Gün içinde hepimizin sahip olduğu en eşit şey zamandır. Bir öğrencinin de, bir öğretmenin de, bir velinin de günü 24 saattir. Ancak aynı süre içerisinde herkes aynı işi yapamaz. Çünkü önemli olan yalnızca zamana sahip olmak değil, zamanı doğru kullanabilmektir.

Özellikle öğrenciler için zaman yönetimi, ders başarısından çok daha fazlasını ifade eder. Ders çalışmak, ödev yapmak, dinlenmek, arkadaşlarla vakit geçirmek ve kişisel ihtiyaçlara zaman ayırmak arasında bir denge kurmak gerekir. Bu denge kurulamadığında öğrenci ya sürekli çalıştığını düşünüp yorulur ya da yapması gerekenleri sürekli erteler.

“Daha çok çalışmalıyım.” cümlesi yerine bazen “Zamanımı daha doğru nasıl kullanabilirim?” sorusunu sormak gerekir.

Çünkü saatlerce masanın başında oturmak, verimli çalışmak anlamına gelmez. Örneğin bir öğrenci iki saat boyunca ders çalışıyor olabilir ancak telefonuyla ilgileniyor, sık sık ara veriyor veya hangi konuyu çalışacağını düşünmekle zaman geçiriyorsa bu iki saatin tamamını verimli kullanmış sayılmaz. Buna karşılık ne yapacağını önceden belirleyen, çalışma süresini planlayan ve dikkatini derse veren bir öğrenci daha kısa sürede daha fazla yol alabilir.

Zaman yönetiminin ilk adımı ise ertelemeyi bırakmaktır.

“Birazdan çalışırım.”, “Akşam yaparım.”, “Yarın başlarım.” derken birçok görev birikir. Biriken işler de öğrencinin gözünde olduğundan daha büyük bir hâle gelir. Sonunda çalışmak bir sorumluluk olmaktan çıkar, bir stres kaynağına dönüşür.

Oysa büyük hedefleri küçük adımlara bölmek işleri kolaylaştırır. Bugün yalnızca bir konu bitirmek, belirli sayıda soru çözmek veya eksik olan bir konuyu tekrar etmek bile önemli bir adımdır.

Bir başka önemli nokta da öncelik belirlemektir. Her iş aynı derecede acil ve önemli değildir. Önümüzde bir sınav varsa sınava hazırlık öncelikli olabilir. Eksik olduğumuz bir konu varsa ona daha fazla zaman ayırabiliriz. Böylece zamanı rastgele harcamak yerine ihtiyacımız olan alanlara yönlendirmiş oluruz.

Elbette zaman yönetimi sadece ders çalışmak demek değildir. Başarılı bir öğrencinin dinlenmeye, eğlenmeye ve kendisine ayıracağı zamana da ihtiyacı vardır. Sürekli çalışmak kadar, bütün zamanı ertelemek ve ekran karşısında geçirmek de sağlıklı değildir. Asıl başarı, çalışma ve dinlenme arasında doğru dengeyi kurabilmektir.

Unutmamak gerekir ki zaman geri getirilebilen bir kaynak değildir. Geçen bir saat, tekrar kullanabileceğimiz bir saat olarak karşımıza çıkmaz. Bu nedenle zamanı yönetmek aslında hayatımızı yönetmeyi öğrenmektir.

Bugün yapılması gerekeni yarına bırakmadan, büyük hedefleri küçük adımlara bölerek ve neye öncelik vereceğimizi bilerek hareket ettiğimizde zaman bizim için bir baskı unsuru olmaktan çıkar.

Çünkü başarı her zaman daha fazla zamana sahip olanların değil, sahip olduğu zamanı doğru değerlendirenlerin yanında olur.