Hatay’da yabancılaşma o kadar hızlı tesir ediyor ki bazı ticarethanelerde, sokaklarda Türkçe yer almıyor. Suriyeli artışının aşırı fazlalaştığı söyleniyor. Misafir gibi değil ev sahibi gibi davranıyorlar. Kadınlara bir malmış gibi bakılıyor. Mahalle parklarına kilim seren erkekler yüzünden kadınlar gidemiyor.
Hatay sınır hastanesinde doğum yapan iki çocuk kadının yaşı 14 ve 15 olarak kayda girmiş. Her 10 doğumun 8’i suriyeli. Hatay’da 13 yaşında kız çocukları hamile. Erkeklerin 4-5 tane eşleri bulunuyor. 17 yaşında suriyeli bir kadının 40 yaş üstü eşinden beşinci çocuğunu doğurduğuna tanıklık edenler var.
Hataylıların ifadesine göre; hastanelerde suriyeli sayısı çok yoğun olduğundan sürekli kavga çıkıyor. Hemşireler arapça öğrenmeleri konusunda sürekli baskı görüyor. Gelen suriyeli hastalar arapça bilmeyen hemşirelere tepki gösteriyor. Suriyeli doktorlar da hemşireleri hor görüyor.
Sosyal medya hesaplarında ciddi propaganda yapılıyor “Hatay’ı alacağız” diye Türkçe paylaşımlar yapanlar, binlerce beğeni alıyor. Duvarlarda, parklarda arapça “Hatay bizimdir” yazıları yazılıyor. Gençleri topluluk halinde geziyor; bellerinde silah, bıçak, satır gibi şeylerle gezmekten ve taşımaktan çekinmiyor, parklarda bunları çıkarıp poz veriyorlar: “Buralar bizim, en sonunda siz gideceksiniz” diyorlar. Çeteleşiyorlar, bu onlara güç ve öz güven veriyor. Yolda kız çocuklarının üzerine bir birlerini itiyor. Çevreye ve kamu malına zarar veriyor.
50 metrede bir asker kulübeleri bulunan sınır duvarının üstü dikenli telle ayrılmasına rağmen geçmenin yolunu buluyor. Sınır köylerinin çoğunda insan kaçakçılığı yapılıyor. Gelenlerin çoğu erkek, kaçakçılar kişi başı 1.000 dolar alıyor.
Sadece Hatay da değil, Türkiye’nin hemen her yerinde mülteciler sorun teşkil ediyor. Gaziantep’te de kimliksiz bir yakınına kendi kimliği ile doğum yatışı yaptıran bir kişinin iki ay içerisinde 2 ayrı yerde doğum yaptırdığı tespit ediliyor.
Kızının okulunu değiştiremeyen bir baba; Kayseri meydanında kalabalığa isyan ediyor; “Çocuğumu okula gönderemiyorum. 45 kişilik sınıfın 35’i suriyeli. Ben kızımı suriyelilerle birlikte okutmak istemiyorum” Türkçe bilmeyen bunca yabancının arasında vatanın öz çocukları kendi kültürünü nasıl öğrenecek?
Bursa’da 2014’ten beri faaliyette çocuklara arapça eğitim verilen yerler var. Sübyan okulları diye geçiyor, anaokulundan başlıyorlar. Konya da ise çok fazlalar.
Göçmenler gittikleri ülkede kendi kültürleri ile uyum sağlayamaz. Aksine Türk ailelerin çocuğunu kendilerine benzetirler. Türkiye’ye mülteci olarak gelenler, Türk yaşam tarzını benimsemedikleri, kültürel değerlerini öğrenmedikleri sürece Türk milleti zarar görmeye devam eder.