- BÖLÜM 4 -
14 gün sürecek bir gladyatör oyunlarında bizzat arenada savaşacak olan Commodus, Collezium’un tehlikeli yönlerini çok iyi biliyordu ve savaşanlar gerçek birer gladyatördü. Bu oyunlar babasının ona tahta kılıçla eğitim yaptırmasına benzemeyecekti. Tüm bunların farkında olan Commodus bu oyunlara kendisini hazırlaması için Narcissus’u seçmişti. Narcissus hem yenilmez ve güçlü bir gladyatördü hem de başarılı bir sporcuydu.
Arenada her gün düzenli kılıç eğitimine ve Narcissus ile dövüşmeye başlayan Commodus, bunların hiçbirinde gerçekten başarılı olamadığını ve Narcissus’a karşı bir zafer kazanamadığını fark eder. Bu idmanların hiçbirinde aslında Narcissus Commodus’a gerçekten saldırmak istemez, ancak imparatorun yoğun kışkırtmalarına maruz kalmaktadır. İşte yine arenada bu tarz bir kılıç mücadelesinin olduğu gün Narcissus Commodus’u kafasını kopartacak pozisyona kadar düşürür ve elinden kılıcını atarak arenadan çıkar. Bu andan sonra Commodus arenada yapılacak bu gladyatör oyunlarından kesinlikle sağ çıkamayacağını anlar ve bu oyunun içine bir başka oyun daha sokar. Gladyatörler kör kılıçlar ile dövüşeceklerdi ve hiçbir gladyatör bunu bilmeyecekti. Böylelikle Commodus tüm gladyatörleri yenecekti. Ayrıca oyunların başlayacağı gün en büyük sürprizi yapacaktı…
Rudis, Roma’da arenada özgürlüğünü kazanan bir gladyatöre hediye edilen kılıcın ismidir. Bu kılıcı gladyatör tüm savaşları kazandıktan sonra da alabilirdi ya da Commodus’un taktiği ile de elde edebilirdi. Zorlu kazanılmış bir özgürlüğün sembolü olan bu kılıcı, 14 gün sürecek gladyatör oyunlarının açılışında Commodus Narcissus’a hediye ederek, kölenin özgürlüğüne kavuşmasını sağlar. Çünkü Commodus, Narcissus’u yenemeyeceğini çok iyi biliyordu, ona Rudis kılıcı ile bu özgürlüğü verirken aslında arenadan kendi çıkış biletini yani kendi özgürlüğünü de alıyordu.
Ayrıca 14 gün sürecek bu oyunlarda sadece gladyatör savaşları olmaz. Commodus halkına muhteşem bir şölen izletmek istiyor ve halkının sevgisini kazanmak istiyordu. Canlı avlanmalar ile birlikte yüzlerce egzotik hayvan gladyatör ile savaşır. Zindanlara tutulan birçok suçlu idam edilir. Ayrıca halka hediyeler ve ikramlar sunulur. Elli bin kişiyi aşan bir izleyici kitlesine sahip olan bu oyunlarda Roma tarihinde ilk kez bir imparator arenada gladyatör olarak dövüşecekti. Tarihte yer alan kaynaklara göre Commodus bu müsabakalara çıkarken kendisini Herkül gibi göstermek için başında bir aslan postu kullanır.
Narcissus’a özgürlüğün verilmesi ve diğer gladyatörlere ise kör kılıç verilmesi üzerine, 14 gün süren bu müsabakaların hepsinde Commodus galip gelir ve arenadan zaferle çıkar. Artık halkının güvenini de kazanan bir imparator olarak görüyordu kendisini. Zafer sonrasında Roma Senatosu’na ağır eleştirilerde bulunur ve kendisinin en güçlü olduğunu ifade eden söylemlerde bulunur. Halkını savunarak, senatoyu yok sayar. Senatoya karşı tam bir diktatör gibi davranır. Kendisinin heykellerini yaptırır, şehre Commodiana ismini verecek kadar kibirlenir. Buraya kadar her şey Commodus için iyi gitmişti.
Arenaya çıkmadan zafer kazanacağı kesin olan Commodus, gladyatörlere verdirdiği kör kılıçlar sonucunda birkaç hafif kesik alıyordu. Gladyatörler ise kendilerine kör kılıç verildiğini anladıkları anda, yere düşerek ölümü bekliyordu. Bu bir gladyatör için en onurlu davranışlardan biriydi. Ancak kurduğu oyunun anlaşılması ile tüm hayatı alt üst olur. Narcissus ölen gladyatörleri son kez ziyaret ederken, bir gladyatörün üzerinde duran kör kılıcını fark eder. Romalı askerlerin de bulunduğu hatta Marcia’nın bile bulunduğu bir yerde Narcissus bu durumu Commodus’un yüzüne itiraf eder.
Commodus ise artık kaçacak deliği olmadığını biliyordu ve kurduğu bu ahlaksızca planı bilen ve öğrenenlerin tek tek listesini yaptırır. Her biri için ya sürgün ya da idam fermanını verir. Bu fermanı gören Marcia, fermanda kendi adını da görünce hemen Cassius Dio’nun yanına gider.
Dio hemen aksiyon almalıdır. Marcia’ya bir zehir vererek Commodus’un özel odasına giderek zehri şarabına katmasını ister. Narcissus’a ise bir kılıç göndertir. Önce Marcia Commodus’un odasına girerek almış olduğu zehri, şarap kadehine döker. Bunun ardından odadan ayrılır. Şarabı içen Commodus kendini yerde bulur ve tam olarak ne olduğunu anlayamamıştır. Kılıç elinde tam da bu anda odaya giren Narcissus, elindeki kılıçı Commodus’a fırlatarak odadan tek çıkış yolunun bu kılıç ile kendisini öldürmesi olduğunu söyler. Bunun üzerine çıkan dövüşte, Narcissus Commodus’u öldürür. Burada kimi kaynaklar durumun böyle olduğunu yazarken, kimi kaynaklar ise çıkan dövüşte kılıcı Narcissus’un elinden Commodus’un kaptığını ancak yine de kaybettiğini yazar. Kimi kaynaklar o kılıcın arenada gladyatörlere verilen ve Commodus’un mutlak galibiyetini sağlayan kör kılıçlardan biri olduğu söylenir. Kimi Roma tarihçileri ise ölümünün Narcissus ile olan bu dövüşle değil de Marcia’nın şarabına kattığı zehirle geldiğini yazar. Mesela ünlü Roma tarihçisi Eutropius, Commodus’un ölümü için ya boğulma ya da zehirlenme yazar. Neticede hangi durum gerçekleşmişse bile Commodus artık hayatını kaybetmişti.
Commodus’un 13 senelik Roma imparatorluğu dönemi sona ermişti. Sonrasında neler mi oldu? Roma yaklaşık bir yıl belki bir yıldan da fazla bir süre iç savaşlar ile boğuştu. Narcissus idam edildi. Marcia yeni imparator dönemi ile birlikte ölüm cezasına çarptırıldı.
Cassius Dio ise hayattaydı ve işte Roma’nın bu dönemini, 13 yıllık Commodus imparatorluğunu, Marcus Aurelius’tan tahtın ona geçiş sürecini, tüm yaşananları tek tek kaleme aldı. İdamlar, ihanetler, savaşlar, barışlar, zaferler, yenilgiler, entrikalar, taht oyunları Dio’nun kaleminden Roma arşivlerine kazınacaktı.
Commodus ise babasının ölümünün ardından Germen kabileleri ile olan savaşlara son verip Roma’ya barışı getirse de hiçbir zaman kendince hak ettiklerini yaşayamadı. Hep ihanete uğradı, entrikaların içinde kaldı ve en yakınım dedikleri tarafından bile sırtından bıçaklandı. Belki daha doğru çözüm yolları arasa, belki herkese bu kadar çabuk güvenmese, belki zevk ve keyfe bu kadar düşkün olmasa, belki imparatorluğu hem siyasi hem askeri yönetecek daha güçlü ve güvenilir bir imparator olabilseydi çok daha farklı bir Commodus tarihi yazılabilirdi. Bu belkiler uzatılabilse de yaşananlar o belkiler değil. Dolayısıyla da halkı tarafından, kimi tarihçiler tarafından Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sorumlu, berbat bir imparator olarak anıldı.
Marcus Aurelius Commodus Antoninus 31 Ağustos 161 tarihinde dünyaya geldi, 31 Aralık 192 tarihinde hayata gözlerini yumdu ve yaklaşık 13 sene Roma İmparatoru olarak hüküm sürdü. Yeni Çağrı gazetesinde dört bölüme ayırdığım Commodus döneminin bugün dördüncü ve son bölümünü okudunuz. Yazarken ne çok hikâyeleştirdim ne de kendimden bir şeyler kattım. Bir tarihçi değil, sadece her gün mutlaka tarih okuyan ve araştıran bir tarih tutkunuyum. Çeşitli kaynaklardan okuduklarım ve kimi yayınlardan izlediklerim sonucunda hepsinden aldığım bilgileri özetleyerek, harmanlayarak, sentezleyerek bu yazı serisini oluşturdum. Karşı görüş oluşturduysam ya da bilmeden yanlış bir şey yazdıysam özür dilerim. Umarım siz okuyucularım için öğretici, yalın ve bol bilgi içeren dört bölümlük bir Commodus dönemi olmuştur. O dönemin en önemli karakterleri:
Marcus Aurelius: Babası.
Faustina: Annesi.
Lucilla: Ablası.
Cassius Dio: Döneminin en önemli senatörü.
Quintianus: Döneminin en önemli ikinci senatörü.
Crispina: Karısı.
Saoterus: Kölelikten gelme ve en yakın arkadaşı.
Cleander: Kölelikten gelme ve en yakın arkadaşı.
Marcia: Saray hizmetçisi ve Commodus’un “Odalık”ı.
Narcissus: Köle, en güçlü gladyatör, sporcu ve Commodus’u öldüren insan.