M. KEMAL SALLI

“Milli şehidimiz” Kaymakam Kemal Bey, katledilişinin 107. yılında, kabri başında, bu toprakları vatan yapabilmek için canlarını feda edenlere olan vefa borçlarını unutmayanların yağmur altında gerçekleştirdikleri törenle anıldı.

Yüzyıllar boyunca Osmanlı coğrafyasında devletiyle barışık bir şekilde yaşayan ve daha çok güzel sanatlar ve mimarlık konusunda yaptıkları çalışmalarla öne çıkan, devlet dairelerinde görev alan Ermeniler; ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere gibi emperyalist devletlerin, emelleri önünde en büyük engel olarak gördükleri Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayabilmek ve Hristiyan dinini yayabilmek amacıyla, 19. yüzyıl ortalarından başlayarak, devletine ihanet eden bir toplum olarak örgütlenmeye başlandılar. Rusya da, kendi emelleri doğrultusunda kullanabilmek için, Ermenilerle yakından ilgilendiler ve silahlandırıp örgütlediler.

SOYKIRIMA YÖNELİK KATLİAMLAR

Siyasi ve ekonomik enstrümanlar kullanılarak yürütülen bu kapsamlı çalışmalar sonucunda Ermeniler, yüzyıllar boyu birlikte yaşadıkları Müslüman Türklere karşı Zeytun, Van-Zeve, Kars, Erzurum, Sivas, Kayseri başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde soykırım derecesinde büyük katliamlar gerçekleştirdiler.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rus ordusu içinde sayıları 150 bin civarında olan Ermeni alaylarının, önce Ruslarla beraber, sonra da çekilen Rusların kendilerine bıraktıkları silahları kullanarak Müslüman Türk komşularına yönelik katliamlarını sürdürdüler. Emperyalist devletlerin maddi manevi destek verdikleri soykırıma yönelik bu katliamların durdurulması, Ermeni çetelerin bölgeden çıkarılması, Kazım Karabekir Paşa’nın Erzurum’da görevlendirilmesiyle başlayan Doğu Harekatı’yla mümkün olmuştu.

KEMAL BEY, HÜKÜMETİN VERDİĞİ EMİRLERİ YERİNE GETİRMİŞTİ

Batılıların maşasına dönüşen Ermenilerin Ruslarla da sınırdaş olmalarını sakıncalı gören Osmanlı Devleti, güvenliğini tehdit eden bu gidişatı engellemek amaacıyla, zorunlu olarak, 24 Nisan 1915’te “Ermeni Sevk ve İskan Kanunu”nu çıkarmak zorunda kaldı. Bu kanun gereğince, adı geçen bölgelerdeki Ermenilerden büyük bir bölümünün bugünkü Suriye coğrafyası çevresine taşınmalarına karar verildi. Bu zorunlu göç sırasında, zamanın savaş koşulları bağlamında kontrol edilemeyen saldırılar ve doğa koşulları nedeniyle Ermenilerin bir kısmı hayatlarını kaybetmişti.

Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesi sonucunda İstanbul’un işgal edildiği günlerde, işgal güçleriyle işbirliği yapan Ermeniler, sözde hak arama gerekçesiyle, o günlerde göç bölgelerinde görev yapan ve hükümetin emrini yerine getiren Türk yöneticilerini soykırım yapmakla suçlayarak, cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin bir kampanya başlattılar. İşgalci güçlerin de desteklemesiyle kurulan sözde mahkemelerde, Ermenilerin göç ettirilmesi sürecinde görev yapan bazı Türk yöneticiler yargılanıp idam edildiler.

Ermenilerin baskılarıyla kurulan bu düzmece mahkemelerde yargılanıp idama mahkum edilenlerden biri de Boğazlayan Kemal Bey’di. Kemal Bey, işgal altındaki bir ülkenin düşmana boyun eğmiş idarecilerinin görevlendirdiği bu mahkemelerde önce beraat etse de, tutukluluğu devam ettirilmiş ve meşhur Nemrut Mustafa’nın mahkemesinin verdiği karala, 10 Nisan 1919’da, gündüz vakti, Beyazıt Meydanı’nda idam edilmişti.

Kaymakam Kemal Bey’in naşı, babası tarafından kiralanan bir sandalla Kadıköy’deki evine taşınmıştı. Kemal Bey, İstanbullular tarafından sessiz, ama öfkeli bir törenle Kuşdili’ndeki Mahmut Baba Mezarlığı haziresinde toprağa verilmişti.

ASILSIZ SOYKIRIM SUÇLAMALARI

Yıllar yılı, I. Dünya Savaşı’nda Ruslarla işbirliği yaptıkları için, Doğu Anadolu’nun kritik yerleşim bölgelerinden alınarak Suriye coğrafyasına taşınmaya başlandıkları 24 Nisan günlerinde, “ABD başkanı ‘soykırım’ diyecek mi?” kaygısıyla yaşadık. Şükrü Server Aya gibi vatanseverlerin, Batı kaynaklarında yaptıkları araştırmalar sonucunda yazdıkları kitaplarda ortaya koydukları gerçeklere rağmen, başta ABD olmak üzere, Batılı dostlarımız bizi Ermeni soykırımı yapmakla suçlamaya devam ettiler.

OBAMA, AİHM KARARINA RAĞMEN OBAMA, “MEDS YEGHERN/BÜYÜK FELAKET” DİYEBİLMİŞTİ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Doğu Perincek’in İsviçre’de yaptığı bir konuşasında, “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” demesinin ırkçı bir nefret söylemi olmadığına, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına hükmetmiş (15 Ekim 2015), Türklerin Ermeni soykırımı yapmadıklarını savunmalarının bir suç olmadığını onaylamıştı. AİHM, 1915 olaylarının 1948 BM Sözleşmesi anlamında “soykırım” olarak nitelendirilmesinin, Yahudi Soykırımı (Holokost) gibi olaylarla aynı hukuki kesinlikte olmadığını karara bağlamıştı. AİHM’nin bu kararına rağmen, ABD Başkanı Obama, 22 Nisan 2016 günü, 1915 olayları için “Meds Yeghern” (Büyük Felaket) diyebilmişti.

E. Tümg. Cumhur Evcil

Prof. Dr. Bingür Sönmez

E. Tümg. Dr. Tarık Özkul

MİLLİ ŞEHİDİMİZİ DUALARLA ANDIK

10 Nisan 1919’da idam edilen ve 14 Ekim 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “Milli Şehit” ilan edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, vefatının 107. yıl dönümünde, İstanbul/Kadıköy’deki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.

Kuşdili Mezarlığı’ndaki Mahmut Baba Mezarlığı haziresinde gerçekleştirilen anma törenine Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Emekli Tümgeneral Kıbrıs Gazisi Cumhur Evcil, Emekli Tümgeneral Dr. Tarık Özkut, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ile Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şubesi üyeleri, emekli askerler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vefakar vatandaş katıldı.

Yoğun yağış altında gerçekleşen tören, bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Milli şehidimizi anma töreninde, sırasıyla Prof. Dr. İbrahim Öztek, Prof. Dr. Bingür Sönmez, Emekli Tümgeneral Gazi Cumhur Evcil, Emekli Tümgeneral Dr. Tarık Özkut ve Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, yaptıkları konuşmalarla Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey olayını anlattılar.

PROF. DR. İBRAHİM ÖZTEK'TEN TARİHİ SÖZLER

Kaymakam Kemal Bey'in hayatına ve şehadetine ilişkin önemli bilgiler paylaşan Prof. Dr. İbrahim Öztek özetle şöyle dedi:

"Kaymakam Kemal Bey, Büyük Millet Meclisi'nin kanunuyla ilan edilen ilk milli şehidimizdir. İşgal kuvvetlerinin İstanbul'u işgali sırasında Ermeniler ve Rumlar, tehcir olayı nedeniyle bir sorumlu arayışına girmiş ve Kaymakam Kemal Bey'i bundan sorumlu tutmuşlardır. 10 Nisan 1919'da Beyazıt Meydanı'nda haksız bir yargılanma sonucunda idam edilmiştir. Kendisi, 'Beni haksız yere düşmanların sözleri üzerine idam ediyorlar. Ben bana verilen görevden başka bir şey yapmadım. Bugün şehit oluyorum ve cephede savaşan bir Türk neferi gibi şehadete yürüyorum' diyerek boynuna ilmik geçirilmiştir.

1922 yılında Atatürk tarafından milli şehit ilan edilmiştir. Bu, tarihimizde kanunla ilan edilen ilk milli şehidimizdir. Vatan uğruna yapılan büyük gayretlerin ve fedakarlıkların bu şekilde sonuçlanmaması gerekirdi. O zaman işgal kuvvetleri de olsa ülkemizde buna karşı gereken dirayet gösterilmeliydi. Bin yıldır sırtımızda taşıdığımız adaletle ve merhametle yönettiğimiz insanların, toplulukların veya milletin Türk milletinden aldığı bir intikamdır.”

PROF. BİNGÜR SÖNMEZ: “RUHUNUZ ŞAD OLSUN”

Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i anma töreninde yaptığı konuşmasına, “Size bir ölüm değil, bir adalet hikayesi anlatacağım” diyerek başlayan ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Bingür Sönmez şunları söyledi:

“ Saygıdeğer katılımcılar,

Bugün size bir ölüm hikâyesi anlatmayacağım…Bir adalet hikâyesi anlatacağım. Yıl 1919… Bir imparatorluğun çöktüğü, adaletin ise ayakta kalmaya çalıştığı bir yıl. Mahkemeler kurulmuş, ama kararları hukukla değil, baskıyla veriyorlar. Kemal Beyi yargılayan mahkeme olağan bir mahkeme değildi.

Kemal Bey, normal bir Osmanlı mahkemesinde değil, Divan-ı Harb-i Örfi tarafından yargılandı. Bu mahkeme işgal kuvvetlerinin baskısı altında kurulmuştu. 1919 İstanbul’u fiilen İtilaf Devletleri’nin kontrolü altındaydı ve İtilaf Devletleri Osmanlı yöneticilerinin yargılanmasını istiyordu.

Bu nedenle, “Suçlu bulma” ihtiyacı vardı. İlk önce Konya’da görülen mahkemede Kemal Bey beraat etmişti, ama her ne hikmetse Konya da yeniden tutuklanarak İstanbul’a getirilir. Ermeni patrikhanesinin gazete ilanıyla 24 yalancı şahit bulur.

Duruşmalar 5 Şubat 1919 da başlar. Divanı Harp başkanı Ali Fevzi Paşa baskılar sonucu mahkeme başkanlığınındın istifa eder. Yerine Nemrut Mustafa Paşa mahkeme başkanlığına getirilir. Yalancı Ermeni şahitlerin iftiraları esas alınarak, 8 Nisan 1919 da idamına karar verilir. Sultan Vahidettin hemen onaylar ve 10 Nisan 1919 da öğleden sonra Beyazıt Meydanı’nı dolduran mahşeri kalabalığın önünde, infaz örf ve adetlerin hilafına, güpegündüz gerçekleştirilir. O günün dünyasında gerçeklere değil, suçluya ihtiyaç vardı ve o ihtiyaç bir insanın hayatıyla karşılanmıştı.

Kemal Bey, Ermeni tehcir sürecinde hiçbir katliama karışmamış, görevini hukuk ve sorumluluk çerçevesinde yürütmeye çalışmış bir idareciydi. Kemal Bey, 10 Nisan 1919’da idam edildikten sonra cenazesi kalabalık ve hüzünlü bir toplulukla kaldırıldı.

AÇIK BİR İSYAN YOKTU

Açık bir isyan yoktu, ama derin bir sessizlik ve vicdani tepki hâkimdi. O gün sadece bir tabut taşınmadı, bir millet, kendi vicdanını omuzladı. “Ciddi bir baskı ortamı olmasına rağmen, sessiz ama derin bir sahiplenme vardı. Bu bir cenaze değil…adaletin toprağa verilişiydi. Hükumetin bütün tedbirlerine rağmen, Türk halkı muhterem şehidine sahip çıkmış, Üsküdar Dergâhı Şeyhi Münip Bey ve Aziz Mahmud Hüdai dergâhı temsilcileri de kalabalık cemaatleri ile cenaze törenine katılmışlardı. Cenaze namazını bizzat Üsküdar dergâhı Şeyhi Münip Hoca Efendi tarafından kıldırmıştı. Cenaze merasimine 20 kadar asker gönderen Üsküdar mevki Kumandanı da görevinden azledilmişti.

Cumhuriyet’in ilanından sonra, ne iyi ki, vefa yüklü bir Mustafa Kemal’imiz vardı. Kemal Bey’in idamı “haksız bir karar” olarak değerlendirildi ve kendisi resmen “şehit” kabul edildi. Bu süreçte ailesine devlet tarafından maddi ve manevi destek sağlandı. Aileye bir ev tahsis edildi, aynı zamanda maaş bağlandı. Bu, sadece bir yardım değil, bir iade-i itibar idi.

KAYMAKAM KEMAL BEY’İN HEYKELİ

2002 yılı sonbaharında, İstanbul’da, bir grup Türk milliyetçisi Şehit Kemal Beyin heykelini Beyazıt Meydanına dikmek ister, fakat mümkün olmaz. O dönemde Ceyhan Belediye Başkanı olan Hüseyin Sözlü Bey kalkıp İstanbul’a gelir, Kemal Bey’in heykeli kamyona konularak Ceyhan a götürür.

17 Mayıs 2003’te, dillere destan bir açılış yapılır Ceyhan’da. Açılışa milli şehidimizin kızı Müşerref Hanımefendi İzmir den, torunu Kemal Bey de Ankara’dan davet edilir. Heykel Ceyhan’ın en işlek parklarından Taliha İşgüven Parkına dikilir. 2020 yılında park yıkılınca, heykel Atatürk Kent Meydanı’na taşınır.

Daha sonra, 10 Nisan 2005 tarihinde, Beyazıt Meydanında 100 kişilik bir gurup Kemal Bey’in anısına bir taş dikmek ister. Dikilen anı taşı, birkaç saat içerisinde bilinmeyen kişiler tarafından yok edilir.

Aynı ihanet, vasiyeti üzerine defnedildiği Kadıköy Kuşdili’ndeki mezarına da yapılmak istenmiş, ancak bir avuç vatanseverin uğraşı ile kabri gün yüzüne çıkarılmış ve hatırası onurla anılır hale getirilmiştir.

Değerli katılımcılar, bazı ölümler vardır, bir insanı hayattan alır, ama bazı ölümler vardır ki, ölümsüzleştirir. Kemal Bey’in şehadeti, bir son değil, bir başlangıç olmuştur.

Şehit Kaymakam Kemal Bey, ruhunuz şad olsun.”

KARTAL BELEDİYE BAŞKANI GÖKHAN YÜKSEL: “FERTLER ÖLÜR, MİLLET YAŞAR”

Törende son konuşmayı yapan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, “Milli Şehit Kaymakam Kemal Bey’i saygı ve rahmetle andıklarını, onun devlet adamlığı kimliği ve karakteriyle bugün de örnek alınmaya devam ettiğini” vurgulayan konuşmasında özetle şöyle dedi:

“Burada bir devlet adamını anıyoruz. Vatanına, milletine bağlı çok büyük bir devlet adamını, bir şehidi anıyoruz. Emperyalizmin neler yapabileceğini bilmesine rağmen devlet adamlığının gerektirdiği şekilde ortaya bir karakter koydu.

Üzerinden 107 yıl geçmesine rağmen hâlâ burada onu anan, onu anlayan, onun için buluşan bir kitle varsa, demek ki, ortaya ciddi bir karakter koydu. Nice devlet adamları geldi geçti. Nice insanlar gelip geçiyor. Kemal Bey, devletin varlığını devam ettirmesi için doğru bildiğinden geri adım atmayan devlet adamlığı kimliğini, karakterini koruduğu için hâlâ anılıyor. Bunun için buradayız.

Ortadoğu’da ve dünyada meydana gelen gelişmeler, ülkenin ne denli zor bir noktada olduğunu göstermektedir. Hepimizin bu nedenle milli şuura vakıf ve bir arada olması gereken bir dönemdeyiz. Şehit Kaymakam Kemal’lerden feyz almaya, onları örnek almaya ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz.”

Tören, Milli Şehit Kemal Bey ve tüm şehitlerin ruhuna Kur’an-ı Kerim tilaveti okunmasıyla sona erdi. Milli şehidimiz Kaymakam Kemal Bey’i rahmet ve saygıyla anıyoruz. Mekanı Cennet olsun.