Bir ülkenin bekası ve yaşam kalitesi için en belirleyici faktörlerden biri enflasyondur. Enflasyonun yüksek olduğu bir ülkede; ekonomi zayıf, yaşam düzeyi düşük ve uluslararası itibar zedelenmiş demektir. Enflasyonu dizginlemenin ve sağlıklı bir ekonomi inşa etmenin temelinde iki ana unsur vardır: Üretim ve İhracat.
Güçlü bir ekonomi, üretime ağırlık veren ekonomidir. Doğru model; üretim heyecanını ülkenin en kılcal birimlerine kadar yayarak, toplumun her kesimini ekonomik sürece dahil etmektir. Eğer üretim zayıfsa ve ihracatınız ithalatın çok altında kalıyorsa, gerçek manada bir iyileşmeden söz edilemez. Bugün dünyada enflasyonla mücadelede iki temel kategori karşımıza çıkar:
1. Kategoride; üretim artırılır, dış ticaret fazlası verilir ve kalkınma yoluyla enflasyon kalıcı olarak düşürülür. Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde dış ticaret açığı yoktur; aksine fazlası vardır. Bu durum, sosyal refahın ve ekonomik istikrarın temelidir. Tarım, hayvancılık, sanayi ve teknoloji üretiminde öncülük yapıldığında, enflasyon kendiliğinden düşer ve toplum nefes alır.
2. Kategoride ise; ekonomiyi büyütmek yerine yoksulluk ve açlık derinleştirilir. İnsanların alım gücü yok edilerek talebin kısılması yoluyla enflasyonun düştüğü propagandası yapılır. Bu yöntem, beceriksiz siyasetçilerin halkı fakirleştirerek rakamları düzeltme çabasıdır. Oysa bu yol, milyonlarca insanın dört duvar arasında sıkıştığı acı bir dramdan başka bir şey değildir.
Birçok ülke şu anda ikinci yolu, yani halkın yoksullaşması sürecini yaşıyor. Enflasyon arttıkça üretim maliyetleri yükseliyor; bu yük insanların omuzlarına biniyor ve alım gücü eriyerek yoksulluğa yol açıyor.
Türkiye’nin en büyük çıkmazı, ekonominin üretimden kopup ithalata dayalı bir montaj sanayine dönüşmesidir. İthalat ve ihracat arasında derin uçurum vardır. Türkiye’nin ithalatı, ihracatının üç katına ulaşmıştır. Bu durum dünyadaki 208 ülke arasında sadece Türkiye’de görülmektedir. 400 milyar dolara varan ithalatın yüzde 80’i Avrupa’dan yapılmaktadır.
Tarlada, fabrikada üretim doğrudan toplumun bekasıyla ilgilidir. Çiftçi yeniden üretime dâhil edilmelidir. Adaletin eşit dağıtılmadığı, demokrasinin, olmadığı bir ülkede üretim seferberliği başlatılmadan sağlanan her “iyileşme” vatandaşların geleceğinden çalınan bir bedeldir.