Dünya yanıyor ama biz doğru yere bakıyoruz: ekrana
Sabah kahvenizi yudumlarken haberleri açtınız. İran'da patlama sesi. Analiz üstüne analiz. Uzmanlar konuşuyor, sunucular bağırıyor, sosyal medya kaynıyor. Siz de kendinizi bir köşe yazısı okurken buldunuz; yazar diyor ki "tarihin kırılma noktasındayız." Başka bir yazar diyor ki "bölgesel istikrar tehlikede." Bir diğeri daha derin gidiyor: "Hamaney'in gömüleceği yer henüz belli değil."
Çok önemli bilgiler. Gerçekten.
Öte yanda Venezuela operasyonu var. Maduro yakalandı. Herkes sevindi. Kimisi "demokrasi kazandı" dedi. Kimisi uluslararası hukuku hatırlattı ama o da fazla uzun sürmedi, çünkü akşam programında konuk başka bir şeye geçti.
İki büyük olay. İki ayrı kıta. İki ayrı bahane. Ve iki haberin de altında, küçük puntolarla, neredeyse utanarak yazılmış gibi duran iki kelime:
Çin ve Petrol.
Ama biz o kısma bakmadık. Çünkü biz iyi insanlarız ve iyi insanlar büyük resimlere bakmaz. Biz insani dramaları izleriz. Biz lider yüzlerini analiz ederiz. Biz "acaba Hamaney'in son sözleri ne oldu" diye merak ederiz. Bu bizim hakkımız. Hatta görevimiz.
Petrol rakamları ise sıkıcıdır. Rakamlar yorar. Rakamlar romantik değildir.
HORTUMLAR VE HİKÂYELER
Şimdi size gerçek bir soru sorayım: Dünyanın en büyük motoru önünüzde duruyor. Devasa. Dünya üretiminin dörtte birini tek başına çeviriyor. Durdurulamaz görünüyor. Peki nasıl durdurursunuz?
Onunla dövüşerek mi? Hayır. Aptalca olur. Hem pahalı hem tehlikeli.
Yakıtını keserek.
Motor kendi kendine durur. Üstelik siz de temiz kalırsınız. Çünkü siz motor ile kavga etmediniz. Siz sadece başka bir ülkede "demokrasi getirdiniz", başka bir ülkede "nükleer tehdidi bitirdiniz." Gayet meşru. Gayet insancıl. Hatta biraz kahramanca.
Venezuela: Günde 800.000 varil. Çin'e gidiyordu. Artık gitmiyor.
İran: Günde 1.500.000 varil. Çin'e gidiyordu. Artık gitmiyor.
Toplam: Günde 2.300.000 varil. Çin'in toplam ithalatının yüzde yirmisi.
Son iki ayda.
Ama bunlar sadece sayı. Sayılar insanı duygulandırmaz. Duygulandıran şey Hamaney'in son fotoğrafıdır. O fotoğraf çok paylaşıldı. Üzerine uzun yazılar yazıldı. Biri "zulüm bitti" dedi, biri "bölge değişecek" dedi.
Varil rakamları ise üç satır geçti. O üç satırı da çoğunuz okumadınız. Ben de okumamıştım açıkçası. Sonradan aklıma geldi.
TESADÜF" KELİMESİNİN HAYATIMIZDA KAPLADIGI YER
İnsan zihni tesadüfleri sever. "İlginç bir tesadüf" deriz. Geçer. Rahatlarız.
Almanya yükseldi. İngiltere'yi geçmek üzereydi. Dünya Savaşı çıktı. Tesadüf mü? Biz öyle dedik.
Japonya yükseldi. Pasifik'te Amerika'ya yaklaşıyordu. İkinci Dünya Savaşı çıktı. Tesadüf mü? Biz öyle dedik.
Sovyetler yükseldi. Soğuk Savaş başladı. Tesadüf mü? Biz öyle dedik.
Şimdi Çin yükseliyor. Dünya üretiminin yüzde yirmi sekizini tek başına yapıyor. 2030'a kadar dünyanın en büyük ekonomisi olacak deniyor. Ve şu an Venezuela'dan başlayıp İran'a, Rusya'ya, Orta Asya'ya uzanan petrol hatları tek tek kesiliyor ya da kısılıyor.
Tesadüf mü?
Elbette. Başka ne olabilir ki?
Amerikalı stratejistler sabah kahvelerini içerken birdenbire "Hadi bugün Venezuela'ya gidelim" demez. Planlamak uzun sürer. Koordinasyon gerektirir. Kaynak ayırmak gerekir. Bunlar ciddi işlerdir ve ciddi insanlar bu işleri çok dikkatli yapar.
Bizim işimiz izlemek. Biz izleyiciyiz. Çok iyiyiz bu işte.
MODERN İPEK YOLU: BİR ALTYAPI PROJESİ Mİ, YOKSA KIYAMET HABERCİSİ Mİ?
Çin sessiz sedasız bir şey inşa ediyordu. Modern İpek Yolu. Pekin'den başlayıp Orta Asya'yı geçip İran'dan süzülüp Türkiye'ye uğrayıp Avrupa'nın kalbine uzanan devasa bir ticaret ağı. Demiryolları. Limanlar. Boru hatları. Trilyon dolarlık yatırım.Avrupa da bu işin cazibesine kapılıyordu.
Almanya'nın en büyük ticaret ortağı artık Amerika değildi; Çin'di.
Fransa anlaşmalar imzalıyordu.
İtalya bu projeye resmen katılmıştı.
Yani Avrupa, yavaş yavaş, çok nazikçe, kimseyi kırmadan, protokole uygun şekilde, Amerika'nın elini bırakıp Çin'in ticaret ekosistemine doğru yürüyordu.
Bu Amerika için ne anlama gelir biliyor musunuz?
Varoluşsal kriz. Tam anlamıyla.
Çünkü Avrupa giderse Amerika'nın elinde ne kalır? Silahları ve doları. Silahlar satar. Dolar el değiştirmek ister. Ama satacak müşteri ve değiştirecek ortak giderek azalırsa bu iki şeyin de etkisi zayıflar.
Ve tam o sırada, tam Avrupa Çin'e doğru kayarken, İran vuruldu.
İran, Modern İpek Yolu'nun Ortadoğu'daki bağlantı noktasıydı. O istikrar gitti. Ticaret yolu sarsıldı. Avrupa bir adım geri çekti. Yatırımcılar tedirgin oldu.
Amerika tek hamleyle iki şey yaptı: Çin'in yakıtını kesti, Çin'in Avrupa'ya uzanan yolunu bozdu.
Bunu bir analistin değil, bir satranç oyuncusunun yapabileceği bir hamledir.
Ama biz satranç tahtasına bakmadık. Biz Hamaney'in son fotoğrafına baktık. Çok dramatikti. Çok paylaşıldı.
SİLAH SATIŞLARI: VİCDANIN EN KARLISI
Şimdi güzel bir kısma geldik.
Amerika Çin'i zayıflatıyor. Bu bir maliyet. Ama bu maliyeti başkaları finanse ediyor. Her bomba düştüğünde Körfez ülkeleri ne hisseder? Tehdit. Ve tehdit hisseden ülkeler ne yapar? Silah alır. Kimden? Amerika'dan.
Suudi Arabistan savunma bütçesini artırdı. Sipariş: ABD şirketleri.
BAE harcamalarını yükseltti. Sipariş: ABD şirketleri.
Katar anlaşma imzaladı. Sipariş: ABD şirketleri.
Her patlama yeni bir sipariş.
Her kriz yeni bir kontrat.
Her savaş yeni bir milyar dolar.
Çin'in yakıtını keserken Amerika aynı zamanda kendi kasasını dolduruyordu.
Buna stratejistler "sinerji" der.
Biz ise "tesadüf" demeye devam ederiz. Çünkü biz iyimser insanlarız ve iyimserler tesadüflere inanır.
TAYVAN: SON PERDE
Tüm bu hamleler bir yere doğru gidiyor.
Tayvan.
Dünyanın en gelişmiş çiplerinin yüzde doksanı orada üretiliyor. Telefonunuzdaki çip. Arabanızdaki çip. Füzedeki çip. Yapay zekânın beyni. Hepsi oradan.
Kim Tayvan'ı kontrol ederse 21. yüzyılın teknolojisini kontrol eder.
Amerika diyor ki: "Tayvan'ı destekleyeceğiz."
Çin diyor ki: "Tayvan bizimdir."
İki taraf da geri adım atamaz. Çünkü geri adım atmak zayıflık demektir. Zayıflık ise bir süper güç için ölümdür.
Şöyle düşünün. İki boksör ringe çıkacak. Ama akıllı olan boksör dövüşten önce başlar işe. Rakibinin suyunu keser. Yemeğini engeller. Müttefiklerini ayırır. Rakip ringe bitik çıksın diye.
Venezuela kesildi.
İran kesildi.
Rusya kısıtlandı.
Avrupa ticaret yolu sarsıldı.
Ring: Tayvan.
Ve o ringe çıkış her gün biraz daha yaklaşıyor.
Biz ne yapıyoruz?
Hamaney'i tartışıyoruz. Maduro tartışıyoruz. İsrail tartışıyoruz. Birimiz "haklıydı" diyor, diğerimiz "haksızdı" diyor. Sosyal medyada kapışıyoruz. Köşe yazıları birbirine girmiş. Herkes doğru tarafı seçmekle meşgul.
Bu arada varil rakamları sessizce değişiyor.
Bu arada ticaret hatları sessizce yeniden çiziliyor.
Bu arada bir süper güç diğerini yorgun düşürmeye çalışıyor.
Bu arada tarih yazılıyor.
Biz ise fotoğraflara bakıyoruz.
Çok dramatik fotoğraflar bunlar. Gerçekten. Ödül alacak cinsten.
Yazar olarak ben de bu köşede her hafta, kimsenin okumadığı ama herkesin bilmesi gereken şeyleri yazmaya devam etmekteyim. Teşekkürler.Son bir şey daha, gerçek şeytan Amerika.....