Her güzelin gönlünde bir aslan yattığı gibi herkesin de içinde vardır bir hayali. Bazen dile getirmediğimiz nice duygu düşünce geçer içimizden ve bazen de hayale dönüşür.

Bazen dile vurmasa da bu hayaller, içten içe bir umut taşır herkes. Umudun adı ne olursa olsun bunun için çalışmak gerektiği açıktır.

İnsanlar bazen anlar ama bazen de anlamaz, içinizde yanan ateşi. Ne zaman hedeflerinize varırsanız o zaman söner ancak içinizde yanan meşale.

Çoğu insan hayatında bir amaç edinememişken sizin hayalinizin olması ağır gelebilir ya da anlamsız. Sonuçta herkesin bizi anladığı bir dünya olsaydı eğer zaten problemsiz yaşardık ama mümkün değil tabi ki bu. O yüzden de birilerinin sizi anlamasını beklemekle çürütmeyin ömrünüzü.

Hayat yaşam amacını bulamamış olanların yarattığı kaos yüzünden cehenneme dönse de sizi yolunuzdan çeviremez kimse bilirsiniz. Yine de hayatın da insanların da sizi boşa oyaladığını anlarsınız. Kasıtlı olmasa da her oyalanma hayallerinize çekilen bir barikattır, fark edersiniz.

İsteklerinizi söylediğinizde de vazgeç diyen de boşa uğraşıyorsun diyen de boş ver diyen de çok olacaktır. Bu da su götürmez bir gerçek olarak kenarda kalsın.

Bir şey gönlünüze girdiyse ve yer edindiyse kolay kolay çıkmaz bilirsiniz. Her yol mübah olmasa da elinizden geleni ardınıza koymazsınız. Belli bir yerden sonra da hayalinize ortak olmayanları teker teker elemeye başlarsınız.

Sizi yolunuzdan döndürecek herkesi hayatınızdan çıkarmak, vazgeçmekten daha yeğ gelmiştir.

İnsanın içinde o alev varken gözü de kör olur zaten dış dünyaya. Algıları da ilgisi de her an odak noktasında yani düşlerini gerçekleştirmededir.

Bir düşümüz varken “Gönüm ferman dinler mi?” …