Dünya tarımın, üretimin ve suyun ne kadar önemli olduğunu anladı. Mısır 114 km uzunluğunda dünyanın en uzun nehrini inşa ediyor. 5.25 milyar dolarlık bu proje ile 2.3 milyon dönümlük çöl arazisini Nil nehrinden gelen su ile tarım arazisine dönüştürüyor. Böylece Mısır, toplam tarım arazisini yüzde 30 arttırabiliyor.
Mısır Kuveyt, Cezayir, Dubai, Çin, (ürünlerinin çok lezzetli olduğu söylenen) Suudi Arabistan çölü ova olurken, Muş Ovası ile Konya ovası çöl oluyor. En güzel tarım alanları betonla kaplanmak isteniyor. Madenlere açılan bölgeler zehirlenerek çölleşiyor. Ormanlar, zeytin ağaçları kesiliyor. Zeytin yetişmeyen Romanya’da zeytinin kilosu 50 lira, geçmişte zeytin üretiminde dünyada ilk sıralarda olan Türkiye’de zeytin 200-500 lira arasında satılıyor.
Türkiye, son yıllarda dışa bağımlı tarım politikası sürdüren bir ülke oldu. Narenciye dalında çürürken ilaç ve çay üretimi için; portakal kabuğu, mandalina kabuğu, limon kabuğu ithal ediliyor. Bakliyatların çoğu ithal. Market raflarında sayılı da olsa yer alan yerli ürün, ithal ürüne göre pahalı satılıyor. Makarnanın buğdayı ve pirinç yerli değil; Tayland 2023 mahsulü pirinci paketleyip; Türkiye gibi bir tarım ülkesinde 2026'ya kadar satıyor.
Bir zamanlar Çeltikçi, pirinci ile ünlü bir ilçe imiş, pirinç değirmeni olan ilçede şu an çeltiğin denesi bulunmuyor. Kanada’da mercimek yokken 1972 yılında üniversitelerinde mahsul üretim merkezi kurarak, mercimek araştırmalarına başlamış. Ürün çeşitliliği için Türkiye’den mercimek örneği almışlar. Bugün mercimek ithalatımızın yüzde 80’i Kanada'dan ithal ediliyor.
Karadeniz’de 161 balık türünden yarısı, 200 ticari balık tür çeşitliliği bulunan Marmara’da
130 balığın nesli tükendi. Popülasyonu azalan kılıç balığı yerine sunulan köpek balığı Çin’den ithal ediliyor. Kalkan Romanya’dan, ahtapot İspanya’dan, sardalya Yunanistan’dan, karides Endonezya’dan, barbun balığı Senegal’den, sinarit Batı Afrika kıyılarından, lagos Mısır’dan, uskumru Norveç’ten, kalamar Hindistan’dan, midye Şili’den geliyor.
1948 yılına kadar Türkiye’de fırında satılan ekmek, esmer ekmek olarak kayıtlarda geçiyor. Bu yıldan sonra GDO’lu buğday ithal etmeye başlandığından gluten, çölyak, diyabet, her türlü otoimmün hastalıkları, obezite, diyabet, alzheimer, demans, dikkat eksikliği vb. gibi nörolojik hastalar ve romatizmal hastalıkların nüfusa oranı ve sayısı artıyor.
Türkiye'de çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 15’i tarım sektöründe istihdam ediyor. Kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon civarında. Bu sayı köyden kente olan göç tersine çevrilse artar. Her köye uzman eğitimli çiftçi atansa. Çiftçiler eğitilse ve kullandıkları ilaç denetlense. Ekilen ürünlerin ihtiyaca yönelik planlanması yapılsa. Hibrit olmayan ata tohumu çoğaltılsa. GDO’lu ürünler yasaklansa. Mazot ve doğal gübre desteği arttırılsa. Pazarlama zinciri tek halkaya düşürülse. Ürün tarlada kalmaz, aracı düşük fiyattan aldığı ürünl çeşitli oynlarla dengeleri bozmaz. Üretim maliyetleri düşer, tüketici temiz gıdaya ulaşabilir olur.