Üstüne basa basa her defasında söylüyoruz: İnsan dediğin kendini bilmeli, diye. Nedense insanlar kendini bilmediği gibi haddini de bilmiyor.

İnsanın kendisini bilmesi demek değerini bilmesi demektir. Toplumların belli standartları vardır ve bu standartların neresinde olduğunu aşağı yukarı hesap edebilir bir insan. Sorun da tam olarak insanlar seviyesini bilemediğinde başlar.

Kendini bilmekle ilgili diğer bir konuda kulvarını bilmektir. Kendi alanı ve sınırları içerisinde herkes en iyisi veya özeli olabilir ama başka bir uzmanlık alanında da kendilerini göstermek istemleri hele ki az bilgi ve beceri ile ters etki yaratmaktadır.

İnsanlar kendi işlerini en iyi şekilde yapıp da başkalarının işine karışmadıkları vakit ne kadar da sempatikler. Tabi bu sempatiklik başkalarının işine burunlarını sokup ahkam kesmeye başladıklarında ters tepmekte.

İnsanların birbiri ile neden yarıştıklarını veya ön plana çıkma çabalarını anlayamadığımız gibi farklı kulvarda olanların da önüne geçmeye çalışmaları akıllara zarar bir durum olsa gerek.

İnsan sadece kendisi ile yarışmalı. Bir insan mütevazilikten ya da fazla kibrinden de kendini öne atma çabasına girmeyebilir mesela. Bu tarz durumlarda karşıdakini sıfır kabul etmek ve yok saymak da ayrı bir görgü konusudur.

İnsanlar çarşaf çarşaf yaptığı icraatları paylaşmıyor diye kendinden küçük görme çabası insanı sadece gülünç duruma düşürür ki anlatmak değil yeri geldiğinde bilgi ve beceriyi kullanabilmek bir sanattır. Sabah akşam iyiyim diye anlatılsa ne fayda…

Kendini bilen insan zaten farklı alanda olan insanlar kendini kıyaslamaz ki bu başlı başına bir seviyesizlik olarak kabul edilebilir. Diğer yandan da sabah akşam kendini anlatanların aşağılık kompleksine ne kadar yatkın olduğunu da söylemeye gerek yok sanırım.

Herkesin kalitesini yaptığı iç kadar kendi kulvarını bilmesi de belirler. Kurdun, binek hayvanı ile tartışması gereksiz olduğu gibi: ‘Kulvar Farkı’ dır da…