Bugün dünyada Türkiye Cumhuriyeti ve bir iki devlet hariç 150 devletinden fazlası maalesef Gazze’de yaşanan soykırıma seyirci kalmaya devam ediyorlar. Öyle ki, bu katliama seyirci kalanlar ve sadece katliamı kınama sözleriyle hasıraltı edenlerin birçoğu da Gazzellilerle aynı soydan ve aynı inançtan. Ama buna rağmen Gazzeli kardeşlerimiz umutlarını kaybetmiyorlar. Yiğitçe yurtlarını savunuyorlar. Aç kalıyorlar, şehit oluyorlar, gazi oluyorlar davalarından vazgeçmiyorlar. Bir gün elbette savundukları özgürlük mücadelesinde haklı çıkacaklardır.

Bakın bugün ben bu zulmü yapanlara diyorum ki; tarihte ibret alın bir zamanlar kendilerinin soydaşları da Hitler zulmüne uğramıştı. O gün Türkiye Cumhuriyeti, zulme uğrayanlara yardım eli uzatmıştı. Sen ey İsrail bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin barışçıl çabasına katıl ve tarihte ibret al… İşte, bilim insanlarına Türkiye’nin gösterdiği şefkat, işte 1933 yılında bilime ve bilim insanlarına sahiplenme olayı…

II. Dünya Savaşı öncesi Almanya'da Hitler yönetimi ırkçı politikayı kendi ülkesinden çoktan başlatmıştı. İşte bir çok dünya devleti bu gün olduğu gibi o günde bu politikaya karşı çıkmıyordu. Ama Almanya'da ölümü bekleyen bilim insanlarına Türkiye Cumhuriyeti umut ışığı oldu. Onlarca bilim insanı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılarak dünya bilim sahasında üretim yapmalarına yardımcı oldu, kucak açtı ve örnek millet oldu.

Hitler'in iktidara gelmesinden sonra toplama kampına gönderilen yüzlerce bilim insanlarından bazıları… Kampta ölüme terk edilmişlerdi. Sonra bir gün. Serbestsiniz dediler, Ülkeyi terk ediyorsunuz. Şaşırdılar, anlamadılar, Ne olmuştu? Bu bir mucizeydi. Aslında mucize değildi. İşin arkasında bir isim vardı. Mustafa Kemal Atatürk. Çünkü bu isimlerin hepsi kendi alanlarında çok büyük isimlerdi.. O sırada, Türkiye’de sadece bir üniversite vardı. Evet yıl 6 Temmuz 1933. Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip, Almanya ile anlaşma imzaladı. Ölümü bekleyenlere, hürriyet müjdesini verdi. Eğer bugün Gazze’de zulüm yapanlar dediklerime inanmıyorlarsa işte onların listesi. İşte ölümü beklerken Türkiye’nin şefkatli eli ile hürriyete kavuşanların onlarcasında bazıları:

“Hans Reichenbach- Matematiksel mantığı. Walther Kranz - Filoloji, Latince ve Yunancayı. Von Aster - Felsefe Tarihi’ni. Albert Eckstein-Çocuk sağlığını. Zuckmayer- Müziği. Holzmeister-Mimariyi. Carl Ebert ve Paul Hindemith-Klasik Müzik, Opera ve Baleyi. Dessauer ve Erich Frank- Fizik tedaviyi. Fritz Arnd-Kimyayı. Von Mises- İstatistiği. Freundlich-Astronomiyi. Kantorowicz-Diş hekimliğini. Igersheimer- Göz hastalıklarını. Ernst Hirsch-Hukuk ve kütüphaneciliği. Bruno Taut- Modern mimariyi. Curt Kosswig – Zoolog, Manyas Kuş Cenneti’ni. Fritz Baade- Kırşehir'deki şifalı suları ve akik taşını; modern bilimsel sistemle mükemmelleştirdiler (A.Ö.Türen-Atatürk'ün Ülkesine Sığınanlar)”

Türkiye’de yaşadılar ve eğitimler verdiler, yüzlerce, binlerce genci eğittiler. Mustafa Kemal Atatürk, Hitler’in zulmüne uğrayacak 150 kişiye yakın bilim adamını kurtardı. Bu diplomatik başarı tarihe muhteşem ötesi olay olarak geçti. Bu başarıya öncü olan Mustafa Kemal Atatürk’e ne kadar saygı duyulsa azdır. Bilim tarihine yazılmış bu muhteşem sahiplenme Mustafa Kemal Atatürk’ün bu barışçı, sevgi dolu, vefalı düşüncesinin eseridir. Bu düşünce önünde şükran ve minnet duygusu ile eğiliyorum.

Sonuç olarak; bugün Gazze’de binlerce masum çocukları, yaşlıları, hastaları, evsizleri yani masum Gazze halkını yok etmek için çaba sarf eden İsrail; Almanya’da Yahudiler ’in Hitler’in, soykırıma uğramasına karşı çıkan ve onları ülkesine kabul eden Mustafa Kemal’i örnek al. Soykırım yapmaktan vazgeç, vazgeç, vazgeç artık!

...