istanbul escort

izmir escort

izmir escort

izmir escort

şişli escort

maltepe escort alanya escort

Yeni Çağrı Gazetesi

istanbul eskort ankara escort

İş fırsatları için hemen tıkla!

SAĞLIKLI GÜNLER

SAĞLIKLI GÜNLER
Avatar
Dinçer KARACALAR( [email protected] )
24 Kere Okundu
15 Ağustos 2019 - 17:35

Daylong Güneş Korumada Türk Kanser Derneği El Ele

Tüm canlıların hayat devamlılığı için vazgeçilmez bir yaşam kaynağı olan “güneş”; dikkat edilmediği takdirde sağlığı tehdit eden bir unsur olabilir. Türk Kanser Derneği ve Daylong işbirliği ile hayata geçirilen “Bu Sene Gölge Oyunu Oynamaya Var Mısınız?” projesiyle güneşin zararlarından korunma hakkında bilgilendirmek ve cilt kanseri konusunda farkındalık yaratmak amaçlanıyor.

 

Güneş ışınlarının özellikle çocuklarda kemik gelişimi, bağışıklık siteminin güçlenmesi ile vücudun direncinin artması, D vitaminin sentezlenmesi gibi son derece hayati faydaları vardır. Ancak dikkatsizce güneş ışınlarına maruz kalmakla cilt yanıkları, cildin erken yaşlanması, vücudun sıvı elektrolit dengesizliği, göz sağlığı ile ilgili sorunlar ve cilt kanseri gibi son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda cilt kanserinin gelişmesinde büyük risk oluşturur. Bu nedenle güneşin zararlı ışınlarından korunma hakkında bilgi sahibi olmak ve güneş koruyucuları kullanma alışkanlığı kazanmak büyük önem taşımaktadır. Türk Kanser Derneği ve Daylong işbirliğinde hayata geçirilen “Bu Sene Gölge Oyunu Oynamaya Var Mısınız?” projesinde güneşin zararları ve güneş koruyucu kullanımının önemi konusunda bilgilendirmeler yapılarak cilt kanseri konusunda farkındalık yaratmak amaçlanıyor. Proje kapsamında 12-13 Ağustos tarihlerinde Bodrum Gündoğan Halk Plajı’nda 14-15 Ağustos tarihlerinde ise Antalya Konyaaltı Plajı’nda bilinçlendirme etkinlikleri düzenlenerek farkındalığın arttırılması hedefleniyor.

Cilt kanserinden korunmanın ilk adımının güneşin zararlı ışınlarından korunmak olduğunu belirten uzmanlar; güneş ışınlarının dik geldiği 10:00-16:00 saatleri arasında güneşe direkt maruz kalınmaması ve mutlaka güneş koruyucu kullanılması konusunda uyarıyor. Güneş koruyucu kremlerin suya dayanıklı formüllerden tercih edilmesi, yüzme, aşırı terleme ve kurulanma sonrası tekrar uygulanması öneriliyor. Çocuklar için SPF 50+ koruyucu kremleri tercih edilmeli veçocuklara gölge kuralı öğretilmeli: “gölgenizin boyu sizden daha kısa olduğu zaman güneş ışınlarının en güçlü olduğu zamandır!”

Dış kulak iltihabında çocuklar ve diyabet hastaları risk altında

Kirli havuz sularının yanı sıra kulağı çubukla veya kirli havluyla temizlemeye çalışmak dış kulak iltihabına neden olabilir. Dış kulak iltihabı, kendini korumada yetersiz olan çocuklarda ve diyabet hastalarında daha sık görülür

Yaz aylarında deniz ve havuz sezonunun açılmasıyla birlikte sıkça görülen rahatsızlıklardan biri de dış kulak iltihabıdır. Genellikle orta kulak iltihabıyla karıştırılabilen ve panik yaratan bu durumun tedavisi ise oldukça basittir. Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kaan Akacun, dış kulak iltihabı ile ilgili bilgiler verdi…

KİRLİ SULAR VE PİS HAVLULARDAN UZAK DURUN!

Tıptaki adıyla ‘Otitis Eksterna’ ya da dış kulak yolu iltihabı olarak bilinen hastalık, dış kulak yolu cildinin ve kıl köklerinin iltihaplanması anlamına gelir. Bu hastalığın en yaygın sebepleri; havuz ve deniz suyu gibi kirli, kontamine olmuş sularla temas ya da enfekte materyallerle (pamuklu kulak çubukları, pis havlular gibi) kulağın kurulanması, temizlenmeye çalışılmasıdır. Dolayısıyla yaz aylarında görülme sıklığı artar. Her yaş grubunu içine alabilir ama kendini korumada yetersiz olan çocuklarda daha yaygın olarak karşılaşılır. Ayrıca diyabet hastalarında da daha sık görülür.

ORTA KULAK İLTİHABIYLA KARIŞTIRILIR

Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kaan Akacun, “Hastalığın etmenleri arasında bakteriler, mantarlar, atipik mikroorganizmalar ve nadiren virüsleri sayabiliriz.Belirtiler ise tipiktir; şiddetli kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişlik ve kızarıklıktır. Eğer tedavi edilmezse enfeksiyon, kemik ve kıkırdak dokulara yayılarak ciddi sonuçlara yol açabilir. En çok da orta kulak iltihaplarıyla karıştırılır ancak dış kulak yolu iltihaplanmalarında orta kulak sağlam olduğu için işitme kayıpları görülmez. Fakat müdahale edilmez ve hastalık ilerlerse, dış kulak yolunda ödem oluşacağından ileri dönemlerinde işitme kayıpları görülebilir” dedi.

KULAK ÇUBUĞU ‘KULAK İÇİN DEĞİLDİR!’

“Konulan teşhisin ardından eğer diyabet gibi eşlik eden bir hastalık yoksa tedavide; kulak damlaları, antibiyotikli, kortizonlu merhemler ve ödem giderici (antienflamatuar) ilaçlar kullanılır” diyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kaan Akacun, “Eğer hastalık erken safhada teşhis edilmiş ve yandaş hastalıklar da yoksa ağızdan antibiyotik kullanmadan kolayca tedavi edilir. Önemli olan konu ise hastanın şikayetleri geçse dahi tedaviye bir hafta devam edilmesi gerektiğidir. İlk 48 saat kulağa su kaçırmamak, enfekte sulardan korumak ve kulağı yabancı cisimlerle karıştırmamak korunmada çok önemlidir. Halkımız kulak çubuğu kullanımı konusunda oldukça bilinçsiz davranıyor. Kulakta kullanılmaması gereken bu çubuklarla kulağını karıştırırken zarını delen oldukça fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hatta öyle ki kulak içi kemiklerini bile onarılamaz bir şekilde yaralıyorlar. Amerika’da birçok eyalette, hükümet tarafından bu çubukların kutusunun üzerine ‘Kulak için değildir’ ibaresi konulması zorunlu kılınmıştı. Yani göründükleri kadar masum değiller. Dış kulak iltihabından, zar ve kulak kemiği hasarına kadar pek çok duruma yol açıyorlar” diyerek uyardı.

İYİLEŞİP TATİLE DEVAM EDEBİLİRSİNİZ

Op. Dr. Kaan Akacun, “Dış kulak iltihabı, tedavisi oldukça basit ve hastanın rahatsızlığının seviyesine göre farklı prosedürler uygulanan bir rahatsızlıktır. Vakit kaybedilmeden ve durum ilerlemeden teşhisin konulması çok önemlidir. Belirtiler gözlemlendiğinde, size en yakın sağlık kuruluşunda uzman bir hekim tarafında konulacak tanı ile kısa sürede iyileşip tatilinize kaldığınız yerden devam etmeniz mümkündür” dedi.

KARACİĞER SİROZUNA DİKKAT!

Karaciğer diyaframın hemen altında ve karın boşluğunun sağ üst kesiminde bulunan yaklaşık 12-14 cm uzunluğunda 1.5 kilogram ağırlığında bir organdır.  Karaciğer vücudun en önemli ve kendini yenileyebilme özelliği nedeni ile en nadide organlarıdan biridir.  Öyleki karaciğerin gizemi günümüzden 2500 yıl önce Yunan Mitolojisi’nde Prometheus’un hikayesinde saklıdır. Efsaneye göre Zeus tarafından cezalandırılan Prometheus Kafkas Dağları’na zincirlenmiş ve bir kartal  hergün Prometheus’un karaciğerinden bir parça yemekle görevlendirilmiştir. Gece olunca karaciğer hasarlı kısmını yeniden oluşturur ve yenilenen karaciğerde tekrar kartalın ertesi günkü yemeği olur.

Peki efsanelere konu olan ve kendini yenileyebilen bir organ nasıl olurda zamanla fonksiyonlarını tamamen yitirerek bir insanın hayatını olumsuz etkiler ? Demiroğlu Bilim Üniversitesi- Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr.  Erdem Koçak karaciğer sirozunun sebeplerine dikkat çekiyor;

Karaciğerin insan hayatının sağlıkli bir şekilde devamını sağlamak için;  vücudu birçok toksik maddeden temizlemek (detoksifikasyon), kan plazması için belirli proteinleri sentezlemek, vücuttaki yağ ve karbonhidrat metabolizmasını düzenlemek, kanın pıhtılaşmasını için gerekli maddeleri üretmek, fazla glukozu depolamak, bazı vitaminleri ve demiri depolamak gibi bir çok fonksiyonu vardır.

Karaciğer sirozu , altta yatan bir nedene bağlı olarak zamanla karaciğerin yapısal ve fonksiyonel bütünlüğünün bozulması sonucu ortaya çıkan ciddi kronik ve ilerleyici bir sağlık sorunudur. Genellikle “siroz” denilince akla ilk gelen neden yoğun ve uzun süreli alkol kullanımıdır. Ancak alkol dışında da bir çok neden karaciğer sirozuna yol açabilmektedir.  En sık nedenler arasında kronik alkol kullanımı, kronik viral hepatit B ve C enfeksiyonu ve yağlı karaciğer hastalığı yer almaktadır. Bunun dışında otoimmun hepatit, karaciğerde demir birikimi ile giden Hemakromatozis hastalığı, bakır birikimi ile giden Wilson hastalığı, otoimmun safra yolu hastalıkları, bazı doğumsal hastalıklar ve toksik maddelere maruz kalınması da karaciğer sirozuna yol açabilmektedir.

Alkol ve Siroz

Karaciğer sirozunun batı toplumlarında birinci ülkemizde ise ikinci en sık nedeni alkol kullanımıdır. En çok merak edilen konulardan biride ne kadar sıklıkta ve yoğunlukta alkol kullanımı siroza yol açtığıdır.  Cinsiyete göre alkol alım miktarı ve siroz gelişimi belirgin farklılık göstermektedir. Kadınların alkole karşı dayanıklılığı erkeklere göre daha düşüktür. Siroz gelişimi için kabul edilen alkol alım miktarı en az 20 yıl süre ile kadınlar için 40 gr /gün erkekler için 60-80 gr/gün dür.

Viral hepatitler ve Siroz

Ülkemizde sirozun en sık nedeni viral hepatitlerdir. Özellikle Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonları kan ve cinsel yol ile bulaşarak siroza kadar ilerleyen karaciğer hasarına neden olabilir. Hepatit B enfeksiyonundan korunmanın en güvenli yolu aşı olmaktır. Hepatit C enfeksiyonu için henüz tam koruma sağlayan aşı geliştirilmemiştir. Günümüzde her iki enfeksiyona yakalanan hastalar için çok etkin ve güvenilir tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.

Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı ve siroz

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede obezite ve diyabet sıklığının giderek artış göstermesiyle birlikte yağlı karaciğer hastalığının yaygınlığı giderek artmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda yağlı karaciğer hastalığının toplumdaki sıklığı % 25 civarında olarak bildirilmektedir. Yağlı karaciğer hastalığı basit yağlanmadan, 5 yılda % 10-15 siroz’a kadar ilerleyebilen klinik bir tablo olup son yıllarda klinik önemi giderek artan bir kronik hastalıktır. Yağlı karaciğer hastalığının kesin tedavisi için henüz bir ilaç bulunamamıştır. Düşük karbonhidrat ve yağ içerikli beslenme ile birlikte kilo verilmesi ve düzenli fiziksel aktivite kanıtlanmış en etkin tedavi yöntemidir.

Sirozun bulguları

Sirozun başlangıç evresinde halsizlik, yorgunluk, uyuklama, gözlerde ve idrarda sararma, ayaklarda şişlik, kaşıntı ve kansızlık gibi atipik şikayetler olabilir Zamanla hastalık ilerledikçe karın boşluğunda sıvı toplanması (asit), yoğun sarılık, koyu renkte idrar , bilinç bulanıklığı, koma, böbrek bozukluğu ve yemek borusu ve mide kanaması gibi bulgular ortaya çıkabilir.

BAŞINIZ DÖNÜYORSA KULAKLARA DİKKAT !

Doğuş Üniversitesi Öğretim Üyesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Yavuz Selim Yıldırım konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Vertigo, baş dönmesi demektir ve genellikle aniden ortaya çıkar.Çoğunlukla bulantı ve sersemlik hissi eşlik eder. Kusma nadiren oluşur. Baş dönmesi çok şiddetli olabileceği gibi kişinin günlük işlerini yapmasına engel olmayacak kadar hafifte olabilir. 

Çoğunlukla etkilenen organ kulaktır, detaylı bir öykü alma ve kulak burun boğaz muayenesinden sonra sıklıkla teşhis konabilir, Baş dönmesinin ne zaman başladığı ne kadar sürdüğünü eşlik eden semptomlar başka hastalık varlığı teşhis koyma da çok önemlidir, Baş dönmesinde ilk başvurulacak hekim Kulak Burun Boğaz doktoru olmalıdır.

Her yaş grubunda görülebilir.Stres ve ani hareketler baş dönmelerini tetikleyebilir.Kan basıncı, kalp ritmi etkilenebilir.Ayrıca baş hareketleriyle değişebilir.

Vertigonun kesin tanısı nasıl konur ?

İlk olarak poliklinik ortamında hastanın gözleri kontrol edilerek başlanır. Ardından fiziki muayene ve denge testi, İşitme testi, doppler ultrason, bilgisayarlı tomografi ve MR ile tanı konulabilir.

Vertigonun en sık nedenleri nedir ? 

En sık kulak kaynaklıdır. Sonra beyin, göz, kan basıncı, kalp, hormonlar ve çeşitli hastalıklara bağlı olabilir. Baş dönmesi kulakta en sık Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) görülür.Tüm baş dönmesinin yarıdan çoğunu bu hastalık oluşturur. BPPV’de çok kısa süreli baş dönmesi atakları olur.Bu ataklara eşlik eden; terleme, halsizlik ve yorgunluk olur.Hareket ile artan baş dönmesi hissi eşlik eder, hastalarda düşecekmiş hissi, dengesizlik, itilme, çekilme, çakılma, sallanma ve tekrar dönecekmiş hissi olur. Bu hastalıkta baş dönmesinin süresi saniyeler ile ifade edilir.Bu hastalarda işitme kaybı olmaz, kulakta çınlama olmaz, hastanın genel durumu iyidir, baş dönmesi esnasında herhangi bir yere çarpmaz, bilinç kaybı yaşanmaz.Hastanın nörolojik muayenesinde duyu kusuru, sinir felci, güçsüzlük gibi… sorunlar saptanmaz.

Baş dönmesi, ikinci sıklıkta İç kulaktaki sıvı basıncının artışına bağlı Meniere hastalığında oluşur.Bu hastalıkta aynı migren hastalığı gibi… ataklar halinde gelir kulakta çınlama dolgunluk basınç hissi ve baş dönmesi oluşur.Baş dönmesi 1 gün kadar sürebilir ancak atağın düzelmesi 4-5 günü bulabilir. Meniere hastalığı kulak tansiyonu olarak da bilinir.

Genellikle tek kulakta olur orta yaş bayanlarda daha sık görülür.Genetik olarak aktarılır. Meniere hastalığı, stres ve üzüntü ile artar, uzun süren açlık yorgunluk, tuzlu yiyecekler ve aşırı üzüntü hastalığın atak olarak başlamasına neden olur. Meniere hastalığında kusma görülebilir.Ayrıca baş ağrısı eşlik edebilir,. 

MEZOTERAPİ BİR ÇOK SORUNA ÇÖZÜM OLUYOR !

Medikal Estetik Hekimi Dr.Metehan Özgür,Mezoterapi uygulaması hakkında önemli bilgiler verdi.

1952 yılında ilk kez Dr. Michel Pistor tarafından uygulanan, 1987 yılından itibaren Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilen mezoterapi, Farklı amaçlara yönelik hazırlanmış özel ilaç karışımlarının derinin orta tabakasına, özel iğne uçları kullanılarak uygulanan özel bir enjeksiyon yöntemidir. Profesyonelce yapıldığında çok güzel sonuçlar almaktayız. Her probleme en uygun derinlikte ve en uygun maddeyi enjekte ediyoruz. Bu maddeler arasında kabaca doğal bitki özleri, homeopatik ajanlar, ilaçlar, vitaminleri diğer biyoaktif maddeler içeren karışımları ki bunlar arasında gençlik aşıları, somon dna denilen ürünler de vardır. Mezoterapi uygulamaları çok geniş bir yelpazedir. Cilt yenilenmesi, leke problemleri, kırışıklık tedavisi, bölgesel incelme, sıkılaşma,saç dökülmesini önleme, saç köklerini güçlendirme ve hatta kronik ağrı problemlerinde mezoterapi uygulamaktayız.

Her yaştaki herkese uygulanabilir mi ?

Dünyada trend artık yaşlanma henüz başlamadan önlemini almaya doğru ilerliyor. Günümüzde mezoterapi uygulamaları artık daha genç yaşlarda başlıyor. Anti-aging uygulamalar ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılıdır. 20’li yaşların ortalarından itibaren yaşlanma sürecinin belirtileri olan ince kırışıklıklar ortaya çıkmaya başlar ve zamanla bu kırışıklıklar derinleşir. Cilt yaşlanma süreci devam ederken kemik ve ciltaltı yağ dokusu da şekil ve yer değiştirmeye devam eder. Tüm bunların sonucunda bütünsel olarak “yaşlı ve yorgun” bir ifade karşımıza çıkar. Günümüzde artık biliyoruz ki yaşlanma süreci bütünsel olarak ele alınmalıdır. Cilt beslenirken; kemik ve yağ dokusundaki kayıplar, dokuya uyumlu maddelerle yerine konmalıdır. Bu sayede de cildin fizyolojisine uygun olarak, yaşlanma yerine “yaş alma” oluşmalıdır. Bunlar sağlanırken vücudu içten besleyen bir takım takviyelerle daha da sağlıklı ve etkin bir anti-aging protokol oluşturulmalı. 

İşlem ne kadar sürer ? Ve acı verir mi ? Ne zaman tekrar edilmesi gerekir ?

İşlem süreci seanslarla düzenlenir. Her hastaya özel olarak bir yol çizilmesi gerekmektedir ve bir standarda bağlamak doğru değildir. Ama yine de ortalama olarak bir harita belirlemek gerekirse, genç ciltlerde 2 ile 4 seans, orta yaş ciltlerde ise 4 ile 6 seans daha ileri yaşlardaki ciltlerde ise 6 ile 8 seanslık bir uygulama yeterli olacaktır. 6 ayda bir tekrarlanması ve koruyucu ara seanslar yapılması etkinliğin kalıcılığı açısından önemli destekleyici görevi görür. Uygulama öncesinde lokal anestezik kremler sürülür, yaklaşık 15-20 dakika kadar etki etmesi beklenir. Daha sonra bu kremler iyice temizlenerek mezoterapi işlemine başlanır. İğneler çok küçük olduğu için çoğu zaman hissedilmez bile, tabiri caizse “sinek ısırığı” gibi bir acı olabilir. Enjekte edilen kokteyllerin içeriğine göre saniyeler sürecek bir yanma hissi oluşabilir. Genel olarak işlemler maksimum 30 dakika sürmektedir. Hemen sonrasında danışanlarımız normal hayatlarına dönebilirler.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

  • iOS (iPhone) --> 4
  • Android --> 3
Gönder
Sonuçlar

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans

alsancak escort buca escort karşıyaka escort fake taxi porno ensest porno tecavüz porno

istanbul escort

izmir escort

izmir escort

izmir escort

şişli escort