Kaşgarlı Mahmud 11. yüzyılın sonunda yazdığı Divanu Lugati’t-Türk adlı eserinde şöyle yazar:
“Türkler aslında yirmi boydur. Peçenekler rum ülkesine en yakın olan boydur. Sonra Kıpçak, Oğuz, Yemek, Başgırt, Basmıl, Kay, Yabaku, Tatar, Kırgız gelir. Kırgızlar Çin ülkesine yakındırlar. Bu boyların hepsi rum ülkesi yanından doğuya doğru uzanır gider.
Çiğil, Toksı, Yağma, Uğrak, Çaruk, Çomul, Uygur, Tangut, Kıtay. Kıtay ülkesi Çin’dir. Bundan sonra Tawgaç gelir. Orası Maçin’dir. Bu boylar güney ile kuzey arasında bulunurlar.”
Dolayısıyla Tabgaçlar, Kıtaylar ve Tangutlar Kaşgarlı’ya göre Türk idi. Ancak bazı Türk-İslam sentezcisi tarihçiler, 11. yüzyılda hangi boyun ne olduğunu Kaşgarlı’dan çok daha iyi bildiklerinden, Tabgaçların, Kıtayların ve Tangutların 5. yüzyılda Çinlileştiklerini öne sürmüşler.
Orhun Yazıtları’nda Tabgaçlar diye yazar, ancak çevirilerde Tabgaçlar yerine Çinliler diye yazılır.
Bizdeki bazı tarihçiler ya Batı’nın ya da İslam-Arabı referans alarak Türk Tarihini yanlış yazmışlar. Bir öğrenci bu durumu 1979 yılında Osman Turan’ı okurken fark edip üniversite hocasına söylediğinde ona “Sen daha mı iyi bileceksin” cevabını verir.
Osman Turan gibi tarihçiler bile Tatarları Türk saymamış, Türk tarihine bütüncül ve kucaklayıcı bakmamış.
Kaşgarlı’nın eseri günümüzden yaklaşık yüz yıl önce bulundu. Tarihçiyim diyen birinin bu kitabı okumuş olması gerekir. Kaçkarlı’nın söylediğinden Çin’in bir yer adı olduğu, millet adı olmadığı anlaşılır. Çünkü eski Çin’de çoğunluğu Türkler olan bir halk yaşarmış.
Asırlar önce yazdığı Divan-ı Lügatit Türk’te, Türklerin bin yıl önce de ceplerinde mendil taşıdığı, kızgın suyla demiri ısıtıp “ütüg” (ütü) yaptığı, bunun Rusçaya “Ütüyüg” olarak geçtiği bilgisini veren Kaşgarlı Mahmut’un eserinin önsözü şöyle:
“Tengri, onlara Türk adını verdi; onları yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türklerin eline verildi. Türkler, Tengri tarafından bütün kavimlere üstün kılındı.”