Sevgiliyi Görmek İhtimali

Sevgiliyi Görmek İhtimali

Geçenlerde bir genç haneme gelip çok üzgün olduğunu çünkü sevdiğinden ayrıldığını söyledi.

Nasıl tanışmıştınız? Zor olmuş muydu?” diye bir soru sordum ve böylece başladı sohbetimiz.

Yo niye zor olsun. Netten tanıştık ve sonra çıkmaya başladık.”

Keşke zor olsaydı?”

Neden?”

Başka türlü kıymet bilinmiyor evlat. Hele bir de gönül gözü ile sevmemişseniz ayrılık mukadder oluyor.”

Haklısınız efendim.”

Bak evlat;

Benim Babam görmeden sevmiş.

Merak ettim bu işin sırrı neymiş.

Dedi ki; oğul!

Bizde aşk bir işlemeli mendildi.

Gören gözler değil sadece dîldi.”

Dîl dediğiniz nedir ki?”

Gönül demektir. Gözle bakarsan sadece bedeni yani teni görürsün. Oysa beden bir süre sonra sıradanlaşır. Asıl güzel olan ruhtur ve o da ancak gönül gözüyle görülür.”

Anladım.”

Babamların kuşağı, aşağı yukarı böyle imiş. Bizim zamanımıza gelince; Belki onlar kadar naif değildik ama bizim nesil de onları aratmazdı icabında. Hani ‘Leyla ile Mecnun’ kıssasında Üstad Nizami’nin ‘Neffel’ diye anlattığı bir karakter vardır ya; Bu adam güçlü-kuvvetli biri olup Leyla’yı Mecnun’a getirebilmek için Leyla’nın kabilesi ile savaşır. Savaşı gören Mecnun ise bir köşeye çekilir ve şöyle dua eder: ‘Allah’ım; her ne kadar Neffel benim için savaşıyorsa da benim tarafım bellidir. Neffel’i kahret, ordularını da perişan eyle.’

Hadi ya! Güzelmiş.”

Evet evlat! İşte bu hikâye tam da bizim kuşağı anlatır. Biz de şartlar ne olursa olsun sevdiğimizin tarafında veya yanında olurduk. Yanında olurduk dediysem de kast ettiğim el ele, diz dize bir birliktelik değil sadece ruhi yakınlıktı. Yoksa şimdikiler gibi sevdiğimizi görebilmek, uluorta konuşabilmek ne mümkündü. Tabi aklına geliyordur; biz hiç mi görüşmez hiç mi konuşmazdık? Elbette biz de görüşür, biz de konuşurduk. Ancak her şeyin bir adabı, bir usulü ve de yöntemi vardı.”

Yöntem mi?”

Mesela sevgilinin mahallesine gidip evinin önünden geçmek, bu yöntemlerden sadece bir tanesiydi. Genellikle aşkın ilk basamağında bulunanların rağbet gösterdikleri bu yöntemde, görme eylemi gerçekleşmezdi. Âşık maşukunu görmezdi ama sevgilinin mahallesinden geçmiş olmanın hazzını doya doya yaşardı. Çünkü bilirdi ki sevgilisi de o sokaktan geçmiş, o topraklara basmış, bahçedeki köpeği sevmiş, çeşme kenarında biten gülü koklamış… Ancak bu yöntemin bir yan etkisi vardı ki; o mahalleyi mesken edinen âşık, bir daha hiçbir mahalleyi sevmez, onun mahallesi dışında kalan hiçbir canlıya iltifat etmezdi. Eskiler bu hale ‘fenâ fi’l-maşuk’ derlerdi.”

Siz de fena fil maşak oldunuz mu?” Güldüm.

Maşak değil maşuk. Yani sevgili. Olmaz mıyım? Olmayan yoktu ki. Bak sana bir yöntemden daha bahsedeyim. Bakla yöntemi de diyebileceğimiz bir yöntem vardı ki aşkın ileri aşamalarında başvurulurdu. İlkinden farklı olarak bu yöntemde sevgiliyi görebilmek esastı. Yalnız bu yol bir parça tehlikeli olup babasından, dayısından ve dahi mahallenin ağır abilerinden dayak yeme ihtimali vardı. Bu durumda alabildiğine dikkatli olmak ve tam evin önüne gelindiğinde, önceden cebe doldurulmuş olan nohut veya fasulyeleri, adabınca sevgilinin penceresine atmak icap etmekteydi. Tabi pencereyi tutturmak ve kazara başka bir pencereye nişan almamak hayati derecede önemliydi. Nohut veya fasulyenin kifayet etmediği durumlarda çakıl taşları da kullanılırdı ancak pek tavsiye edilen bir yol değildi. Hemen şunu da ifade edeyim ki bu yöntem harfiyyen uygulansa bile sevgiliyi görmenin bir garantisi yoktu. Lakin âşık yine de üzülmez, pencere dibinde biriken kilolarca bakla ile maşukunun kışlık zahireye kavuştuğunu düşünür ve teselli olurdu.”

Bizim kuşak yetinmiyor ve hep daha fazlasını istiyor efendim. Hem bu konuda da değil her konuda bu haldeyiz. Bir telefonu bile bir ay kullandıktan sonra sıkılıyoruz. Galiba sevdiklerimize de bir eşya muamelesi yapar olduk…”

Ben susmuştum. Çünkü niye ayrıldığını biliyordu artık.

 

Avatar
Dr. Muhammet Veysel ZORTUL( [email protected] )

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.