Babası Marcus Aurelius, Commodus’u iyi bir asker olarak yetiştirmek istiyordu, ordusuna hükmedebilmek için de Commodus’un bunu kanıtlaması gerekiyordu. Askeri eğitim tamamlandıktan sonra da Aurelius oğluna imparatorluğun siyasi ve diplomatik sistemini öğretecekti. En önemli detay ise Roma senatosuydu. Senatoyu yönetmek, idare etmek ve kontrol altında tutabilmek Roma imparatorları için olmazsa olmaz bir gerçeklik ve sorumluluktu. Eğer senato ile aranız iyi olmazsa başınıza her türlü entrikanın gelmesi kaçınılmaz olurdu.

Roma’da senato hazineyi idare ediyor, mahkemeleri yapıyor, otoriteyi sağlıyor ve imparatora akıl veriyordu. İmparatorluğun en güçlü birimlerinden biriydi ve elit sınıfa ait 600 erkekten oluşuyordu. Cassius Dio ve Quintianus o dönem Roma senatosunun iki güçlü senatörüydü. Marcus Aurelius sınırda yaşanılan ve Germen kavimleri ile devam eden savaşta ordusunun yorulduğunu, zayıfladığını biliyordu. Senatodan maddi destek almak zorundaydı. Cassius Dio ve Quintianus ise Aurelius’un bu teklifini istemeyerek kabul edecekti, çünkü bu kararları ile kendilerini imparator safında tutarak ellerini güçlendireceklerdi. Ve babasından bu stratejik hamleleri görerek başlayacaktı Commodus da yönetim işlerine.

Roma İmparatorluğunda bir başka detay da evliliklerdi. İmparatorluk ailelerinde evliliklerin birçoğu hanedanlık yararına olması için ve siyasi bir strateji için görücü usulü oluyordu. Askeri, siyasi ve diplomatik eğitimlerden sonra Commodus için sıra evliliğe gelecekti. Çünkü babası Aurelius, Commodus tahta geçtiğinde ona yardımcı ve destek olacak bir eşe ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyordu.

Roma’daki en seçkin ve nüfuzlu ailelerden birinin kızı olan Crispina bunun için en iyi adaydı. Marcus Aurelius’un en yakın danışmanlarından birinin kızıydı. Crispina’nın babası iki kez konsül olmuştu. Konsül, Roma İmparatorluğunda devleti birlikte yöneten iki devlet başkanından her birine verilen unvandı.

Crispina ile olan evlilik Commodus’u tahta biraz daha yaklaştıracakken, ayrıca Marcus Aurelius şunun da farkındaydı: Bir gün Aurelius öldüğünde, bu nüfuzlu ailenin Commodus’un yanında yer alacak olması, kendisine büyük bir destek ve güç sağlayacaktı. Ancak bu evlilik Roma’da tek bir kişiyi iyice geri plana atacak ve durumu son derece kıskanmasına sebep olacaktı. O da imparatorlukta güç kazanmak isteyen, Commodus’un ablası Lucilla. İlerleyen günlerde Roma İmparatorluğu kraliyet düğün töreni ile Commodus ve Crispina evlenir. Bu evlilik iki aile arasında çok önemli bir ittifakın doğmasının da temellerini atar.

Evlilik sonrasında ise Commodus eşiyle çok fazla vakit geçirme şansını bulamayacaktı. Çünkü Kuzey sınırında Germen kabileleri ile olan savaş iyice kızışmış ve haberleri Marcus Aurelius’un kulağına gelmişti. Aurelius ve Commodus acil bir şekilde Germen Roma Savaş Kampı’na gitmek zorundaydı, birden çok cephede yayılmış bir savaş vardı. Tam da bu zamanlarda Roma İmparatorluğu veba krizi ile boğuşuyordu ve savaş kampında Marcus Aurelius yeniden rahatsızlanmıştı. Tam on beş yıl boyunca, 165-180 yılları arasında Antoninus Vebası Roma imparatorluğunu perişan etmişti. Beş milyondan fazla insan bu veba yüzünden hayatlarını kaybetmişti. Roma ordusu ise neredeyse yok olmuştu. 17 Mart 180 yılında ise, yani hastalığının yedinci gününde Marcus Aurelius hayatını kaybeder.

Artık Roma İmparatoru olma zamanı Marcus Aurelius Commodus Antoninus’a gelmişti. Göreve başladığında ilk hamlesi en yakınlarını yanına almak ve imparatorlukta üst konumlara getirmek olur. Ancak burada senato tarafından büyük tepki çeker, çünkü hem Saoterus hem de Cleander kendisinin yakın arkadaşları olsa da aslen kölelikten gelmektedirler. Yaptığı ikinci büyük hamle ise Germen kabileleri ile savaşa son vermesi olur. Roma halkı burada barışı kutlarken, yine senato ve de ordu bu karara son derece karşı çıkar.

Commodus’un tahta geçmesi ile birlikte ise entrikalar ardı ardına gelecekti. Devreye önce ablası Lucilla girer. Senato üyelerini manipüle etmeye başlar. Gücü yeniden elde edebilmek için senatör Quintianus ile yakınlaşır. Lucilla her zaman Roma tahtında Commodus’tan daha çok hak sahibi olduğunu düşünüyordu ve çocukluk dönemi dahil her zaman erkek kardeşini kıskanmıştı.

Commodus ise bu görev için en iyisi olduğunu kanıtlamak istiyordu. İçinde kötülük ya da art niyet olmayan, kendini halkına ispat etme arzusu ile tahta çıkmış bir imparatordu. Ordunun takdirini kazanmak, senato tarafından kabul görmek, halkı tarafından desteklenmek isterken, yakın arkadaşlarına da sırtını yaslamak istiyordu.

Öncelikli olarak ordu hamlesini plana koyacaktı, Germen kavimleri ile noktaladığı savaş sonrasında ordusuna güzel ve büyük bir hediye vermek istiyordu, ancak bunun için de senatonun onayını alması gerektiğini çok iyi biliyordu. Commodus ordusuna imparatorluk sınırlarından toprak vermek istiyordu. Bu kararı ise saf ve iyi niyetli oluşu ile ve senatodan bir art niyet ya da oyun gelmeyecek düşüncesi ile senatoya bırakır. Yani verilecek toprakların yerini ve hediye planını senatoya belirleyecekti. Commodus’un düşüncesine göre senato doğru yerleri seçecek ve orduya “Bu topraklar imparatorumuzun sizlere hediyesidir.” diye bir duyuru yapılacağını düşünüyordu. Ancak hesaba katmadığı senatör Quintianus vardı. Ablası Lucilla’nın da desteğini alan senatör, ilk oyununu oynayacaktı.

Ve gerekli haber Saoterus ve Cleander tarafından Commodus’a ulaştırılır. Senato imparatorun orduya toprak hediyesini şu şekilde ilan ediyordu: “Roma Senatosu cesur orduya bir hediye bahşetmiştir.” Bu haberi duyan Commodus sırtından vurulduğunu ve oyuna getirildiğini çok iyi anlarken, artık senatoya olan bakışını tamamıyla değiştireceğini anlamıştır ve hemen karşı oyuna geçerek zekice bir hamle yapmaya karar verir.

Commodus halkı için bir gün sürecek gladyatör oyunları yaptırma kararını alır. Bununla beraber halkının takdirini ve saygısını kazanmayı hedefler. Orduya toprak hediyesinde senatonun yaptığı oyuna karşılık da bu gladyatör oyunlarının tüm maliyetini Roma Senatosu’na yükleme kararı alır. Quintianus öfkeden deliye dönse de senato bunu kabul etmek zorunda kalır. Commodus gladyatör oyunlarıyla da yetinmez ve halkına daha çok vermek, daha çok bağışlamak ister. Kendi adına sikke bastırma kararı alır ve bu Commodus sikkelerini halkına bağışlar.

Quintianus’un başarısız olması, ablası Lucilla’nın da iyice sinirlenmesine sebep olur. Halkının sevgisini alan ve Roma senatosunu aklı ile alt eden Commodus’u alt etmenin artık Lucilla açısından tek bir yolu vardı: Commodus’un öldürülmesi. Burada yine Quintianus ile yeni bir oyuna kalkışacaktı, ayrıca taraflarına bir kişi daha geçecekti, Cleander… Neden mi?

İki yakın arkadaşını, tahta geçmesi ile beraber yanına çeken Commodus, burada fikirleri ve tavsiyeleri konusunda Saoterus’a daha çok güvenmeye başlar. Çünkü Saoterus’un verdiği akıllar ve yönlendirmeler siyasi ve diplomatik ilişkilerde çok daha iyi şekilde işe yarar. Cleander’in fikirleri hep öç almak üzerineyken, Saoterus ise Commodus’a duyguları ve öfkeyi bastırarak akıl ile hareket etmeyi öğretir. Tüm bu gelişmeler üzerine de Commodus, Saoterus’a Roma’daki en büyük onurlardan birini hediye eder: Mühür yüzüğü. Bu yüzük Roma’da gittiğiniz bir yerde yanınızda imparator olmasa bile mektupları, fermanları bal mumu ile mühürlemenize yarıyordu, yani imparatorun onay imzasına sahip oluyordunuz. Bu yüzüğe sahip kişi nereye giderse gitsin, imparator tarafından gönderildiği ve imparatorun kararlarını ilan etmeye geldiği kesindi. Saoterus artık Commodus’un en yakın danışmanı ve akıl hocasıydı. Gerçekten de Saoterus Roma kaynaklarını araştırdığınızda dürüst, saf, imparatoruna aşık, verilen görevleri layıkıyla yerine getirmeye kendini adamış, güvenilir bir adamdı. İşte tüm bunları hazmedemeyen Cleander, Roma’da kendine yeni bir yer edinmek için ve kendini daha güçlü bir pozisyonda görmenin hırsı ile karşı atağa kalkar. Lucilla’nın yanında yer alan köleyi yanına çeken Cleander, bir anda kendisini Lucilla ve Quintianus’un Commodus’u öldürme planı masasında bulur. Üçüncü bölümde görüşmek üzere…