuş gibi dinlemiş ve bizi bugüne taşımış

Çiğdem Tunç olarak İyiki veya Keşke dediğiniz şeyler varmıdır?
Tabii ki birbirinden çok iyi kilerim ve keşkelerin var Her insan gibi benim de... Keşke daha yırtıcı olabilseydim, bu kadar nahif olmak yerine biraz da edepsiz olabilip hakkımı söke söke alabilmeyi başarsaydım, keşke network kurmak için her dakika her yerde olmak her çevreye girmek her çevreden dost edinmek gibi bir tutkum olsaydı ama yok.. İyi ki ben benim, İyi ki hiç kimseye hiç kimselere benzemeye çalışmamışım, Özgün kalmışım, mağrur kalmışım, yanlış ve ahlak dışı olan yollara sapmayıp gelebileceğim çok büyük noktalar olmasına rağmen bu konuda alçak gönüllü olamayacağım zira çok güçlü bir sanatçı olduğuma inanıyorum buna rağmen geldiğim noktada her sabah uyandığımda aynaya baktığımda gözlerimi kendimden kaçırmıyorum kendimle karakterimle ve duruşumla iftihar ediyorum ve herkesten de asalet sözcüğünü duyuyorum hele son yıllarda tiyatromu kurmak için elimi taşın altına soktuğumdan beri ortaya koymuş olduğum eserlerden dolayı tüm Türkiye'den inanın abartmıyorum tüm Türkiye'den hocam tırnak içinde şeklinde hitap edildiğini şahsıma duyuyorum... Zengin bir kadın olmadım ama dünyevi anlamda çok zengin bir kadın oldum manevi anlamda...

Bugünkü tv formatları hakkında neler düşünüyorsunuz?
Biliyorsunuz çok uzun yıllar televizyoncu yayıncı olarak karşınıza geldim, envai çeşitte programlar önce sunuyordum daha sonra yapımcısı statüsünde ve hatta bir ara Medical channel'da genel müdür yardımcılığı pozisyonunda da televizyonculuğa hizmet verdim... Bir süredir de program sunmak anlamında faal değilim, televizyonlara konup gittiğim zaman özellikle reji odasının önünden geçerken o koridorların kendine has kokusunu duyduğumda ara ara özlüyorum.. şimdi burada nostaljik davranmak istemiyorum çünkü gelişen Çağla birlikte formatlar artık değişebiliyor, seyretmeyi çok mu tercih ediyorum hayır, Ben mesela televizyon seyircisi olarak artık ana haber seyrettikten sonra hemen siyasi sohbetlerin yer aldığını tartışmaların yapıldığı haber kanallarına yöneliyorum ve tüm prime time boyunca onları seyrediyorum... Kaçı yani öyle elitist davranmam Yok efendim hiç kadın programı seyretmiyorum vesaire vesaire ben de bakıyorum sabahları öğleden sonra da seyrettiğim söz konusudur Ben mesela Esra erol'u çok severim onun programını seyrettiğim zaman bana doğal bir laboratuvar gibi geliyor çıkan çeşitli insan yapılarını seyredip gözlem yapma fırsatı buluyorum oyunculuk adına Binbir çeşit insan gözünün önünden gelip geçiyor konuşmaları bağırışları çağırışları çaresizlikleri gözyaşları iyi ve kötü tarafları bütün bunlar doğal bir laboratuvar benim için... Değişen formatlar için dediğim gibi fazla yorum yapmıyorum şayet halk bundan memnun kalmamış olsaydı veto hakkını kullanır seyretmezdi seyredilmeyen şeyler de yayınlanması sevilmeyen televizyon yüzleri de orada durmazdı ben çıkıp Ne söyleyebilirim ki üstüne...

En çok oynamaktan keyif aldığınız Film & Dizi & Tiyatro Oyunu nedir ? Yada hemen arkasından şunu ekleyeyim oynamayı isteyipte oynayamadığınız Film & Dizi & Tiyatro Oyunu varmıdır?
O kadar çok oynamak istediğim dizi film var ki ama asla oynamadığım o kapıdan içeri giriş yapamadım o kartel de yer almadığım için ne kadar şikayet etsem nafile.. hep söylüyorum söylemekten de sıkılmayacağım aynı 50 kişi, ha bunların arasında çok sevdiğim çok beğendiğim oyuncular yok mu elbette var... Ancak mesela daha kişiselleştirirsek benim yaş kucağımda aynı 5 kadını seyrediyorum, bir 6. kadın olarak girdiğimde ne kadar farklı bir üslup ve tarz ile o rolleri ele alırken Daha ziyade gene aslan burcu yönüm tuttu hiç mütevazı olamayacağım içinden geçerken seyirciye zaten 40 senedir hiç usanmadan bıkmadan şabaniyenin nazlısı olarak bildikleri hitap ettikleri bir marka isim Çiğdem Tunç olarak vereceğim heyecanı düşünüyorum... Sürekli farklı arkadaşlarla çalışıyorum Bu diziler için kast direktörlerine sunmaları için fakat yaklaşık bir 5-6 kişi denememe rağmen henüz hiçbirisi getirip de önüme sıfırdan başlayacak güzel bir proje içerisinde ana karakterlerden birini canlandırma için teklif sunmadı... Bu durum benim kalbimi kırıyor.. aşamıyorum aşmak için de ne gerekiyor bilmiyorum, doğru zamanda doğru yerde olmak mı, bence hatırlatmak gerekiyor, tuttuğunu koparan biri gerekiyor beni prezante etmek için bilemiyorum vallahi bilemiyorum, şimdi örnekler vereceğim kardeşim ben dururken bu rolü illa Bu hanımefendi mi oynamalıydı diye ayıp olur hepsi sanatçı dostlarım herkesin ekmeği kendine ama çoktan hak ettiğim proje gelip önüme konmalıydı bunu bilir bunu söylerim.
Çiğdem Tunç’un hayatı bir Tiyatro Oyunu olsaydı eğer Bugün hangi perdesinde olurdunuz?
Tiyatro oyunu olarak maalesef Karmen için biraz geç kaldım ancak Anna Karenina olabilir doğrusunu isterseniz bir ara düşünebilirim tiyatro kendimin olduğu için en sevdiğim rolleri oynama fırsatını kendime sunuyorum çok şükür, ve ayrıca da hep yanımda çok yetenekli oyuncuların yer almasına ve onların da ışıltılarını sahneden saçmalarına bayılıyorum ve böyle insanlarla çalışıyorum. Tiyatro oyunu olsaydım 2 perde başı olurdum, kısmetse de uzun ve heyecanlı bir ikinci perde bizi bekliyor olurdu
Hayvanlara karşı çok fazla ilgili olduğunuzu biliyoruz. Bu konu hakkında neler yapıyorsunuz?
Evimde tamamen sokaktan edindiğim Daha ziyade Bir önceki evim bahçediydi benimle yaşamak isteyen salon kapısından içeri girip kendine yer ediniyordu, bu taşındığım ev 2 kat, hiçbirisini geride bırakmadan birlikte yaşamımızı sürdürüyoruz kedilerin sayısı kimine göre fazla gelebilir ama hiçbirini geride bırakmam.. onlara bakıyorum sokaktakilere bakıyorum yardıma muhtaç bir hayvan gördüğüm zaman kişisel gayretlerim de ve masraf etmeyi de göze alarak onun sağlığına kavuşması için hemen veterinerime koşturuyorum geçen sene Kanlı Nigar oyunundan hatır sayılır bir miktarı sokak hayvanları için çeşitli sivil toplum örgütlerine gönderdim, bu alın teriyle kazanılmış ve kendilerine gönderilmiş miktar ile umarım tüm hayvanlara azıcık da olsa bir katkım olmuştur, safranbolu'da bir dostum var memur maaşıyla neredeyse şehrin bütün kedilerine hemen her gün besleme yapmaya çalışıyor ona destek olmaya çalışıyorum az çok demeden, ilgilenenler olursa bu tek kişi mücadele veren dostumuzu ınstagram'dan kediciklerin abisi adıyla bulabilirler ve destek olabilirler

Çiğdem Tunç Tiyatrosundan bahsedelim biraz şuana kadar toplam kaç oyuncu geldi geçti Tiyatronuzdan? Hangi Oyunlar oynandı hangileri oynanmaya devam ediyor ve hangileri oynanacak?
Çiğdem Tunç tiyatrosunun 11. sezonu, 11 sezon geride bırakana ve bunu layıkıyla yapmaya çalışana kadar başımıza gelmedik kalmadı büyük bir mücadele verdik ve veriyoruz... Yaptığım işe çok saygı duyuyorum, çalıştığım ekiple bir aile e kurma hevesiyle çalışıyorum, sadece ve sadece yetenekli ve ahlaklı insanlarla çalışmak istiyorum, ne kadar takipçisi olduğu ne kadar popüler olduğu hangi diziden inip hangi diziye çıktı ğı ilgilendirmiyor beni yeter ki perde kapandığında her akşam ardımızdan seyircimiz benimle birlikte onlara rahat ettikleri hayranlığı duysun isimlerini zikretsin... Kurulduğumuzdan bu yana ve unutmayın ki arada bir buçuk iki seneye yakın bir pandemi sektesine uğradık, buna rağmen sahnelenen oyunlarımız el deliye biz akıllıya Hasret
Şoför Nebahat, Binbir gece masalları, Bir eski zaman hikayesi, 3+1 zombili, Kanadı kırık bir kuş misali Cahide sonku, Astrotürkler geliyor, Gözyaşı sarayı Kösem Sultan, Kanlı Nigar, Aşk-ı Memnu hatıran bende saklı ve hayırlısıyla bu sezon başlayacak olan neon çiçekleri ve bir başka sürpriz oyun, bu defa ters köşe yapıp her zamanki kalabalık kadrolar yerine iki kişilik bir oyun... Bunun yanı sıra da çocuk oyunları var... Bu sezon neon çiçekleri amiral gemisi olarak tiyatronun, aşk-ı Memnu, Kanlı Nigar ve bir iki ay içerisinde de iki kişilik yeni oyun ve de çocuk oyunu devam ediyor olacak.. ancak oyunlar içerisinde kurulduğu 2, senesinden bu yana bitmeyen bir efsanemiz vardır o da şoför Nebahat o daima istenir 9-10 sezondur eskisi kadar sıklıkla oynamasak bile mutlaka şoför nebatı isteyen birileri mutlaka çıkar. Bunların arasında en sevdiğim oyun, hepsini çok çok seviyorum ama en fazla Binbir gece masallarıdır

Çiğdem Tunç’un kariyerine bundan sonrası için koyduğu en önemli hedef nedir?
En büyük hedefim aslında ömrüm oldukça tiyatro perdemi açık tutmak, bugüne kadar göstermiş mi performansı bir yönetmen ve bir oyuncu olarak ömrümce sürdürmek hep daha iyisini hep daha iyisini yapabilmek en büyük hedefim bu.
Bir gün sahneye son kez çıkacağınızı bilseniz o gece seyirciye son veda cümleniz ne olurdu?
Bu soruya cevap vermek istemiyorum şöyle bir günün gelmesini hayal bile etmek istemem çünkü son oyun ve de bunun son oyun olduğunu bileceğim bunun hayalini dahi kurmak istemiyorum
Eskiden seyirciyle kurulan bağ ile bugünkü seyirciyle kurulan bağ arasında ne gibi farklar var?
Bence dün ya da bugün 40 seneyi aşkın bir süredir sahnedeyim profesyonel anlamda, çok da büyük bir fark olduğunu düşünmüyorum, sanat etki yaratabilmektir, dün ya da bugün seyirci aynı istekle koşar özellikle tiyatrodan bahsediyor isek, düne nazaran bugün seyirciye tiyatro salonlarına sokmak çok daha zordur çünkü çok fazla seçeneği vardır oturduğu yerden her şeyi seyredebilir Her şeye erişim kurabilir, işte bu yüzden o zahmeti gösterip o masrafa girip biletini alıp salondaki koltuğuna yerleşen seyircinin zahmeti bugün de çok kıymetlidir, siz onun karşısına çıktığınız zaman ona dünyanın en önemli etkinliği o oyunmuşcasına bütün varlığınızla bütün hünerlerinizi ama kalpten tamamen kalpten de samimiyetle ortaya koyarsanız yaptığınız işi çok ciddiye aldığınızı büyük bir emek verdiğinizi hissettirirseniz dün olduğu gibi bugün de sizi alkışlarıyla aydınlatır onurlandırır ve mutlu eder,, formül bu ciddiyetle samimiyetle ve emekle seyircinin karşısına çık o seni dün olduğu gibi bugün de çok sevecektir ve aranızda devamlılık oluşacaktır

Şimdiden bu özel röportaj için size çok ama çok teşekkür ediyorum ve son sözü size bırakmak istiyorum. Neler söylemek istersiniz sizi sevenlerinize?
Kıymet vererek sayfanıza taşımak istediğiniz için sevgili kıvanç'cığım asıl ben minnettarım hem kendim hem ekibim hem de tiyatrom adına... Seyircilerimize buradan duyuru yapayım Ben bir kez daha bu sene ki her sene ben yerli yazarlarla çalışıyorum ve bundan büyük mutluluk duyuyorum, Mustafa aslantaş'ın yazdığı Pınar çekirge'nin süpervizörlüğünü yaptı Bülent yetiş'in müzik direktörlüğünü, Yaşar Ayvacı ve benim de yönetmenliğini yaptığımız neon çiçekleri adlı oyunumuz perde açacak çok kısa bir zaman içerisinde ilk Ankara'da 23 Pursaklar devlet Tiyatrosu sahnesinde premiere yapacağız kısmet olursa.. Daha sonra da çeşitli tarihlerimize hep sosyal medyamızdan duyuruyor olacağız hem biz hem çalıştığımız belediyeler ve organizatör arkadaşlarımız afişleri çıkacaklar takip edebilirler oyunlarımızı... Neon çiçekleri bir müzikhol ortamında o dünyaya ait insanların bir gecede hayatlarının bir kesidine şahit olacağız hırsları aşkları sahne tutkuları düşkünlükleri yükselişleri olmaz denen aşkların en büyüğü ile yaşandığı gerek neşelendiren gerekse ara ara hüzünlendiren bir müzikal komedi, safiyetimizde canlı müzik, hatta ara ara sürprizler de yapıp böyle bir güzel sal heyeti varken elimizin altında kon uk şarkıcı misafirlerimiz de olabilir sürpriz babında, böyle bir oyun geliyor...
Bir ikincisi de bu yıl arsızlığım üstümde illaki iki kişilik bir oyun yapmak istiyorum bir kadın ve bir erkeğin hikayesi, her şey yolunda giderse birlikte oynayacağım harika oyuncunun da bahsini geçireceğim en kısa sürede.. gene Mustafa Aslantaş yazar dostum kaleme alıyor, uzun bir tek perde şeklinde bir romantik oyun geliyor inşallah her şey yolunda giderse, doğrusunu isterseniz sponsorel anlamda da biraz mesleğe ihtiyacım var hem de çok var... Hadi bakalım hayırlısı ne olacak yaşayacağız göreceğiz iyi olsun her şey, tiyatro perdeleri hep açık kalsın çok kişinin ekmek teknesidir hepimizin inşallah seyircimiz de ilgilerini eksik etmezler bizim üzerimizden, çünkü iyi yapılan her işe verilen emeğin en büyüğü tarafımızdan bu eserlere dökülüyor... Oyun bizden gelmekte sevgili seyircilerimizden olsun, sevgimiz kavuşmamız karşılıklı daim olsun...
Saygılarımla…
Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın…