2006 yılında gösterime giren film ABD ve Almanya ortak yapımıdır. Filmde James McTeigue yönetmenlik koltuğuna, filmin yapımcıları olan Wachowski kardeşler tarafından getirtilmiştir. Dolayısı ile bu film biraz da yapımcıların istediği doğrultuda şekillenmiştir.

Wachowski kardeşler (Lana ve Lily Wachowski), Polonya asıllı yönetmen kardeşler. Lana Wachowski 21 Haziran 1965, Lilly Wachowski ise 29 Aralık 1967 tarihinde Chicago'da doğmuştur. Matrix serisinin senaristliği ve yönetmenliğiyle üne kavuştular. 2005 yapımı olan V for Vendetta'nın da senaristliğini üstlendiler.

James McTeigue ise Avustralyalı bir film ve televizyon yönetmenidir. V For Vendetta ile ilk yönetmenlik deneyimini yaşamış ve bu filmle eleştirel beğeni toplamıştır. Matrix üçlemesi ve Star Wars: Episode II – Attack of the Clones gibi yapımlarda da asistan yönetmen olarak çalışmıştır.

Film Alan Moore’un yazıp, David Lloyd’un çizdiği, DC Comics’in yayımladığı ve yine V For Vendetta isimli çizgi romandan beyaz perdeye uyarlanmıştır. Filmin başrollerinde Hugo Weaving ve Natalie Portman oynamaktadır.

Hugo Weaving, V karakteri ile kimliği belirsiz, yüzü ve elleri yanıklar içinde olan, Guy Fawkes maskesi ve siyah eldiven takan, intikam arayan bir katili oynarken; aslında baskıcı rejime karşı bilinç uyandıran bir devrim sembolüdür.

Kendisine yapılan kötülüklerin intikamını almaya kararlı olan V, faşist ve totaliter bir rejime karşı halkının özgürlük savaşçısı rolünü üstlenir ve halkı bu distopyada birleştirir. William Shakespeare’in sanat ve felsefe alıntıları ile konuşarak da filmde entelektüel ve karizmatik yönünü ortaya koyar.

Aynı zamanda V, dönemin faşist İngiltere’sinde hükümetin dışladığı, farklı görüş ve yaşayış biçimine sahip, din ve ırk ayrımına maruz kalan insanların hücrelere atıldığı kamplardan birisi olan Larkhill Yerleştirme Kampı’nda çıkan bir patlama sonucu vücudunda derin yanıklar alarak kurtulan bir kişidir. V bu kampta vücuduna enjekte edilen ilaç sayesinde bir takım özel güçlere sahip olur.

Natalie Portman, Evey Hammand karakteri ile öncelikle kahramanı olan V’nin verdiği savaşın halk için bir tehdit mi yoksa yardım mı olduğuna karar verecektir. Filmin başında sıradan, korkak ve totaliter rejime uymaya çalışan bir sistem insanıdır. V ile beraber ise bilinçlenecek, özgürlüğünü önemseyen bir kadın olacaktır. V karakterinin, kendisine uyguladığı bir farkındalık testi ise Evey karakterinin kırılma noktası olacaktır.

Stephan Rea, filmdeki dedektif Eric Finch karakterine hayat vermiştir. Rejime sadık, işini özenle yapmaya çalışan ancak giderek artan bir vicdan muhasebesi de yapan kıdemli bir polistir. Finch, seyircinin hikâyeye dışarıdan bakmasını sağlayan bir pusuladır. V’yi yakalamaya çalışırken, devletin karanlık sıralarını, toplama kamplarını ve totaliter rejimini ortaya çıkarır.

John Hurt ise filmde Şansölye Adam Sutler rolündedir. Norsefire partisinin başında bulunan, faşist ve diktatör İngiiltere’nin mutlak lideridir. Sutler, George Orwell’ın 1984 romanındaki “Big Brother” (büyük birader) figürünün sinemadaki en net karşılığıdır. Her yer ve her şeyi izlerken; aynı zamanda korku ve kaos ortamından da beslenir.

Sinema tarihinin en güçlü politik distopyalarından biri olan bu film hem felsefi altyapısı hem de unutulmaz karakterleriyle izleyiciyi derin bir sorgulamaya iter. Film alıntı almayı sevenler için inanılmaz bir kaynaktır. “V For Vendetta” yalnızca maskeli bir adamın intikam hikayesi değil; korku imparatorluklarının nasıl kurulduğunu ve bu imparatorlukların halkın ortak bilinciyle nasıl yıkılabileceğini anlatan katmanlı bir metindir.

Korku politikası ve sözde güvenlik tehdidi ile halkı endişe içinde bırakmak, medya manipülasyonu iktidarın uyguladığı politikadır. Rejim, huzur ve güvenlik vaadi karşılığında bireylerin tüm özgürlüklerini ellerinden alır. Evey’nin çalıştığı devlet televizyonu ise halkı uyutmak için güçlü bir propaganda aracı olarak kullanılır. Devlet, algı yönetimiyle sahte gerçekliği şekillendirir ve yaratır.

Filmin merkezindeki en önemli felsefi argümanlardan biri, “Fikirler kurşun geçirmez” mottosudur. Bedenler yok edilebilir ya da ölebilir; ancak doğru bir fikir durdurulamaz ve milyonlarca zihne etki edebilir, sonunda ise bu zihinler bu ortak fikir altında kitleler halinde birleşebilir.

V For Vendetta, devletlerin bireyleri koruma bahanesiyle özgürlüklerini kısıtladığı her dönemde güncelliğini koruyan bir başyapıttır. Filmdeki “Halk hükümetlerinden korkmamalı, hükümetler halkından korkmalı” repliği, günümüzde hâlâ küresel çapta sivil toplum hareketlerinin ve çeşitli protestoların temel sloganlarından biri olmaya devam etmektedir.

Filmde dikkatleri V karakterinin taktığı Guy Fawkes maskesi çekiyor. Guy Fawkes, 5 Kasım 1605’te İngiltere Kralı I. James’i ve parlamento üyelerini öldürmek için kurulan “Barut Komplosu”nun (Gunpowder Plot) patlayıcı sorumlusu olan İngiliz Katolik askerdir. Patlamaya hazırlanırken barutların korumasını üstlendiği anda suçüstü yakalanır, ardından suçunu itiraf eder ve idam edilir.

Filmdeki bu maske dijital aktivist grup olan Anonymous ve dünya genelinde Protestanların sembolü oldu. İngiltere her yıl 5 Kasım günü Guy Fawkes Gecesi (Bonfire Night) şenlikler eşliğinde kutlanır.

Film kesinlikle tavsiyemdir. Özellikle George Orwell’ın 1984 romanını okuyanların aklına ise bu roman, V For Vendetta filmi ile yeniden gelecektir. Başrolleri paylaşan Hugo Weaving ve Natalie Portman’ın oynadığı sahneler ise seyir zevkini yükselten, heyecan veren ve merak uyandıran anlar olmuş.

Filmden aldığım güzel alıntılar ile analizimi sonlandırmak istiyorum:

“Gerçeğin gücüyle yaşadığım sürece kâinatı bile fethedebilirim.”

“Rastlantı diye bir şey yoktur; rastlantı aldatmacası vardır.”

“Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez.”

“Siyasiler gerçeği örtmek, sanatçılar ise gerçeği göstermek için yalan söylerler.”

“Bize insanları değil fikirleri hatırlamamız söylendi. Çünkü bir adam yenilebilir, yakalanabilir, öldürülebilir, unutulabilir. Fakat bir fikir 400 yıl sonra bile hâlâ dünyayı değiştirebilir.”