Modern devlet anlayışının temelinde, toplumun ortak ihtiyaçlarını güvence altına almak ve vatandaşın geleceğini korumak vardır. Bu nedenle sağlık, eğitim, enerji, haberleşme, ulaşım ve su gibi stratejik hizmetler yalnızca ekonomik faaliyet alanları olarak değil; aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal huzur ve devlet egemenliğinin temel unsurları olarak görülmelidir.

Özellikle iletişim ve haberleşme altyapıları, günümüz dünyasında devletlerin en hassas güvenlik alanlarından biri hâline gelmiştir. Bir ülkenin enerji kaynaklarının, haberleşme sistemlerinin, su altyapısının veya ulaşım ağlarının tamamen kontrolsüz biçimde özel yapıların eline bırakılması; uzun vadede devlet otoritesini ve toplumsal dengeyi zayıflatabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple gelişmiş ülkelerin büyük bölümü, stratejik sektörlerde devletin düzenleyici ve koruyucu rolünü üstlenmekte, kamu denetimini sürdürerek sosyal devlet anlayışını korumaktadır

Bugün Avrupa’nın birçok gelişmiş ülkesinde benzer uygulamaların varlığı açıkça görülür. Almanya’da belediyelere bağlı kamu kuruluşları elektrik, su ve toplu ulaşım hizmetlerinde önemli rol üstlenirken; Fransa’da demiryolları ve enerji alanında devlet etkisi güçlü şekilde devam eder. Norveç ise enerji kaynakları yoğun devlet korumasındadır. Danimarka’da kamu destekli ulaşım ve enerji sistemi vardır. Hollanda’da su altyapısı güçlü kamu kontrolündedir. Norveç’te enerji kaynaklarında yoğun devlet sahipliği vardır. Almanya’da belediyelere bağlı enerji, su şirketleri, devlet etkili ulaşım sistemi vardır. Fransa’da demiryolu ve enerji yapıları devlet kontrolündedir. Finlandiya’da sağlık ve eğitimde güçlü sosyal devlet modeli uygulanır.

İsveç, İngiltere, Avusturya, İsviçre ve Belçika gibi birçok Avrupa ülkesinde ve Kuzey Avrupa ülkelerinde; enerji, ulaşım, su, sağlık, eğitim ve haberleşme alanlarında devletin denetleyici ve koruyucu rolü devam etmektedir. Hizmetler; sosyal devlet anlayışı çerçevesinde kamu güvencesi altında yürütülür. Stratejik sektörlerde kamu denetimini sürdürerek sosyal devlet anlayışını korumaya devam etmektedir.

Avrupa’da son yıllarda dikkat çeken bir başka gelişme ise, geçmişte özelleştirilen bazı hizmetlerin yeniden kamusal yapıya dönüştürülmesi yönündeki eğilimdir. Özellikle enerji, su dağıtımı ve ulaşım alanlarında birçok belediye ve devlet kurumu, kamu yararını koruyabilmek adına yeniden kamulaştırma modellerine yönelmektedir. Bu durum, stratejik hizmetlerin yalnızca ticari kazanç mantığıyla değerlendirilemeyeceğini göstermektedir.

Devlet; yalnızca sınırları koruyan bir yapı değil, aynı zamanda milletin geleceğini güvence altına alan toplumsal organizasyondur. Sağlık, eğitim, haberleşme, enerji ve ulaşım, su kaynakları gibi temel alanların devlet himayesinde bulunması; vatandaşın eşit hizmet alabilmesi, sosyal adaletin korunması ve milli bağımsızlığın sürdürülebilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.