Son dönemde Türk futbolu, hem milli düzeyde hem de kulüpler platformunda hayli zamandır özlenen bir ivmeyi yakalamış ve pupa yelken başarı rüzgarını arkasına almış durumda. Adeta bütün taşlar yerli yerine oturmuş gibi; sonuçlar, oyun ve moral anlamında tablo pırıl pırıl.

Geçtiğimiz haftalarda A Millî Takımımızın Bulgaristan ve Gürcistan karşısında aldığı bol gollü ve de net galibiyetler, sadece puan tablosuna değil, ülke insanının moral motivasyonuna da yansıdı. 2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda, büyük bir sürpriz yaşanmazsa ikincilik koltuğunu garantilemiş durumdayız. Bunun doğal yansıması olarak FIFA sıralamasında 27.’likten 26.’lığa tırmanışımız da cabası.

Milli heyecan fırtınasının ardından, bu kez sahneye kulüplerimiz çıktı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un Avrupa’daki seri galibiyetleri sadece taraftarlarını değil, tüm futbolseverleri gururlandırdı. Galatasaray’ın Liverpool önündeki 1-0’lık zaferi, Fenerbahçe’nin Kadıköy’de Nice’i 2-1’le geçmesi ve Samsunspor’un Legia Varşova deplasmanındaki 1-0’lık galibiyeti, her biri tek başına büyük mutluluk, toptan baktığımızda ise gurur anlamına geliyordu.

Bir sonraki, yani geride bıraktığımız maç haftasında da takımlarımız aynı istikrarı sürdürüp, “Kazanmaya devam” dediler. Galatasaray Nef’te Bodo Glimt’i 3-1’le uğurladı, Fenerbahçe Stuttgart’ı 1-0’la geçti, Samsunspor ise Dinamo Kiev’e 3-0’lık net bir üstünlük sağladı. Arka arkaya altı maç, altı galibiyet…

Bunlara Millî takımın iki zaferi de eklenince, ortaya çıkardığımız tablo gerçekten anlatılmaz yaşanır güzellikte.

Bu serinin anlamını sadece sayılardan oluşan bir sonuç olarak değerlendiremeyiz. Bu duruma sahaya yansıtılan yüksek tempo, taktik disiplin, kazanma arzusu ve teknik gelişim anlamında bakmalıyız. Bu tabloyu ülke futbolunun artık farklı bir seviyeye çıktığının da bir tür belgesi şeklinde okuyabiliriz. Bu başarılar sayesinde UEFA ülke puanı sıralamasında 11.’likten dokuzuncu sıraya yükselmemiz de doğal bir sonuç olarak karşımızda duruyor. Toplamda 35.700 puana ulaşan Türkiye, 10. sıradaki Çekya ile farkı açarak Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılma umutlarımızı yeniden yeşertti.

Genç jenerasyonun enerjisiyle birleşen bu ivme, Türk futboluna uzun süredir boyutta bir özgüven kazandırdı. Eğer bu tempo korunursa, 2026 itibarıyla UEFA sıralamasında ilk sekizde yer almak kesinlikle hayal değil.

Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un Avrupa’daki başarıları; sadece kendi tarihleri için değil, ülke futbolunun vizyonu ve geleceği için de büyük bir anlam taşıyor. Çünkü bu galibiyetler, artık yalnızca tribünleri değil, bir ülkenin futbol hayallerini de büyütüyor.

Hoşça kalın…