DİNÇER KARACALAR'LA SAĞLIKLI GÜNLER

19 Mart 2020 Perşembe 12:29
7 Okunma
DİNÇER KARACALAR'LA SAĞLIKLI GÜNLER


ÇİN'DE BOŞANMALAR ÇOĞALDI BİZ NE YAPMALIYIZ?



Psikolog Elif Doğru

Corona (Korona) virüsü hızla yayılmaya devam ederken, her geçen gün daha fazla endişelenmeye devam ediyoruz. Vaka sayısının dünya genelinde ve ülkemizde de arttığını öğrendikçe, kaygı, stres, çaresizlik duyguları da yükselmeye başladı. Evden çıkmamaya karar verenlerin sayısı çoğalıyor. Alınacak tedbirlerin ve sürecin ne kadar süreceğini bilmemek, gıda ürünleri dahil, her ürünün, paketlerin üzerinden bile virüsün bulaşacağını bilmek, korku duygusunu açığa çıkarıyor.

Maalesef, durumu henüz ciddiye almayanlar da var.

Bir an önce herkesin, en azından bireysel olarak gerekli tedbirleri alması gerekir.

Yoğun tempoda çalışmaya alışkın olanlar için, üst üste belki de günlerce sürecek, koca bir günü evde geçiriyor olmak zorlayıcı olabilir. Hatta bazı problemleri de beraberinde getirebilir. Ancak krizi fırsata çevirebilirsiniz. Evde uzun zamandır yapmak istediğiniz birçok şeyi yapabilirsiniz. Örneğin, dolapların içlerini temizlemek, varsa çiçeklerle ilgilenmek, kıyafetleri, ayakkabıları, aksesuarları düzenlemek. Belki bir kek yapmak. Daha önce vaktiniz olmadığı için, yapmayı tercih etmediğiniz yemekleri, tatlıları yapmayı deneyebilirsiniz.

Özellikle evli çiftlerin tüm günü aynı çatı altında geçiriyor olması bir süre sonra üstü örtülmüş sorunların gün yüzüne çıkmasına sebep olabilir. Böyle durumlarda tartışmaktansa sorunları tek tek ele alabilir ve çözüme kavuşturabilirsiniz.

Aynı evi uzun süre paylaşan çiftler birbirlerine psikolojik açıdan daha çok ihtiyaç duyuyorlar. Bu dönemde tartışmaların olmaması için mutlaka  günün belli saatleri eşlerin kendilerine özel zaman ayırmaları gerekir. Bu süre zarfında evin farklı bölümlerinde ayrı vakit geçirmeniz devamlı birbirinizi görmüyor olmanız aranızdaki ilişkiyi taze tutacaktır.

Bir hobi edinebilir, kitap okuyabilir, film seyredebilir, yemek veya ev işi yapabilirsiniz. Burada ki asıl amaç kendinize özel vakit yaratarak ruhunuzu ve psikolojinizi yenilemenizdir.

Eşlerin birbirilerinin duygusal açıdan ihtiyaçlarını karşılıyor olmaları, anlayış göstermeleri, güven vermeleri, sevgi ve şefkatle paylaşımlarda bulunmaları bu süreci olumlu bir şekilde atlatmalarını sağlayacaktır.

Evde Geçirdiğiniz Zamanları Nasıl Verimli Hale Getirebilirsiniz?


  • Tüm teknolojik aletleri ortadan kaldırarak sohbet edebilirsiniz. Neler hissettiğinizi ve neler düşündüğünüzü paylaşabilirsiniz.

  • Geleceğe dair planlamalar yapabilirsiniz. Hayal gücünüzü sınırlamadan hayattan istediklerinizin listesini yapabilirsiniz. Sonunda bunları gerçekleştirebilmek için neler yapabileceğinizi konuşabilirsiniz.


  • Aile içinde tüm bireylerin katılım sağlayacağı oyunlar oynayabilirsiniz.


  • Film gecesi yapabilirsiniz.


  • Resimler çizmek, müzik dinlemek.Hayatın yoğun temposundan dolayı uzun zamandır yapmadığınız şeylerdir.


  • Kitap okumak.


  • Varsa bahçenizle, çiçeklerle, bitkilerle vakit geçirmek.


  • Uzun zamandır merak ettiğiniz ama fırsat bulamadığınız için araştıramadığınız konuları araştırmak. Yeni bilgiler daima iyi hissettirir.


  • Egzersiz yapmak.


  • Değişik yemekler denemek.


  • Zihninizi rahatlatmak için dinlenmeye zaman ayırın.




 



Evden çalışırken siber güvenliğe dikkat!



Koronavirüs’ün tüm dünyaya yayılması ve Türkiye’de de görülmesinin ardından birçok şirket evden çalışma formülünü uygulamaya başladı. Önlem amaçlı evden çalışma sağlık açısından daha güvenli olurken, işverenler için siber güvenlik tehdidi önemli bir gündem maddesi oldu.

Çin’de başlayan ve kısa sürede küresel bir salgına dönüşen Koronavirüs (COVID-19) ile tüm dünyada şirketler mağaza ve şube kapatmaktan evden çalışmaya kadar bir dizi önlemi hayata geçirirken, Türkiye’de de önlemler üst seviyeye çıkarıldı. Alınan önlemler kapsamında Türkiye’de de hem kurumsal hem de küçük ve orta ölçekli işletme çalışanlarını evden çalışma uygulamasına geçirdi. Firmaların uzaktan çalışmaya yönelmesiyle birlikte siber saldırı gruplarının da odakları buraya kaydı. Büyük ve kurumsal şirketler genelde siber saldırılara karşı kendi içlerinde önlemlerini aldığı için böyle dönemlerde uzaktan çalışma sistemine hazır olmayan küçük ve boy işletmeler saldırganların hedefi haline geliyor.

 



BEBEKLERDE DEPRESYON OLUR MU HİÇ DEMEYİN!



Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Depresyon bebekler de bile görülebilen bir hastalık. Bebeklik depresyonu 6.aydan sonra bebeğin anneden birden bire ayrılmasıyla ortaya çıkar. Annenin; vefatı, uzun süre hastanede kalması, başka bir şehirde ya da ülkede ikamet etmesi, çocuğuna bakım veremeyecek kadar ağır fiziksel ya da ruhsal hastalığının olması bebeklik depresyonunu ortaya çıkaran sebeplerdir.

Depresyon insan yaşamının her döneminde ortaya çıkabilen bir beyin hastalığıdır. Yani depresyon beynin kimyasallarındaki dengesizlikler sonucu ortaya çıkar ve kişiyi hayata karşı mutsuz, keyifsiz ve isteksiz yapar. Depresyonda olan kişi, başına gelen herseyin sorumlusu olarak kendini görür ve kendini suçlar. Hayata hep olumsuz tarafından bakar. Gelecek ile ilgili beklentisi ümitsiz ve karamsardır. Kendisiyle ilgili değersiz ve sevilmez olduğu inancı vardır. Bu nedenle olayları olduğundan daha abartılı görür ve olayları hep genelleme yaparak yorumlar. Mesela “Böyle şeyler hep benim başıma gelir” der. Ya da resmin geri kalanını görmez ve 100 puanlık sınavdan 75 puan aldığında nasıl bu kadar yanlış yaptım diyerek kendini suçlar. Olayları kendine göre yorumlar ve keyfi çıkarsama yapar mesela arkadaşım beni aramadı sanırım artık benle konuşmak istemiyor” gibi çokça bilişsel çarpıtmalara başvurur.

Depresyon genetik aktarımlı bir hastalık olduğu için anne ya da babada depresyon varsa, tetikleyici faktörlerle çocukta ya da ergende da depresyon görülmesi muhtemeldir.

Depresyonun en önemli 2 belirtisi, isteksizlik ve tad alamamadır. Yani depresyonda olan kişinin içinden hiçbir şey yapma isteği gelmez zoraki şekilde yapsa da yaptığı şeyden keyif alamaz.

Çaresizlik hissi, düşük enerji, konsantrasyon azlığı, değersizlik ve suçluluk düşünceleri, iştah ya da kilo değişikliği depresyonun diğer belirtileri arasındadır.

Çocuklarda ve ergenler depresyon;Okula gitmek istememe, düşük özgüven, fobiler, karın ağrısı, bulantı ya da baş ağrısı şeklinde görülmekle beraber aşırı hareketlilik, huysuzluk, çabuk sinirlenme, yalan söyleme, evden ya da okuldan kaçma gibi davranış bozuklukları ile de görülebilir.

Depresyon beynin kimyasalları ile ilgili olduğunu söylemiştik. Mutluluktan sorumlu serotonin hormonu ve haz almadan sorumlu dopamin hormonu seviyeleri düşer ve çocuk ya da ergen mutsuz ve keyifsiz olur. Stres hormonları olan norepinefrin ve kortizol seviyelerinde de artış meydana gelerek çocuk ve ergeni huzursuz, öfkeli, kaygılı hisseder ve odaklanma problemleri yaşayarak öğrenme ile ilgili problemler yaşayabilir.

Bazı çocuklar ya da ergenler yaşadığı bu olumsuz duyguları içe atarken bazı çocuklar dışa vurur. Duygularını içe atan çocuk ve ergenler; utangaç, kaygılı ve bağımlı özellikler gösterir ve güvensiz hissederler. Bundan ötürü kendi ile ilgili olumsuz düşüncelere kapılarak depresyona daha eğilimlidirler. Duygularını dışa vuran çocuk ve ergenler ise davranış bozuklukları göstererek daha agresif ve saldırgan tutum sergilerler ancak bu çocukların da madde kullanımına yönelmeleri ve aykırı gruplara katılmaları da olasıdır.

7 yaş öncesi çocuğun dil becerisi yeterli olgunluğa erişmediği için tanı koymak zorlaşabilir. Ancak çocuğun yüz ifadesi, gösterdiği davranışlar, tepkiler ve beden duruşu bu tanın konmasını kolaylaştırabilir.

 



Corona Virüsünün Yapmış Olduğu Psikolojik Etkenler



Dünya Danışmanlık Merkezi Kurucusu Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece Kaykaç konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Corona Virüsü

Corona Virüsü (SARS-CoV), ilk kez 2003 yılında Çin’de görülen ve şiddetli akut solunum yetmezliğine neden olan bir virüstür.  Günümüzde  aralarında Japonya, Tayland, Güney Kore, ABD, Singapur, Vietnam, Almanya, Fransa, İtalya, İran ve Tayvan olmak üzere 27 ülkede görülen virüs birçok ülkenin sorunu haline gelmiştir. Özellikle hayvanlardan insanlara bulaşan bu virüs insanlarda mutasyona uğrayarak insandan insana geçişi mümkün kılar.

Kişilerde yüksek ateş, öksürük, kas ağrısı, ishal, zor nefes alma, iştahsızlık, bulantı ve çeşitli vücut ağrıları şeklinde şikayetlere neden olmaktadır. Virüs yaşlılarda, kanser ya da bağışıklığı baskılayan hastalıkları olanlarda, akciğer hastalıkları bulunanlarda daha ağır bir sürece neden olabilmektedir. Görüntüsü itibariyle grip benzeri bir hastalık olmasına karşın gripten daha ağır bir tablo seyrederek ölümlere sebep olmaktadır.

Virüs özellikle yakın temas sonucunda oluşur. Belirli bir tedavisi olmamakla birlikte çeşitli korunma yolları vardır. Koruma yolları arasında; elleri sık sık yıkamak, temel hijyen kurallarına uyma ve kapı kolları gibi sık dokunulan alanları dezenfekte etmek gibi adımlar sayılabilir.

Corona Virüsü’nün Psikolojik Yansımaları

Çin’de başlayarak tüm dünyada büyük bir yankı uyandıran Corona virüsü ülkemizde de korku unsuru olmuş bir salgın olarak karşımıza çıkıyor. Virüsün yayılma gücünün yüksek olması korkuları arttırıyor. Sosyal medya aracılığıyla hızlı bir şekilde paylaşılan bilgiler insanların sürekli maruz kalmasına neden olurken doğru bilginin yanlış bilgiden ayırt edilmesini zorlaştırıyor. Küresel anlamda maruz kalınan bu durumun psikolojik yansımaları elbette olumsuz olabiliyor. Salgın hastalıkların beklenmedik ve yaşamı tehdit eder yapısı korku ve kaygı uyandırıcı olmakla birlikte bireylerin yaşamsal faaliyetlerini değiştirmelerine ya da kısıtlamalarına neden olabiliyor.

İnsanlar konser alanları, alışveriş merkezleri veya toplu taşımalar gibi kalabalık yerlere korkuyla yaklaşıyor veya bu alanlardan kendilerini çekiyorlar. Böylesi bir durumda kişinin sosyal hayatı, iş hayatı veya eğitim hayatı gibi önemli alanlar etkilenebiliyor.

Bilinmezlik ve tehdit uyandıran salgın, insanların psikolojini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kişilerde panik atak, yüksek düzeyde stres, fobi, uykusuzluk, yeme sorunları gibi rahatsızlıklar artış gösteriyor.

Bu kaygı ve korkular corona virüsü hakkında daha çok bilgi edinilmesine ve insanları korunma yollarının araştırılmasına yöneltti. Aynı zamanda salgın karşısında psikolojik dayanıklılığımızı korumak bir diğer önemli konu.

 



ESTETİKTE MAĞDURİYET DEĞİL KOMPLİKASYON YAŞANIR!



Estetik kadar estetikte yaşanan mağduriyetler de günümüzde sıklıkla konuşulmaya başlandı. Hiçbir cerrahın hastalarına isteyerek zarar vermeyi düşünmeyeceğinin altını çizen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin, “Cerrahınız, size tıbbın en son bilgi ve yöntemlerine uygun olarak bir uygulama yapmıştır ve bunun sonucunda istenmeyen bir etki ile karşılaşılmıştır. Bu, bir dolgu uygulaması sonrasında gelişen bir enfeksiyon olabileceği gibi, burun ameliyatından sonra burnun yamuk durmasına kadar çok çeşitli durumlardan biri olabilir.” dedi.

Günümüzde estetik yaptırmak kadar estetik mağduriyeti de sıkça konuşulmaya başlandı. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin, estetik yaptırmaya karar vermeden önce bu mağduriyetleri yaşamamak için, kişilerin öncelikle ne istediklerine iyi karar vermeleri ve bundan sonrasında neye ihtiyaçları olduğunu, bu ihtiyaçlarının en makul şekilde nasıl karşılanabileceğini, söz konusu yöntemlerin ne gibi etkileri olup ne gibi sonuçlar beklenemeyeceğini kendilerine anlatan, kendilerini dinleyen plastik ve estetik cerrahi uzmanları ile görüşmeleri gerektiğini söyledi.

Hiçbir cerrahın sizi mağdur etme amacı olamaz

Estetik yaptırmayı düşünen kişilerin, plastik ve estetik cerrahi uzmanlarını anladığı noktada artık mağdur olmalarının söz konusu olmadığını ifade eden Op. Dr. Oygar Aytekin, “Çünkü hiçbir cerrah, onlarca yıllık eğitimi, sizi ‘mağdur etmek’ amacıyla almamıştır. Nitekim ‘mağdur’ kavramı, gerek ceza hukuku kapsamında, gerekse TDK’nın tanımında ‘menfaati hukuka aykırı şekilde ihlal edilen birey’ olarak ifade edilmektedir ve hiçbir cerrahın böyle bir amacı yoktur ve olamaz.” diye konuştu.

“Estetikte mağduriyetten değil komplikasyondan bahsedebiliriz.” şeklinde konuşan Aytekin, “Cerrahınız, size tıbbın en son bilgi ve yöntemlerine uygun olarak bir uygulama yapmıştır ve bunun sonucunda istenmeyen bir etki ile karşılaşılmıştır. Bu, bir dolgu uygulaması sonrasında gelişen bir enfeksiyon olabileceği gibi, burun ameliyatından sonra burnun yamuk durmasına kadar çok çeşitli durumlardan biri olabilir.” açıklamasında bulundu.

Son Güncelleme: 19.03.2020 12:29
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.