Hayatımızda var olmamızı sağlayan annelerimiz, doğduğumuz günden hayatımızın her anında, alanında bize güç verirler. Madem anneler günü haftasını geride bıraktık. Televizyonda izlerken bize her daim kendini hatırlatacak “Anne” karakterlerini de hatırlamadan geçmeyelim istedim... Tüm kadınların anneler günü kutlu olsun

Öyle Bir Geçer Zaman Ki – Cemile

Fedakar, cefakar, güçlü, evlatları için canını siper etmiş, yıllar geçse de unutulmayacak bir karakterdi. Cemile karakterine Ayça Bingöl hayat vermişti. İyi ki de o hayat vermiş başka biri bu kadar güzel yansıtabilir miydi bilmiyorum. Hem bir kadının ayaklarının üzerinde nasıl durması gerektiğini anlatan hem de kötülüklere boyun eğmeyecek kadar güçlü bir karakterdi. Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinin unutulmaz olmasındaki en büyük etken de Cemile’dir.

Karagül – Ebru

100 bölümü aşan, reyting rekorları kıran unutulmaz dizilerden Karagül. Kocasının ölümü üzerine üç çocuğunu da alıp Halfeti’ye gelen Ebru’nun hikayesini izlemiştik. Hiç tanımadığı bir şehirde, köklerini bilmediği bir ailede ayakta kalma savaşı vermişti. Öldü dedikleri oğlunu da o topraklardan kazıyarak bulmuştu. Ece Uslu bu rolle birlikte devleşmişti. O zamanın içinde de baktığımızda ne özel bir kadın hikâyesiymiş.

Yaprak Dökümü – Hayriye Hanım

Hayriye Hanım herkesin olmasını isteyeceği bir anne değildi. Kendi doğrularıyla çocuklarını büyütmeye çalışan, kendince fedakarlık yapan, kendi hayatını hiç yaşayamamış, ne olursa olsun ağzının tadı kaçmasın diye olayların üstünü örten tipik bir Türk annesiydi. Koskoca bir nesil “Aman ağzımız kaçmasın Ali Rıza Bey” cümlesiyle büyüdü. Güven Hokna 100 bölümü aşkın dizide finaliyle de hafızalara kazınmıştır. Hey gidi yıllar dedirtiyor insana...

Paramparça – Gülseren

Paramparça dizisi de ekranda 100 bölümü aşan dizilerden biri, ama Gülseren karakterinin ömrü o kadar uzun olmamıştı. Buna rağmen savaşçı anne deyince en önde hatırlanan bir karakteri oldu. Gülseren çocuğunu babasız tek başına, yoksul bir mahallede büyütmüş, namusuyla çalışmış bir anne, ama bir gün 15 yıl boyunca annelik yaptığı çocuğun kendi çocuğu olmadığını öğreniyor. Çocukları karışan iki ailenin hikayesini anlatıyordu. Asi kızına karşı her zaman anlayışlı, kendini feda eden, merhametli, gururlu bir kadına hayat vermişti Nurgül Yeşilçay. Ondan sonra dizinin eski tadı da kalmamıştı.

Kızılcık Şerbeti – Pembe Hanım

Sezonlardır izlediğimiz ikonik karakter Pembe Hanım, onu anmadan geçemeyeceğim. Kızılcık Şerbeti bugün bu kadar çok sevildiyse büyük pay Pembe’dedir. Kendince fedakar, ama en çok kendi evlatlarına fedakar bir anneydi. Çocukları için canımı vermeye, ailesinin huzurunu bozanlar için de can almaya hazır bir karakterdi. Belki Pembe çok sevilen bir karakter değildi ama o diziden ayrılınca gördük ki çok büyük bir kitlesi varmış. Herkes hala Pembe’nin bir yerlerden çıkıp dirilmesini bekliyor. Bu kadar zıt bir karakterin seyirci de karşılık bulması bazen beni de şaşırtıyor. Helal olsun Sibel Taşçıoğlu...

Kadın – Bahar

Bir kadının tek başına iki çocuğuna bakabilmek için ayakta kalması, tüm zorluklara rağmen, içi ağlarken gülmesi ve kanser olduğunu öğrendiği zaman çocukları için ölümle savaşması... Kadın dizisi çok başka bir diziydi. Hatta bir diziden fazlasıydı. Bahar’ı izlerken mücadelenin ne demek olduğunu, acının ne demek olduğunu, kıştan sonra gelen baharın ne demek olduğunu öğrendik. Özge Özpirinçci’nin üç sezon boyunca çıkmayan paltosu ve gözündeki dinmeyen yaşı hafızalarımızdan silinmez. Güçlü anneler dendiğinde unutulmayacak bir karakter.

Anne – Zeynep

Bir kadının doğurmadan da anne olduğunu gösteren, bir çocuğa mutlu bir hayat sunabilmek için kendi hayatından vazgeçebilecek cesareti olan güçlü bir kadın hikayesiydi. Melek’in gerçek annesi onu çöpe atınca, onu öldü gibi gösterip, Turna diye ismini değiştirerek ona yeni bir hayat vermek isteyen Zeynep öğretmenin hikayesi. Dizilerde aşk yoksa ekran ömrü çok kısa olur ama Anne dizisindeki evlat aşkı televizyonda izlediğimiz bütün dizilerdeki aşkın önüne geçmişti. Cansu Dere, anneliğin doğurmakla olmadığını gösteren bir rolle karşımıza çıkmıştı. Hem de onu Ezel dizisinde ihanetin sembolü Eyşan olarak tanıdıktan sonra ...

Aşk-ı Memnu – Firdevs Hanım

Hep cefakar annelerin dertlerinden bahsedersek gerçekliğimizi kaybederiz değil mi? Sosyete dünyasının unutulmaz ismi Firdevs Yöreoğlu’nun kızlarını lüks bir hayatın aracı olarak kullanmaktan çekinmeyen anneliğinden de bahsetmek lazım. Sonuçta o da zamanında bir fedakarlık yapmış ve sevdiği adamla sırf kızlarını bırakmamak için evlenmemiş. Kocasını zor gününde yalnız bırakan kadın olmak istememiş. Firdevs, bencil ve çıkarcı bir anneydi ama Bihter’e olan sevgisinin ne kadar farklı olduğunu da anlayabiliyorduk. Onun ölümünden sonra bu acıya dayanamayıp felç geçirmişti. Nebahat Çehre dendiğinde hep Firdevs Hanım ve Melih Bey Takımı aklımıza gelecek...