"JEKYLL VE HYDE MÜZİKALİ" YENİ PRODÜKSİYONUYLA 6 MART'TA PRÖMİYER YAPACAK

Rock müziği sanatçısı Hayko Cepkin'in başrolünde yer aldığı "Jekyll ve Hyde Müzikali", yenilenen kadrosuyla sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Yazar ve şair Robert Louis Stevenson'ın aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan yapımın yeni sezon prömiyeri, 6 Mart'ta İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilecek. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen provalarda basın mensuplarına açıklamada bulunan Hayko Cepkin, müzikalin çok kıymetli ve güçlü bir hikayeye sahip olduğunu söyledi.

"DAHA GÜÇLÜ BİR PRODÜKSİYON YAPARAK GERİ GELDİM" TİYATRO BENM HIRSIM

Cepkin, eserin hikayesinin her zaman güncel olduğunu belirterek, "İyiliğin ve kötülüğün hiç tükenmediği bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple de aslında uzun soluklu bir oyun bu. İlk röportajlarımda bu oyunun, 7-8 yıl süreceğini söylemiştim. Kısa bir ara vermek durumunda kaldım. Ama daha güçlü bir prodüksiyon yaparak geri geldim. Sözümde duruyorum yani çok uzun yıllar bu eseri oynarız." dedi. Bu sezon oyunu yeniden yazdıklarını ve müziklerini yeniden düzenlediklerini dile getiren Cepkin, şöyle devam etti: "Pelin (Akil) Hanım da aramıza henüz 6 gün önce katıldı. Ama 6 yıldır partnermişiz hissi verdi. Sesi de muhteşem. Benim hikayemde tiyatroyu biliyorsunuz. Almadılar, giremedim gözümden dolayı vesaire... Tiyatro benim hırsımdı. Meğerse Pelin'in içinde de böyle bir hırs varmış. İyi ki bir şekilde Pelin'e ulaşmışız." Cepkin, prömiyerin ardından Türkiye turnesine de çıkacakları bilgisini vererek, "Partisyonu zor, yorucu bir oyun. Gücüm ve ruhum yettiğince bu oyunu oynarım." ifadesini kullandı. Müzikalin bir önceki sezonuna dair de açıklamalarda bulunan Hayko Cepkin, şunları anlattı: "Önceki oyunda benim iç dünyam problemliydi. Çok hoşnut olmadığım bir sürü şey vardı. Ama oyun çok iyi gidiyordu. Fakat bazı şeylerin çok iyi gitmesi yeterli değil. İç dünyamın da çok iyi gitmesi gerekiyor. Bu yüzden iç dünyamın düzelemeyeceğini gördüğüm an sözleşmem gereği tarihim bittiğinde ben de müzikali bitirdim. Benim için önemli şey sahne bittikten sonraki kısım. Çünkü 30 yıldır sahnedeyim ve 30 yıllık bir ekiple dolaşıyorum. Orada kurduğum bu yıkılmaz samimiyetin aynısını, burada da yaşayabilirsem bu müzikal sonsuza kadar gider."

Yeni sezonda müzikale katılan oyuncu Pelin Akil de eserde "Lucy" karakterini canlandırdığını dile getirerek, "Hayko'yu severek dinlediğim bir dönemim vardı ve şimdi de onunla aynı sahnede olmak ayrı bir şey. Böyle bir müzikalde bütün şarkıların Hayko tarafından tekrar düzenlenmesi ve yepyeni bir soluk getirilmesi çok çok güzel." görüşlerini paylaştı. Akil, müzikalde 6 şarkı söylediğini belirterek, "İngilizcesine hakim olduğum şarkılar. Her gün çalışmaya devam ediyorum. İlk başta korkmuştum. İlk gün okuma provasına geldiğimde herkesle tanıştım, bütün ekip beni alıp yukarıya taşıdılar. Her şey çok hızlı oldu. Burada güzel bir dayanışma var." diye konuştu.

Oyunun yönetmeni Fatih Dokgöz ise "Jekyll ve Hyde"nin dünyanın her yerinde yapılan bir müzikal olduğundan bahsederek, "Dünyanın her yerinde kendi ülkesinin motifleri işin içine giriyor. Ben eseri uyarlarken Türkiye'nin motiflerini baz almadım, daha evrensel bir müzikal yapmaya çalıştım. Yani dekorumuz, ışığımız, oyunculuklar tamamen evrensel oldu. Oyunda tamamen her şey yeni." dedi. Dokgöz, müzikalde çok başarılı bir ekip kurduklarını aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Pelin inanılmaz müzikale adapte oldu. Ekibin diğerleri de aynı şekilde. Gerçekten sadece sahnenin önü değil, sahne gerisinde de güzel bir ekip kurduk. Tiyatroda sahne gerisinde eğer mutluluk, güzellik varsa bu seyirciye de yansıyor. Bayağı kalabalık bir ekibiz. 50-60 kişiyi buluyor. Ensemble ekibimiz de var hepsi canavar gibi. Oyuncularımızın hepsi de birbirinden yetenekli. Ben de elimden geleni yaptım ve biz çok eğlendik." Müzikal, Dr. Henry Jekyll'in insan doğasının iki yüzünü ayırma arayışını ve karanlık benliği Mr. Hyde ile mücadelesini konu alıyor. İstanbul’da 6 Mart’taki prömiyerin ardından müzikal, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 14 Mart ile 12 ve 26 Nisan’da, Bostancı Gösteri Merkezi’nde ise 7 Mart ve 5 Nisan’da izlenebilecek. Turne kapsamında oyun ayrıca 25 Nisan'da Ankara ATO Congresium, 19 Mayıs'ta Antalya Açıkhava Tiyatrosu, 18 Haziran'da Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür Merkezi, 19 Haziran'da Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi ve 20 Haziran'da Adana Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu'nda sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

O KAREDEKİ GERÇEK: PUNCH'IN SARILIŞI NE ANLATIYOR?

Korktuğumuzda Nereye Sarılırız? Makak Punch ve Güven Arayışı

Sosyal medyada infial yaratan Makak Punch görüntülerine dair ezber bozan bir analiz geldi. Düşün Yazarı Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, Punch’ın bir peluş oyuncağa sığınmasını “sinir sisteminin dağılmama çabası” olarak nitelendirdi. Keltek’e göre o kareler sadece bir hayvanın maruz kaldığı şiddeti değil, canlı yaşamının en temel ve nörobiyolojik ihtiyacı olan “güvenli bağlanmayı” temsil ediyor. Sosyal medya akışında saniyeler süren, ancak izleyen herkeste derin bir burukluk yaratan Makak Punch görüntüleri, bilimsel bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bir canlının zorbalık anında elindeki peluş oyuncağa sıkı sıkıya sarılmasına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, meselenin yalnızca bir şiddet vakası olmadığını, bir “güvenlik üssü” arayışı olduğunu ifade etti. Punch’ın elindeki peluşun bir aksesuar değil, bir “geçiş nesnesi” olduğunu vurgulayan Keltek, tehdit anında organizmanın verdiği tepkiyi şu sözlerle analiz etti: “Tehdit anında organizma, hayatta kalmak için güvenli bir figüre yönelir. Güven yoksa sinir sistemi regüle olamaz. Punch’ın o sarılışında gördüğümüz şey ilkel bir refleks değil, evrensel bir hakikattir: Mesele sadece korunmak değil, ruhsal olarak dağılmamaktır.” Haberin bilimsel arka planında, 1950’li yıllarda Harry Harlow tarafından gerçekleştirilen ve psikoloji tarihine geçen “Temas Deneyi” yer alıyor. Keltek, Punch’ın davranışının bu deneyle birebir örtüştüğünün altını çizdi. Harlow’un deneyinde yavrular; süt veren tel anne yerine, hiçbir besin sunmayan ancak sıcaklık veren yumuşak kumaş anneye sığınmıştı. Keltek, bu çarpıcı deneyin günümüze yansımasını şöyle değerlendirdi:“Bağlanmanın merkezinde besin değil, güven vardır. Ten teması; kalp ritmini ve kortizol düzeyini doğrudan etkileyen nörobiyolojik bir zorunluluktur. Punch, o zorbalığın ortasında sütü (besini) değil, güvenli bir sıcaklığı (peluşu) seçerek hayatta kalma kodlarımızı yeniden hatırlattı.” Bağlanma kuramının yokluğunda nelerin kaybedileceğine dair 1966 sonrası Romanya yetimhanelerinden örnekler veren Keltek, temas yoksunluğunun ağır bilançosuna dikkat çekti. Fiziksel ihtiyaçları karşılandığı halde kucaklanmayan çocukların bir süre sonra ağlamayı bıraktığını hatırlatan Keltek, bu durumun ağır mental rahatsızlıklara ve ölümlere yol açtığını ifade etti. “Güvenli bağlanma ‘Benim bir güvenlik üssüm var’ der,” diyen Keltek, güvenli bağın oluşmadığı durumlarda canlının “kim olursa olsun yeter ki biri olsun” diyerek her türlü istismara açık hale geldiğini vurguladı. Gordon Allport’un “Sosyal Temas Kuramı” üzerinden güncel bir eleştiri getiren Hatice Keltek, her temasın iyileştirici olmadığını, aksine bazı temasların travmayı derinleştirdiğini belirtti:“Temasın şifa olabilmesi için güvenli, karşılıklı ve eşit koşullarda gerçekleşmesi gerekir. Punch’ın hikayesindeki gerilim tam da burada düğümleniyor: Ortada bir temas var ama bu temas hiyerarşik ve zorlayıcı. Güç dengesinin olmadığı yerde temas, sinir sistemi tarafından doğrudan ‘tehdit’ olarak kodlanır. Punch bu yüzden savunmaya geçti ve ikame annesine sarıldı.” Haber bülteninin sonuç bölümünde Keltek, modern dünyanın bağlanma krizine işaret ederek, toplumsal barışın ancak güvenli temasla mümkün olacağını dile getirdi. Keltek, “Mesafe arttıkça tehdit algısı büyür; güvenli temas arttıkça anlayış gelişir. Punch’ın peluşuna sarılması, hepimizin bir sıcaklığa sığınma ihtiyacının sembolüdür,” diyerek sözlerini noktaladı.

ALTAR KAFESCİ'DEN ''DEŞMEYİN YARAMI''

Altar Kafesci, yeni teklisi “Deşmeyin Yaramı” ile dinleyicilerini derin ve içsel bir yolculuğa davet ediyor. Türk alternatif pop sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri olan sanatçı, bu çalışmasında kalp kırıklığı, suskun acılar ve geçmişle yüzleşme temalarını güçlü bir duygusal dille ele alıyor. “Deşmeyin Yaramı”, sözleriyle derin bir kırgınlığı ve içsel hesaplaşmayı anlatırken, hareketli ve enerjik bestesiyle dinleyiciyi ayağa kaldıran, ritmiyle sürükleyen bir yapıya sahip. Bu karşıtlık, şarkıyı yalnızca hüzünlü bir anlatı olmaktan çıkarıp, güç veren bir dönüşüm hikâyesine dönüştürüyor. Minimal düzenlemesi, yumuşak piyano dokunuşları ve modern pop altyapısıyla öne çıkan parça, Altar Kafesci’nin kırılgan ama güçlü vokal yorumu sayesinde dinleyiciyi ilk andan itibaren içine çekiyor. Sanatçı şarkıyla ilgili olarak, “Bu parça, sustukça büyüyen bir acının sesi. Herkesin içinde konuşulmayan bir yarası var ve ‘Deşmeyin Yaramı’ tam da bu noktada insanın kendiyle yüzleşmesini anlatıyor,” sözleriyle duygusal yaklaşımını özetliyor. Alternatif pop ve duygusal pop çizgisinde konumlanan şarkı, melankolik sözleriyle kalbe dokunurken, dinamik ritmiyle dinleyici de hareket etme ve yeniden başlama hissi uyandırıyor. “Deşmeyin Yaramı”, yayın tarihi itibarıyla Spotify, Apple Music, YouTube Music, Deezer, Fizy ve tüm dijital platformlarda yerini alacak; eş zamanlı olarak şarkının video klibi de YouTube üzerinden izlenebilecek. Duygusal anlatımı ve bağımsız ruhuyla tanınan Altar Kafesci, bu yeni çalışmasıyla müzikal olgunluğunu bir adım daha ileri taşıyor ve dinleyicilerine kalpten gelen ama ritmiyle güç veren bir hikâye sunuyor. "Deşmeyin Yaramı" GGM Plakçılık etiketiyle tüm dijital platformlarda.

Saygılarımla...

Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın...