Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece, yılbaşı yani yeni bir yılın gelişidşr. Türkiye’de bir “gelenek” olacak kadar uzun zamandır kutlanıyor. Türkiye’de yılbaşı kutlamalarının başladığı 19. yüzyılın sonunda saray, aydınları ve yüksek bürokrasi dilinde hakim olan Fransız etkisiyle Noel olarak yaygınlaştı.

Aslında Türkiye’de yılbaşı tartışmaları Tanzimat’la başladı. Yani yılbaşı kutlamaları, Tanzimat’la Saray çevresi, bürokrasi ve askerler genelde “ecnebilerin” balolarına katılırken, halk yılbaşını bir “Frenk adeti” olarak gördüğü için benimsemedi. Buna rağmen hepsi olmasa da anlaşılana göre bazı davetlere padişahlarda katıldığından bu o dönemde “ecnebi icadıdır” diye çok da mesele olmadı. Cumhuriyet’in yılbaşı balolarıyla başlayan kutlama geleneği ise uzun süre “halkın geneli” tarafından evde, ailenin kesesine göre yemek, kuruyemiş, meyve ve tombala eğlencesi şekliyle içselleştirildi.

Türkler tarih sayfalarında yer almaya başladıkları binlerce yıl önceki ilk dönemlerden beri yeni yılı ve yılbaşını Akçam Ağaçlarını süsleyerek, ateş yakararak ve dans ederek kutlardı. Bu özel güne “Nardugan Bayramı” adı verilmişti. Nardugan Bayramı farklı Türk topluluklarında çeşitli şekillerde isimlendirilmiş; “Koyaş Tuğa”, “Nardugan”, “Mardugan”, “Raştua”, “Nartavan”, “Nartukan”, “Nardava”, “Nardvan” gibi farklı isimler almıştır.

Kutlama günü insanlar yeni kıyafetler giyerler. Tüm akrabalar bir araya gelir ve özel yemekler hazırlanırdı. Kadim Türk Astrolojisi’nde her yıl 21-22 Aralık arasında gündüz gece ile savaşır ve sonunda güneş galip gelir. Bu zaferden sonra gelen ilk dolunayda yeni yıl kutlanırdı. Bu bayram atalarımız için bir “Yeniden Doğuş Bayramı” idi. Müslümanlık etkisine girmeden çok önceleri eski Türkler’in sahip olduğu “Hayat Ağacı” inancı, yaz kış yapraklarını dökmeyen Akçam Ağacı ile sembolize edilmişti. Türk tarihinde kadim dönemlerden beri kutlanan bir Çam Bayramı’da bulunmaktaydı.

Türkler’in çok eski çağlardan beri Akçam Ağacı’nın süslemesi, tören sırasında ağacın altına hediyeler konması ve ağaca renkli bez parçaları bağlanarak yeni yıl için dileklerde bulunulması, Avrupalıların “Noel Ağacı” geleneğinde bir Türk etkisi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Günümüzde de bazı köylerimizde “Dilek Ağacı” adeti devam etmektedir. Yeni yıl kutlamaları ve ağaç süsleme Türkler’den Sümerlere, oradan da Anadolu üzerinden Avrupa toplumlarına geçmiştir.

Türkler’in yeniden doğuş bayramı olan ve Nardugan (Nartugan) denilen bayram 21 Aralık'ta başlıyor 21 Mart'da Nevruz olarak tamamlanıyor. Çünkü 21 Mart ekinoksta (dönence) gece ve gündüz eşitleniyor. 21 Mart'ta bahar geliyor, doğa yeniden canlanıyor. İşte çam ağacı süslemelerinin önemi de buradan geliyor. Çünkü adına “Hayatı Ağacı” deniyordu.

Türklerin Nardugan (yeniden doğuş) Bayramı yüzyıllar sonra Hristiyanlar tarafından alınarak 24 Aralık İsa'nın doğumu (Noel) olarak uyarlandı. Oysa bu İsa'dan yüzyıllar öncesinden Orta Asya'da kutlanan bir Türk yeni yılı kutlama bayramıydı. Hristiyanlar’ın simgesi Noel Baba olarak bilinen hikayeleri de yine bir Türk geleneğinden alınmıştır.

Çünkü Noel Baba denilen kişinin yaşadığı iddia edilen yıllardan yüzyıllar öncesinde Orta Asya'da” “Ayaz Ata” ve “Kar kız” hikayesi vardı. Ayaz Ata Türk Mitolojisi’ne göre kışın soğukta ortaya çıkan, kimsesizlere ve açlara yardım eden, garipleri sevindiren bir efsaneydi. Dünyanın tanınmış Sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ’da çam ağacı süslemelerinin Hristiyanlık’tan yüzlerce yıl önce Türk geleneklerinde olduğunu defalarca açıklamıştı...

Türkler’in, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir “Akçam Ağacı” bulunuyor. Buna “Hayat Ağacı” deniliyor. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliyoruz. Türkler’de güneşin çok önemli olduğu biliniyor. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 21 Aralık’ta gece-gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle “Akçam Ağacı” altında kutlanıyor.

Güneşin yeniden doğuşu, bir “yeni doğum” olarak algılanıyor. (Nar=güneş, Tugan, dugan=doğan) yani anlamı Doğan güneş. Türkler o dönem Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bezlet bağlayarak o yıl için Tanrı’dan dilekler diliyorlar. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.

Ünlü Sümerolog Çığ’da çam ağacı süslemelerinin Hristiyanlık’tan yüzlerce yıl önce Türk geleneklerinde olduğunu her seferinde vurguladı.

Çığ açıklamasında: “Gündüzün geceyi yendiği 21 Aralık’taki bayram Nar-Dugan, Orta Asya Türkleri’ndendir. Kutsal akçamdan aldıkları dala kurdelelara dileklerini, isteklerini, yeni yıldan beklentilerini yazarlardı. İznik’te 325 yılında toplanan ilk evrensel Hristiyan konseyi, Anadolu’daki çam ağacını alarak bugünkü kutlamalara getiriyor. Oysa Akçam eski Türkler‘de dünyanın merkezindeki kutsal yaşam ve hayat ağacıdır. Anadolu halı ve kilim desenlerinde vardır.

Nardugan’da insanlar evlerini temizler, en iyi elbiselerini giyerdi. Ağacın etrafında dans edip şarkı söylerler, yaşlılar ziyaret edildi. Aileler bir arada olur, özel yemekler yenirdi. İnsanlığın koruyucusu Ülgen (Orta Asya'daki Türk inanışına göre Ülgen İyilik Tanrısı’dır), uzun sakallı ve pelerinliydi. İznik konsülü tarafından bugünkü Noel inancına çevrilmiştir. İsa’nın yaşadığı topraklarda çam ağacı yetişmez. Türkler’in Avrupa’ya geçişi ile Hristiyanlar tarafından alınmıştır. Sonbaharda doğan İsa’nın doğumu için 25 Aralık tarihi birkaç asır sonra seçilmiştir, demiştir.”

Türkmenistan’da Nardugan Bayramı töreni... Nar Tugan güneşin doğum kutlamaları da İsa’nın doğum kutlamalarına Noel’e dönüşmüştür. Noel kelimesi de Noio (yeni) ve Helios (güneş) kelimelerinden oluşmuştur. Yani Nar Tugan’la özdeşdir. Ülgen’in yerini, aynı onun gibi uzun kaftan, kürk başlı, kırmızı kuşak ve çizme giyen Pere Noel / Santa Klaus almıştır. Oysa Orta Asya'daki Türk inanışına göre Ülgen İyilik Tanrısı’dır.

31 Aralık olarak bildiğimiz yılbaşının sonradan yaşamımıza girdiğini, Türkler’in yılbaşını günlerin uzamaya gecelerin kısalmaya başladığı 21 Aralık’ı 22 Aralık’a bağlayan gece kabul ettiğini söyledi. Bu geceyi takip eden ilk dolunay ise yeni yılın ilk günüydü, çünkü 21 Aralık’ta güneş karanlığı yeniyordu. Güneşin dönüşünü Türkler Nar-Dugan şenliklerinde kutsal Akçam Ağacı altında kutlardı. Akçam Ağaçlarının dallarına bantlar bağlayarak Tanrıya dileklerini iletirlerdi. Türk inanışındaki yerden göğe kadar uzanan ağaçtır.

Sonuç olarak; 1 Ocak yeni yılın başlangıcı ve kutlamalar halen dünyanın yaklaşık olarak 190 ülkesinde kutlanmaktadır. Nardugan Bayramı’na gelirsek; Türkler’de güneş kutsaldı ama Tanrı değildi. Sürekli çekişme halindeki gece ve gündüzün kavgasından gündüz 22 Aralık’ta galip çıkar. Yılbaşı kabul görür. Bu nedenle “Yeniden Doğuş Bayramı-Nardugan Bayramı Türkler tarafından unutulmamıştır ve Türk tarihinde çok önemlidir.”

Herkese iyi yıllar