SILA ÖZLEM ÖNEMLİ & ANIL NURAL “ BAZI AŞKLAR VARDIR ANLATILMAZ. MÜZİK ÖYLE BİR AŞK”

Gizem Yıldız röportajı için tıklayınız...

Şengül PEHLİVAN
Şengül PEHLİVAN
06 Temmuz 2020 Pazartesi 00:43
79 Okunma
SILA ÖZLEM ÖNEMLİ & ANIL NURAL “ BAZI AŞKLAR VARDIR ANLATILMAZ. MÜZİK ÖYLE BİR AŞK”

Sheakespeare “Müzik aşkı besteler” demiş. Onların hikayesinde aşk onlara güzel bir beste, yeni bir ritim getirmiş. Herkesin birbirine anlatabileceği tesadüfi bir tanışma hikayesi onlara ömür boyu sürecek bir mutlulukla gelmiş. Anıl Nural; çocukluk hayali müzik yapmak olan bir genç. Sıla Özlem Önemli; o da çocukluğundan beri oyuncu olma hayali kurmuş. Mesleki aşkları bir yana, hayat onlara çok az insanın başına gelebilecek olan gerçek aşkı armağan etmiş. İkisi de sanatın iki önemli dalında var oldular. Sevmeyi de sevdiğini göstermeyi de çok iyi biliyorlar. Hayat onlara gerçek aşkı hediye etti, onlar da bu aşkla herkese dinleyebileceği muhteşem şarkılar verdi.

Merhaba, öncelikle sizi biraz tanıyalım. Sıla Özlem Önemli ve Anıl Nural

kimdir?

Merhabalar, ben Sıla, 1997 Ankara doğumluyum. Oyuncu olmak çocukluktan beri hayalimdi ve bugüne kadar farklı tiyatrolarda birçok oyunda rol aldım. İlk ekran tecrübem -şanslıyım ki- bir başrol oldu. Atv’de yayınlanan “Beni Bırakma” dizisinde 2 sezon boyunca “Zeynep” karakterini canlandırdım. Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden 2019 yılında mezun oldum.

Ben Anıl, 1990 İzmir doğumluyum. Müzik eğitimime küçük yaşlarda başladım. Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda orta ve lise öğrenimimi tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yan flüt üzerine lisans yaptım. Almanya ve İsviçre’de farklı okullarda müzik eğitimi aldım. Şu anda hem Anadolu Senfoni Orkestrası’nda çalışıyor hem de Sony Music Türkiye aracılığıyla, bestesi ve aranjesi kendime ait olan tekli çalışmalarımı yayınlıyorum.

Senin sözlerini yazdığın Anıl’ın seslendirdiği “Güneş Doğmasın” şarkınızdan bahsedelim öncelikle… Nasıl bir hazırlık süreciniz geçti?

(S&A): Şarkının adı “Güneş Doğmasın” ama biz yakın zamanda güzel ve güneşli günlerin yeniden geleceğine inanıyoruz. Bir tutkuyu, kavuşamamayı anlatıyor şarkı, o yüzden biraz karanlık ve karamsar gelebilir isim olarak... Aslında amacımız bu şarkıyı dinleyen herkesin kafasında kendi hikâyesini oluşturması. Kimi başka bir şehirdeki annesini özlüyor, kimi salgından dolayı yurtdışında kalmış Türkiye’ye dönememiş olan eşini, çocuğunu özlüyor… Dolayısıyla şarkıyı dinleyen herkesin, kendi hayatında özlem duyduğu, sevdiği kişiyi düşünerek şarkının hikâyesini kendisinin oluşturmasını istiyoruz. O kadar çok hasret kaldık ki bu dönemde sevdiklerimize… Eminiz ki herkesin hayatında “Sen iste güneş doğmasın bu şehre” diyeceği birileri vardır. Beste aşaması ise bundan 7-8 ay öncesine dayanıyor. Ben (Sıla) sözlerini bir gece yarısında yazdım içimden gelerek, Anıl da şarkıyı oluştururken 3 gün başında sabahladı. Bestesini, ara sololarını, aranje planlamasını yaptı. Ortaya gerçekten içimize sinen, güzel bir müzik çıkınca da hemen kayıtlara başladık.

Daha önce “Senden Bir İz” şarkısını birlikte söylediniz. Bundan sonra müzik dünyasında bu ikilinin ismini mi duyacağız?

(S): Aslında beni müzik konusunda cesaretlendiren Anıl oldu, benim müzikle -tiyatrodan dolayı aldığım müzik eğitimlerimin ve iyi bir dinleyici olmamın dışında- bir bağım yoktu. Bir gün Anıl yıllardır böyle bir şarkı yapma isteği olduğunu söyledi, ben de sözlerini yazabileceğimi söyleyince hadi bir deneyelim o zaman dedik, sonra da “Senden Bir İz” doğdu. Ben keyif aldığım için bu işte yer aldım, dolayısıyla müzik benim için daha çok bir hobi aslında ama Anıl’ın kariyeri bu yönde devam edecektir tabii ki. Yani müzik dünyasında benim olmasa bile Anıl’ın adını çok duyacaksınız, evet. J

(A): Ben de şöyle bir anı paylaşayım “Senden Bir İz”le alakalı; Çok ilginçtir, şarkının hazırlık aşamasında bir gece sabaha karşı yataktan fırlayıp şarkının flüt solosunu yazdım. Çok sevdiğimiz ve bizim için çok özel bir iş oldu ilk işimiz, ben de ilk parçamızı birlikte çıkardığımız için mutluyum.

Sıla, Güneş Doğmasın şarkısının sözleri senden çıktı. Bu şarkının sözleri dinleyene ne anlatıyor? Bu şarkıyı yazarken ilham kaynağın ne oldu?

(S): “Gitme, ne olur gitme, hep seni biriktirdim içimde” diye başlıyor şarkı. Özlediğimiz, sevdiğimiz insana söylediğimiz, en içten gelen cümleler aslında. Sevmek için çok şeye gerek olmadığını, hatta belki de sevginin, gitmemek için en iyi neden olduğunu anlatıyor şarkı. Aşk, içinde birçok çıkmazı barındırır ama en güzel olanı da bu çıkmazlara rağmen aşkı yaşayabilmektir. O yüzden diyoruz işte; “Sen iste güneş doğmasın bu şehre” diye. Benim için gerçek aşk, gerçek sevgi Anıl olduğu için, sözleri yazarken ilhamım da o oldu.

Bana içinizdeki müzik aşkını anlatın desem, hangi cümleler eşlik eder?

(A): Bazı aşklar vardır anlatılmaz, müzik benim için anne sevgisi gibi, doğduğumdan beri içimde. Müzik olmasa ben de olmazdım. Bunu anlatabileceğim herhangi bir kelime ya da cümle bulmak çok zor.

Önce müzik mi yoksa aşk mı? Nasıl tanıştınız?

(S) : Önce aşk. Hani Facebook “bugün şu arkadaşının doğum günü” diye bildirim gönderiyor ya, bana da 20 Ekim 2016’da Anıl’ın doğum günü bildirimi geldi. Hiç de tanışmıyoruz ama eklemişiz birbirimizi, kim bilir ne zaman… Madem doğum günüymüş ben de bir mutlu yıllar mesajı göndereyim dedim ve o gönderdiğim mutlu yıllar mesajı bizi bu günlere taşıdı. Gerçekten de mutlu ve birlikte yıllar oldu bizim için.

Aşk bu güzel müziklerin en büyük motivasyonu mu?

(A): Elbette öyle. Müzik yapmak keyifli olsa da işimizin tamamı bu olunca bazen çalışmak için ekstra motivasyona ihtiyacımız oluyor. Bu motivasyonu birbirimize biz veriyoruz. Şarkılarımız da genelde aşk şarkıları olduğu için her şey kendi doğal akışında gerçekleşiyor.

Birlikte müzik yaparken nasıl bir enerji ortaya çıkıyor?

(A&S): Yüksek ve pozitif bir enerji. Çünkü zorla değil, keyifle, istekle müzik yapıyoruz. Yaptığımız müzikten önce biz keyif almalıyız ki o şarkı dinlensin, kendini dinletsin.

Hem aşk hem iş ortak bir şeyler yapmak sizi nasıl etkiliyor? Zıt düştüğünüz, ikisinin birbirine karıştığı zamanlar oluyor mu?

(S): Benim mesleğim zaten müzik olmadığı için bir şarkı yaparken birlikte çalışsak da esas müzik kısmını ben hep Anıl’a bırakıyorum. İşin bilirkişisi o çünkü. Ben sadece yardımcı oluyorum, dinleyici gözüyle bakıp şarkıya yorum yapıyorum. Bir de tabii sözlerini yazıyorum ama müzikle oturması için değişiklikler yapmakta Anıl her zaman serbest.

(A): Zaten ikisi birlikte olduğu için güzel. Zıt düştüğümüz zamanlar elbette oluyor ama o sayede iyi işler yapabiliyoruz zaten. İki farklı bakışı tek potada eritmeye çalışıyoruz.

Romantik şarkıların içinde sizi dinliyoruz. Hayattaki romantik yönünüz daha mı fazladır?

(A) : Çok da öyle sayılmaz ama müzik yaparken özellikle akustik parçalarda elim hep romantik olana gidiyor. Sanırım müzikte seviyorum romantizmi.

Daha çok hangi tür şarkı dinlemeyi seversiniz?

(S&A): İkimiz de kulağımıza güzel gelen her şeyi dinleriz. Hatta müzik dinlerken peş peşe açtığımız müziklere güldüğümüz de olur, buradan buraya nasıl geçtik ya diye

Ortaya bir şarkı çıkartmak, müzikle ortak bir noktada buluşmak çok güzel olmalı. Birlikte müziğe başladığınız bu keyifli yolculuk nasıl başladı?

(S): Ben Anıl’ın müziğine zaten hayrandım, birçok farklı enstrümanı çalışı olsun, şarkıları kendine has yorumlayışı olsun, onun müziğini dinlemekten çok keyif alıyordum. Dediğim gibi o da beni sesin çok güzel neden birlikte söylemiyoruz diye cesaretlendirince böyle bir yola çıktık beraber. İyi ki de çıkmışız.

Konser veriyor musunuz? Ya da vermeyi düşünüyor musunuz?

(A) Ben zaten hali hazırda Anadolu Senfoni Orkestrası’nda flüt çalıyorum. Sezon boyunca Eskişehir’de orkestrayla klasik müzik konserlerimiz oluyor. Pop için ise sahne planlamalarımız yapıldı fakat covid sebebiyle şimdilik ertelemek durumunda kaldık. İlerleyen zamanlarda olacak tabii ki.

Sıla, seni “Beni Bırakma” dizisinde bir tıp öğrencisi olan Zeynep rolünde izledik. Hem oyunculuk hem şarkıcılık, aynı zamanda söz yazarlığı da var. Tam bir yetenek bütünüsün. Bunların bir sırası var mı yoksa çoğunlukla hepsini bir arada mı yapıyorsun?

(S): Estağfurullah, ne mutlu bana eğer böyle düşünüyorsan Benim için sanatın her dalı heyecan verici olsa da oyunculuk en üstte yer alıyor. Esas mesleğim, tutkum, hayallerim hep oyunculuk üzerine. Yıllarca farklı dallarda spor yaptım, dans ettim, şimdi söz yazıyor ve şarkı söylüyorum. Bunların hepsi beni mutlu eden ve yaşam sevinci veren şeyler ama oyunculuğun yeri ayrı. Oyunculuk mesleğim ve sürekli kendimi daha iyiye götürmeye çalıştığım alan. Oyunculukta öğrenme, gelişme asla bitmiyor, en sevdiğim yanı da bu.

Oyuncu Sıla ile şarkıcı, söz yazarı Sıla arasında bir fark var mı?

(S): Aslında duygusal anlamda yok, çünkü hepsi tek bir ruhtan, tek bir duygu belleğinden çıkıyor fakat biçim olarak var. Şarkı sözü yazarken içimden ne geliyorsa onu yazıyorum, daha sonra şarkıya göre onu kesip biçip şekillendirebiliyoruz ama oyunculukta içimden gelenin yanı sıra öğrendiğim birçok şey var; onları da katarak, uygulayarak oyun performansımı ortaya çıkarıyorum. Bir başka açıdan bakarsak da oyunculuk üzerine eğitim aldığım için çıkmaza girsem de başka anahtarlar da kullanabiliyorum, söz yazarken öyle bir şansım yok, içimden gelen neyse kâğıda da o dökülüyor. İyi ya da kötü sonradan ayıklanıyor. J

Çok sevilen bir karaktere hayat verdin. Önünde seni izleyeceğimiz bir dizi veya film projesi var mı?

(S): Evet, bir dizi projesi var. Senaryosunu çok beğendiğim bir iş. Çok tatlı bir ekiple birlikte sete çıktık ama sonra sürecimiz bu corona meselesinden dolayı durdu. Hayat normale döndüğünde devam edeceğimizi umuyorum.

Nasıl bir proje, nasıl bir karakter Sıla’nın aklını çeler?

(S): Bir projede öncelikle senaryo çok önemli bence. Eğer senaryo güçlüyse, okurken beni heyecanlandırıyorsa, hatta farkında olmadan kendimi ayağa kalkmış heyecanla oynamaya başlamış olarak buluyorsam, o iş benim için tamamdır.

Anıl, şarkı söylemek senin için bir çocukluk hayali miydi?

(A): Bu soruya birazcık uzun cevap vermek istiyorum. Hayır, aslında çocukluk hayalim şarkı söylemekten ziyade enstrümanlar çalmak ve konservatuvar okuyarak klasik müzik kariyeri yapmaktı. Ancak çocuk yaşlarda girdiğim konservatuvarda klasik müzik camiasındaki insanların birçoğunun diğer sektörlere göre çok daha kasıntı olduğunu ve gereksiz ciddiyetin disiplin getireceğini zannederek tüm kariyer planlamalarını bunun üzerine kurduklarını gördüm. Avrupa’da da klasik müzik sanatçılarının hemen hemen aynı kafada olduklarını görünce, aşırı kasıntı ve gereğinden ciddi ortamlarda müziği istediğim gibi hissedemediğimi düşündüm ve 20li yaşlarımın sonlarına doğru daha çok aranje yaparak, şarkı söyleyerek ve dizi-film müzikleri yaparak biraz daha mutlu olduğuma karar verdim. Elbette bu klasik müziğe devam etmeyeceğim anlamına gelmiyor. Bir parçası olmaktan mutluluk duyduğum Anadolu Senfoni Orkestrası’nda çalışmaya devam ediyorum. Ayrıca bu orkestra ile dünyanın birçok ülkesinde klasik müziğin yanı sıra caz ve film müziği konserleri de veriyoruz.

İlk kez mikrofonu eline aldığında, ilk şarkında sesin titredi mi? bu nasıl bir duyguydu?

(A): Hayır titremedi, Kenan Doğulu –Tutamıyorum Zamanı söylemiştim canlı orkestrayla. Sene sanırım 2007 ya da 2008 olması lazım. Çok keyifliydi.

Bu yolda hayal kırıklıkları da biriktirdin mi?

(A): Elbette ki her insanın yolculuğu boyunca hayal kırıklıkları birikir ama ben bunları gidilecek yolda zaman kaybı yaşanmaması için unutarak devam eden tayfadanım. Şu anda nedense aklıma gelen ilk hayal kırıklığı küçük yaşlarda konservatuvara girdiğimizde birkaç hocamızın bize karşı olan tutumlarıydı. Bazı hocalarımızın önümüzü kapatırcasına mücadele etmelerine anlam verememiştim. Yıllar sonra kendi çoluk çocuklarını hatır gönül kullanarak orkestralara yerleştirdiklerinde anlamıştım sebebini

Sıla ile aynı şarkının içinde buluştunuz. Bir gün aynı dizi veya filmin içinde de sizi izleyebilir miyiz?

(A): Olabilir tabii, neden olmasın.

Birbirinizi anlatmaya başlasanız en çok hangi kelimeleri kullanırsınız?

(S): Enerjik, samimi, can yoldaşım.

(A): Hayat ışığım, motivasyon kaynağım J

Şu son zamanlarda zor günler geçiriyoruz. Çoğunluk evlerde, korona salgınının bitmesini bekliyor. Siz bu günleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

(A) Boş durmuyoruz tabii ki. Karantina döneminde Güneş Doğmasın’dan sonra Sony Music Türkiye etiketiyle bir yeni akustik tekli daha çıkardık adı “Evimin Huzuru”. Sözleri yine Sıla’ya, bestesi ve aranjesi bana ait. Bu zor günlerde dinleyicilerimizin evlerine huzur olmasını diliyoruz. Tüm dijital platformlardan dinlenebilir. J

(S): Anıl müziğe yoğunlaşmışken ben de YouTube kanalımızı boş bırakmamaya çalışıyorum. Günlük aktivitelerimi, bakım rutinlerimi ve çok sorular soruların cevaplarını çektiğim videolar aracılığıyla “Sıla Özlem Önemli & Anıl Nural” kanalımızda takipçilerimizle paylaşıyorum. Bir yandan da yogaya başladım, yine YouTube’dan izleyerek yoga yapıyorum evde, hem fiziksel hem zihinsel olarak çok iyi geliyor. Keşke daha önce başlasaymışım dedirtti gerçekten.

Son olarak bu keyifli sohbet için teşekkür ederim. Sevenlerinizi yeni bir sürpriz bekliyor mu?

(S&A): Biz de çok teşekkür ederiz. Temposu yüksek, hareketli bir parça isteyen çok dinleyicimiz vardı, biz de sözü müziği bize ait “Bercestem” parçamıza Onur Gözüm ile harika bir remix yaptık. Önümüzdeki günlerde klibiyle birlikte dinleyiciyle buluşacak. Tam bir yaz parçası oldu, bir an önce yayınlamak için sabırsızlanıyoruz.

YENİ ÇAĞRI GAZETESİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.