M. KEMAL’İN KUR’ÂN TERCÜME TEŞEBBÜSÜ!..
Bir önceki yazımızda teferruatı bütün tafsilatıyla ifade edildiği gibi, azılı, Kemalist’lerin, yalan, iftira ve bühtanlarında olduğu gibi, Muhammed Hamdi Yazır’a tefsir, Ahmed Naim ve Kâmil Miras’a Hadis Külliyatı yazdırılmasıyla, devrin Cumhurreisi, M.Kemal’in uzaktan-yakından bir alakası yoktur. Filvâki’, M.Kemal’in çok farklı niyetlerle, Kur’ân-ı Kerim’i tercüme ettirme teşebbüs’leri vardır; 1932-1933 yıllarında Ankara’da vazife yapan, A.B.D. Büyükelçisi, Charles H. Sherrill’in hazırladığı ve M.Kemal’in kendi ağzından din’le ilgili görüşlerini ihtiva eden rapor ilk def’a Toplumsal Tarih Dergi’sinde, Araştırmacı Yazar Rifat N. Bali’nin hazırladığı makale’de neşr’edildi. Mevzu’umuzla alakalı kısmı şöyledir: “ Bu sözlerim Kur’ân’ın Arapça’dan Türkçe’ye tercüme ediilmesi için, nasıl ve neden telkinde bulunduğu hususunda konuşmasına sebeb oldu ve bu mevzu’uda yepyeni bir ufuk açtı. “ Türk halkının uzun zamandan beridir, ezberden okuduğu, ba’zı Arapça du’a’ların gerçem ma’na’sını anladığı zaman tiskineceğini söyliyor, Kur’ân’dan alınan bir Arapça bölüm okudu,( Tebbet Suresini okumuş),BU DU’A’DA( Sure’de), Hazreti Muhammed salla’llâhu aleyhi ve sellem’in amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gitmeleri için bed’du’a eder. Düşünen bir Türk’ün böyle bir du’a’yı okumaktan elde edeceği dinî ilham veya dine alaka göstermesini tahayyül edebilirmisin? dedi. Bu fikrini geliştirdikçe ben de gitgide Kur’ân’ın Türkçe okunmasını teşvik etmesi’nin sebebinin Kur’ân’ın Türkler arasında gözden düşürülmesi olduğu neticesine varıyorum.” ( Radikal, 06.09.2006)
Kâzım Karabekir Paşa’dan: “ Ziyafete M.Kemal Paşa da, ben de da’vet edilmiştik. Vekiller’den kimse yoktu. Hayli geç gelen M.Kemal Paşa hey’et-i ilmiye’nin şimdiye kadarki mesâî’siyle ilgili görünmeyen Kur’ân’ı Türkçei’ye ayneh tercüme ettirmek arzusunu ortaya attı. Bu arzusunu ve hatta, ( mücbir) zorlayıcı olan sebebini başka muhitlerde de( çevre’lerde) de söylemiş olacak ki, o günlerde bana Şer’iyye vekili Konya Meb’usu Vehbi Efendi vesâir sözüne inandığım ba’zı zevât şu ma’lûmatı vermişlerdi. “ M. Kemal, Kur’ân-ı Kerium’i, ba’zı İslâm dini aleyhtarı zübbe’lere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra, da Kur’ân’ın Arapça okunmasını namaz’da dahî men’ederek bu tercüme’yi okutacak. O zübbe’lerle de işi alaya bağırarak aklınca Kur’ânı da İslâmı da tamamen ortadan kaldıracaktı. Etrafındaki böyle bir muhit kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyordu. “ Ba’zı yeni simalardan da bahsettikleri gibi bu akşam da bu fikre mumaşaat eden( beraber olan) ba’zı kimseler görünce bu tehlikeli yolu önlemek için, M.Kemal Paşa’ya şöyle cevap verdim.” Devlet reisi ssıfatıyla din işlerini kurcalamaklığıınız içerde ve dışardake te’sirleri çok zararımıza olur. İşi alakadar makamylara bırakalı, fakat rastgele şunun bunun içinden içinden çıkabileceği iş olmadığı gibi kötü politika zihniyyetinin de işe karışabileceği göz önünde tutularak içlerinde Arapça ve dinî bilgilere de hakkıyla vakıf değerli şahsiyyetlerin de bulunacağı, yüksek ilim adamlarımızın bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan mürekkep bir hey’et toplanmalı ve bunların kararına göre tefsir mi, tercüme mi yapmak muvafıktır, ona göre harekete geçirmelidir.
M.Kemal, “ Din adamlarına ne lüzum var? Dinlerin tarihi ma’lum’dur. Doğrudan doğruya tercüme edivermeli… “ fikrini ortaya atınca buna karşı şöyle konuştum; “ Müstemlekeleri (Sömürgeleri) İslâm halkıyla dolu olan bu meletler kendi siyâsî çıkarlarına göre, Kur’ân’ı kendi dillerine tercüme ettirmişlerdir. İslâm dinine ve Arap diline hakkıyla vakıf kimselerin bulunmayacağı herhangi bir hey’et bu tercüme’yi meselâ Fransızcadan da yapabilir fakat bence burada Maarif ( öğretim ve eğitim) programımızı tesbit etmek için toplanmış bulunan bu yüksek hey’etten vecdânî olan din bahsinden değil, ilim cephesinden istifade hayırlı olur. Kur’ân’ın yapılmış tefsirleri var, lazımsa yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa Millî kalkınmaya hasret’mek daha hayırlı olur. M. Kemal Paşa, beyanatıma karşı, hiddetle bütün zamirlerini( içyüzünü) ortaya attı: “ Evet Karabekir! Arap oğlu’nun( hâşâ! Peygamber’imizin) yave’lrini( saçmalıklarını/ yalanlarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki, budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler, ( Takdir, Muhterem, okuyucularındır.)
Kaynaklar: Kâzım Karabekir, “Kâzım Karabekir anlatıyor, yayına hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayinevi, Ankara 1993, Sahife,93,94. M. Armağan, ( Karabekir’in gözüyle kurtuluş yılları( 1922-19339 Kızıl Pençe, İstanbul,2013 Sahife,101,103 )
,