SİBEL ALAŞ VE JALE SİLİVRİ VİLLADA SEVENLERİYLE BULUŞTU...
90‘ların unutulmaz isimleri Sibel Alaş ve Jale, Umutcan Atmış ve Mert Kocatepe organizasyonuyla 29 Ağustos Cuma akşamı Silivri Villada sevenleriyle buluştu. Sanatçılar yüksek enerji ve muhteşem repertuvarlarıyla sevenlerine adeta efsaneler ötesi müzik dolu bir gece yaşattılar. Gecenin başında Silivri Villanın yöneticisi Bertan Tapin açılış konuşmasında katılımları için seyircilere teşekkürlerini sundu ve geceyle ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdi. Konser sırasında konuk sanatçı olarak ünlü söz yazıları bestekar Bülent Yetiş de yer aldı ve sonrasında Sibel Alaş, Jale, Bülent Yetiş üçlüde sahne performansı gerçekleştirdiler. Konserin sonunda sanatçılar ellerinde Türk bayraklarıyla 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı ilk saatlerini tüm seyircilerle birlikte coşkuyla kutlayarak programı müthiş bir şekilde tamamladılar.
ADANA ALTIN KOZA'DA YARIŞACAK FİLMLER BELLİ OLDU....

22-28 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin heyecanla beklenen Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 4’ü dünya prömiyeri olmak üzere 10 film jüri önüne çıkacak. Toplam 895 filmlik rekor başvurunun gerçekleştiği festivalin Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’na da 27 proje başvuruda bulundu. 22-28 Eylül 2025 tarihleri arasında yapılacak 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın filmleri belli oldu. 16 kategoride Altın Koza Ödülleri’nin sahiplerini bulacağı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışacak 10 film, Esin Küçüktepepınar, Mehmet Açar, Doç. Dr. Hakan Erkılıç ve Senem Erdine’den oluşan seçici kurulun değerlendirmesi sonucu belirlendi. Bu yıl jüri karşısına, Ali Cabbar’ın “Annemin Solgun Çiçekleri”, Emine Emel Balcı’nın “Buradayım, İyiyim”, Emine Yıldırım’ın “Gündüz Apollon Gece Athena”, Gözde Kural’ın “Cinema Jazireh”, Hakkı Kurtuluş ile Melik Saraçoğlu’nun “Algoritma'ya Biat Et”, Pelin Esmer’in “O Da Bir Şey Mi”, Orhan Eskiköy’ün “Ev”, Özkan Çelik’in “Perde”, Rezan Yeşilbaş’ın “Uçan Köfteci” ve Tayfun Pirselimoğlu’nun “İdea” adlı filmleri çıkacak ve sinemaseverlere Altın Koza heyecanı yaşatacaklar. Geçtiğimiz ay Karlovy Vary Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan “Cinema Jazireh”, Türkiye’de ilk kez Adana’da izleyici karşısına çıkarken; “Algoritma'ya Biat Et”,“Annemin Solgun Çiçekleri”, “Ev” ve “Perde” adlı filmler de dünya prömiyerlerini Adana Altın Koza Film Festivali’nde yapacak. Finalistlerden ayrıca,“Annemin Solgun Çiçekleri”, “Gündüz Apollon Gece Athena”, “Perde” ve “Uçan Köfteci” yönetmenlerin ilk uzun filmleri olarak da dikkat çekiyor. Türkiye sinemasının en önemli buluşma noktalarından biri olan festivalin yarışmalarına bu yıl rekor sayıda başvuru gerçekleşti. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na 45 filmin başvurduğu festivalde, Belgesel Film Yarışması’na 65 film, Uluslararası Kısa Film Yarışması’na 277 film, Ulusal Kısa Film Yarışması’na 288 film ve Öğrenci Kısa Film Yarışması’na 220 film olmak üzere toplamda 895 film başvuru gerçekleşti. Festivalin geçen yıl başlattığı Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’na da bu yıl 27 proje başvuruda bulundu. Yarışma, edebiyatımızın önemli eserlerinin sinemaya uyarlanmasını teşvik ederek, yapımcı ve yaratıcıların yeni filmler üretmesine maddi ve manevi katkı sunmayı amaçlıyor.
MENAJER GÜLDEN AVŞAROĞLU:
''OYUNCULUK ŞÖHRET OYUNU DEĞİL, EMEK VE DİSİPLİN İŞİ''

Türkiye’de birçok ünlü ismin menajerliğini yapan Gülden Avşaroğlu, oyunculuk mesleğine yönelik artan ilgiyi ve sektörün değişen dinamiklerini değerlendirdi. Avşaroğlu, özellikle gençler arasında oyunculuk arzusunun arkasında yatan sosyolojik nedenleri, dijital platformların etkisini ve menajerlik mesleğinin günümüzde karşılaştığı zorlukları kapsamlı bir şekilde anlattı. Avşaroğlu, Türkiye’de son yıllarda gençlerin büyük kısmının oyunculuğu bir meslekten çok şöhrete açılan bir kapı olarak gördüğünü belirtti. Pandemi döneminde sosyal medyada hızla yükselen influencerların gençler için cazip bir örnek oluşturduğunu ifade eden Avşaroğlu, “Gençler, eğitim almadan kısa sürede popüler olup ciddi gelir elde edilebildiğini gördü. Bu da onları sabır, disiplin ve istikrar isteyen mesleklerden uzaklaştırdı” dedi. Dijital kanalların oyunculuk kriterlerini değiştirmediğini, sadece yeni hikâyelere ve farklı rollere alan açtığını söyleyen Avşaroğlu, “Oyunculukta dün ne geçerliyse bugün de aynı: yetenek, disiplin ve üretkenlik. Platformlar değişse de bu mesleğin özü asla değişmez” ifadelerini kullandı. Sosyal medyada takipçi sayısının öne çıkarılmasını eleştiren Avşaroğlu, oyunculuk eğitimini her koşulda öncelikli gördüğünü vurguladı: “Seyirciyi büyüleyen şey takipçi sayısı değil, alınan eğitim ve sahici performanstır.” Oyunculuğun disiplin, yetenek ve doğuştan gelen bir ışık gerektirdiğini dile getiren Avşaroğlu, “Tıpkı doktorluk ya da mühendislik gibi herkes oyuncu olamaz. Bu meslek sadece hevesle yapılabilecek bir iş değil” dedi. Yeni oyuncu adaylarının en büyük yanılgısının, şöhretin hızla geleceğine inanmak olduğunu belirten Avşaroğlu, “99 audisyona girip reddedilebilirsiniz, belki yüzüncüsünde iş alırsınız. Oyunculuk aceleyle değil, sabırla büyür” değerlendirmesinde bulundu. Son yıllarda menajerlik mesleğinin en büyük zorluklarından birinin etik değerlerin zayıflaması olduğuna dikkat çeken Avşaroğlu, “Eskiden ajanslar arasında daha saygılı bir iletişim vardı. Bugün açgözlülük ve etik kayıplar sektörde ciddi bir sorun haline geldi” dedi. Gelecekte oyunculuk mesleğini en çok yapay zekânın dönüştüreceğini söyleyen Avşaroğlu, bu gelişmelerin sektörde endişe yarattığını belirtti. Ancak tiyatronun her zaman varlığını sürdüreceğini vurguladı: “Tiyatro insanın ruhuna dokunan bir sanat dalı. Onun yerini hiçbir teknoloji alamaz.” Uzun yıllardır sektörün içinde olan Avşaroğlu, genç oyunculara şu tavsiyelerde bulundu: “Çok okuyun, çok izleyin, şöhretin değil kalıcılığın peşinde koşun. Kendinize sürekli yatırım yapın, ustalarınızı dinleyin. En önemlisi de iyi insan olun; çünkü oyunculuk kötü insanın üzerine inşa edilemez.”
ELİF URAS’IN ELLERİNDE TOPRAK SERGİSİ 16 EYLÜL’DE GALERİST’TE AÇILIYOR...

Elif Uras’ın kadın emeğini tarihsel ve maddi kültür bağlamında yeniden düşünmeye davet eden Ellerinde Toprak başlıklı sergisi, 16 Eylül – 8 Kasım tarihleri arasında Galerist’te izleyiciyle buluşuyor. Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin (KTSM) desteğiyle gerçekleşen sergide, sanatçının New York’ta torna ve elde şekillendirme teknikleriyle ürettiği seramik işleri, Osmanlı’dan bu yana Türk çiniciliğinin tarihi merkezi olan İznik’te döküm yöntemiyle ürettiği eserleriyle ilk kez bir araya geliyor. Sanatçının hacimli ve kadın bedeninden esinlenen vazoları, figüratif ve soyut anlatımları iç içe geçiriyor: İslam sanatının geometrik ritminden esinlenen optik desenler, sanatçının yaşadığı coğrafyaya özgü Neolitik kil figürlerinden ilhamla şekillenen formlar üzerinde dalgalanıyor. Astar, yıkama, sıraltı boya ve altın yaldız kullanımıyla Uras, çok katmanlı, dokulu ve rölyefi andıran yüzeyler yaratıyor. Sergide, kadın emeği, dayanışma ve destek temalarını ortaya koyan seramik heykellerin yanı sıra tabak ve tabletler yer alıyor. Türkiye’de kadınların yalnızca %30’unun resmi istihdamda olduğu güncel sosyoekonomik bağlamda, bu temalar daha da derin bir anlam kazanıyor. Elif Uras, Anadolu kadınları ile altının tarihsel bağını izleyerek, bu değerli madeni ataerkil güçlerin simgesi olmaktan çıkarıyor ve kadınların görünmeyen, karşılıksız emeğinin sembolü olarak tasavvur ediyor. Bölgenin tarih öncesi, Yunan, Roma ve Bizans mirasından olduğu kadar yakın tarihinden de esinlenerek bastırılmış anlatıları yeniden gün yüzüne çıkarırken, kalıcılığını sürdüren kültürel soylara dikkat çekiyor. Yaldızla boyanmış kadın figürleri, vazoların yüzeylerinde, ev içi emekten tarıma, dokumacılıktan çömlekçiliğe kadar uzanan geleneksel kültürel pratiklerin taşıyıcısı olarak beliriyor. Uras, bu değeri çoğu zaman göz ardı edilen emek biçimlerini direnişin, dayanıklılığın ve sürekliliğin güçlü anlatılarına dönüştürerek, onları mitik ve zamansız bir forma kavuşturuyor. Kale Grubu’nun “İyi Bak Dünyana” yaklaşımıyla hayata geçirilen Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), seramiği kültürel bir hafıza, toplumsal bir ifade ve ortak üretim alanı olarak görürken; sanatçılarla diyalog kurmaya, iş birliklerine ve kamusal alanla bağını güçlendirmeye odaklanıyor. Elif Uras’ın seramiği bir düşünme biçimi olarak ele alan çok katmanlı pratiği, bu diyaloğun güçlü bir parçası olarak anlamlı bir bağlamda buluşuyor. Ellerinde Toprak, 8 Kasım 2025 tarihine dek, pazar günleri hariç her gün 11.00–19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Vegan Yönetmen Setenay Acı’dan Uluslararası Farkındalık Filmi: “Olasılık”

Başarılı yönetmen ve senarist Setenay Acı, yeni kısa filmi “Olasılık” ile uluslararası festivallere hazırlanıyor. Karacabey Longoz Ormanları ve Bursa Arkeoloji Müzesi’nde çekilen film, şiddet döngüsüne dikkat çekerek hayvanlara, çocuklara ve kadınlara yönelik baskıya karşı güçlü bir duruş sergiliyor. Müziklerinde Tan Taşçı ve dünyaca ünlü grup Sigur Rós imzası var! Teaser’daki etkileyici sahneler ve Narin’in anısına yapılan göndermeler, filmi özel kılıyor. Geçtiğimiz günlerde AKM’de gala gösterimi yapılan film, şimdiden büyük merak uyandırdı.
Saygılarımla...
Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın...