İKİ BAHÎR ALİM’İN MÜLAKATI!...
İKİ BAHÎR ALİM’İN MÜLAKATI!...
Merhum, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri, devrin güçlü adamı, Darbe’nin lideri,Devlet ve Hükûmet Başkanı, aynızamanda hemşehirlisi,Cemal Gürsel’in ısrarlı ricaları üzerine,Diyanet İşleri Reisliğini kabul etmişti.İstanbul’dan Ankara’ya trenle gitmişti. Ankara Tren Gar’ında,kendisini, Diyanet İşleri Reisliği,ne götürmek üzere,Diyanetten bir şöför, arabasıyla bekliyordu, karşıladı, arasayabuyur etti. Nasûhî Efendi : “ Evlâdım, Eyüp Sabri Hayırlıoğlu Efendi’nin ev adresini biliyor musun? Evet, Efendim biliyorum. Öyleyse, önce beni, Eyüp Sabri Hayırlıoğlu Hoca’mızın evine götür, sonra, Diyanet İşleri Reisliği’ne gideriz.
İki Bahîr alimi’n ( iki denizin mülakatı( buluşması), Eyüp Sabri Hayırlıoğlu’nun evine gidilir, Eyüp Sabri Efendi büyük bir tehâluk ile, Ömer Nasûhî Efendi’yi kapıda karşılar, uzuin bir hasret döneminden sonra kavuşanlara has,bir tavırla muâneka ederler,( omuz omuza birbirlerine sarılırlar. Ömer Nasûhî Efendi: “ Hocam, Darbe-i Hükûmet neticesinde, Zât-ıâlînize ve Makamınıza yakışmayan bir tavır size reva görülerek, Vazifenizden alındınız.Şimdi, ısrarla bu makam için benim gelmemi istiyorlar. Eğer, sizin rızanız ve kabulünüz varsa, ancak kabul ederim,Sizin rza’nız ve kabulünüz yoksa,İstanbul’a döneceğim,” der. Eyüp Sabri Hayırlıoğlu : “ Ömer Efendi Kardeşim, Memleketimiz, zor zamanlardan, zor şartlardan geçiyor, Bu Vatan bizim, bu devlet bizim,böyle bir zamanda hiçbirimizin,vazife’den kaçma lüksümüz yok.Belki de Darbe İdaresi’nin tek ve en isabetli kararı,Sizin bu makama getirilmiş olmanızdır. Lütfen, kabul buyurunuz,Bendeniz, muvaffakıyyetiniz için herdaim, du’a’cı olacağım,” der.Bahîr bir alim’in bir başka Bahîr alim’e karşı nezâketi ve zarâfeti! Uzun yıllardır, siyâsette,bürokraside,Diyânet’de ve Yüksek Öğretim’e göremediğimiz bir haslet ve ahlak-ı Hamîde!..
Daha önce de ifade ettiğim gibi,Ömer Nasûhî Efendi’nin Diyanet İşleri Reisliği,sadece 9ay,altı gün devam etti. İstifasını vererek, İstanbul’a döndü. Vefatına kadar velûd bir Müellif olarak kitap’larını yazmaya oevam etti.
Ömer Nasûhî Efendi’den sonra, Uzun yıllar, Müşaver Hey’ti Başkanı, üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı döneimlerinde, yanıdan hiç ayrılmayan,Müşâvere Hey’eti a’za’sı,Halim,Selîm,soyadı gibi Erdem’li bir zat olan, Hasan Hüsnü Erdem, Diyanet İşleri Reisliğine getirildi. (06 Nisan 1961-13 Ekim 1964) tarihleri arasında, kısa sayılabilecek bir zaman zarfındaReis’lik yapan, Hasan Hüsnü Erdem siyâsî baskı’lara daha fazla dayanamayarak, vazifesinden ayrıldı. Hasan Hüsnü Erdem’den sonra,( 15 Ekim 1964-16 Aralık 1965) tarihleri arasında Mehmed Tevfik Gerçeker, Diyânet Reisliği’nde bulundu.
Mehmed Tevfik Gerçeker, Meişrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde uzunbir müddet, Bursa meb’usluğunuda bulunmuşbir ara,Meşritiyet dönemiunde Şe’iyye ve Evkâf vekilliği de yapan, Mustafa Fehmi Gerçeker’in oğluoudur Kendisi, İlmiye sınıfından,medrese kökenli değildir. Hukuk tahsil etmiş, uzun yıllar Adalet Teşkilatında, Danıştayda bulunmuş,27 Mayıs Darbe-i Hükûmetinden sonra, Yassıada Mahkemleri için kurulan uydurukça ” Yüce Divan’a) a’za seçilmiş ise de rahatsızlığını ma’zeret göstererek kabul etmemiştir.Danıştay kontenjanından Anyasa Mahkemesi Aza’sı seçilmiş ve bu vazife’de iken,Diyanet İşleri Reisliğine getirilmişti.( 1898-1982)..
Merhum, Mehmed Tevfik Gerçeker, İlmiye sınıfından gelmediği halde, kısa bir müddet reisliği sırasında, ehl-i Sünnet akidesine muğâyir hiçbir faaliyyete izin vermemişti. Hazreti Üstazımız, 1950’li yıllarda irtihaline kadar, her Ramazan ayı arafesinde Ankara’yı teşrif eder, Diyanete gider, Türkiye’deki her cami’i’de va’az edilmesi için,bir ta’mim neşredilmesini te’min ederdi.Diyanet İşleri Reisleri,Müftülük’lere, “ Ramazan ayı boyunca, hiçbir cami cemaati va’az ve nasihattan mahrum kalmasın, diye, va’az etmek için müracaat edenleri ale’lusûl, formal bir imtihanla, liyakat ve ehliyetlerini isbat edenlere, “ Ramazean ayına mahsustur,” damgalı, Fahrî Vaiz’lik belgesi verilerek, bütün cami’i’lerde va’az ve nasihat yapılmalıdır,” tarzında,” bir ta’mim gönderirlerdi. Bu husutaki en son ta’mim,(bir sureti husûsî Arşivim’de mahfuzdur.) 1964 yılında, Mehmed Tevfik Gerçeker’in Reuisliği sırasında müftülük’lere gönderilmişti. Israrlı İstirhamım üzerine, Merhum, Konya’lı, Mustafa Doğanbey, Ankara’ya gitti ve ta’mim için, Diyaneti ziyaret etti, ricası üzerine bu enson ta’mim neşr’edilmişti.