Futbol çoğu kez yalnızca bir oyun olmaktan öte moralin, umudun, hatta ulusal sevincin tescilli ortak paydasıdır.

İşte geçtiğimiz hafta tam da böylesine bir tabloya tanıklık ettik.

Ülkemizi Avrupa’da temsil eden takımlarımızın ilk hafta maçlarında aldığı başarısız sonuçlarla yaşanan üzüntü, Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un birbiri aldığı galibiyetlerle yerini gurur ve mutluluğa bıraktı. Yani gerçek anlamda, “Rüya gibi bir hafta” yaşadık.

Haftanın mutluluk perdesini Galatasaray açtı. Sarı Kırmızılılar, İngiltere Premier Lig lideri Liverpool’u İstanbul’da dize getirerek sıradaki rakiplerine güçlü bir mesaj gönderdi.

“Futbolun beşiği” olarak anılan İngiltere’nin en güçlü ekibine karşı sergilenen o diri, cesur ve disiplinli futbol hepimizi mest etti. Sarı Kırmızılı takımın uzun zamandır bu kadar akıllı ve saygı duyulması gereken bir performansına şahit olmamıştık. Bu nedenli alınan galibiyet yalnızca bir üç puan değil, aynı zamanda Galatasaray’ın geçmişinde var olan o dominant futbol karakterinin izlerini taşıması anlamında hayli önemliydi.

Bu coşkunun dumanı daha üzerindeyken, hemen iki gün sonra, Kadıköy’de bambaşka bir hikâye yazıldı futbol adına. Bu kez hikâyenin kahramanı Fenerbahçe’ydi. UEFA Avrupa Ligi ikinci maçında Fransız ekibi Nice’i, özellikle de ilk yarıda ortaya koyduğu etkileyici bir oyunla mağlup etti. Sarı Lacivertliler’in hem hücumda hem savunmada gösterdiği disiplin, tribünleri ayağa kaldırırken, Galatasaray’ın zaferiyle başlayan ulusal sevincin üzerine ikinci bir dalga eklendi. O gece Kadıköy’den yükselen alkış ve sevinç çığlıkları, RAMS Park’tan iki gece önce yükselen mutluluk nidalarıyla karıştı adeta.

Ve haftanın coşku üçgeni Samsunspor’la tamamlandı. Tam 27 yıl sonra Avrupa arenasına dönen Kırmızı Beyazlılar, Konferans Ligi’nde Polonya’nın Legia Varşova ekibine konuk oldu. Maç öncesinde umutlar belki sınırlıydı ancak sahadaki Samsunspor, inanç ve mücadelenin sembolüydü. “Polonya tankı” olarak anılan rakibini hem futboluyla hem yüreğiyle alt etti. Avrupa’ya galibiyetle dönmek, yalnızca Samsun şehri için değil, Türk futbolu adına da paha biçilemez bir başarıydı.

Sonuçta, aldığımız üç görkemli galibiyet, sadece tabelaya skor olarak değil, UEFA ülkeler sıralamasına da puan şeklinde yansıdı. Bu da, üstümüzdeki Belçika ile farkın açılmamasının yanı sıra, altımızdaki Çekya’dan da uzaklaşmamız anlamına geliyordu…

Kalın sağlıcakla…