HİLÂFET-İ KÂMİLE!...

Resûl-i Zîşân salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Benden sonra Hilâfet otuz sene devam edecektir. Ondan sonra melik’lik (hükümdarlık- pâdişah’lı ve emirlikler olarak devam edecektir; Filhakîka, Peygamber’imizin bu mu’cize’si tahakkuk etmiş olup, dört büyük Halife, Hulefâ-i Râşidîn Efendi’lerimizin (rıdvânu’llâhi aleyhim Ecme’în Hazretlerinin toplam, hilafet müddetleri 29 yıl, 6 ay olarak devam etmiş, son altı ayı da Hazreti Hasan Efendimiz, tamamlamıştır. Bu tarihten sonra gelen, Emevî ve Abbâsî hükümdar’larına, melîk veya emîr, denilirdi. Filhakîka, devir, devir, ba’zı İslâm devletleri hükümdarları, dünya İslâm Birliğini te’min sadedinde, “Halife,” unvanını kullanmışlardır.

Osmanlı Devlet-i aliyye’mizde Yavuz Sultan Selim Han’ın Memlûkî’leri mağlup ederek Mısır’ı feth’etmesi üzerine, Mukaddes Topraklar, Hicaz, Mekke- Medine emirinin, oğullarını Mısır’a göndererek, Yavuz Selim Han’a bağlılığını bildirmesiyle, Mekke ve Medine’nin hizmet şerefi, Osmanlı Devleti aliyye’mize geçmesiyle, Osmanlı Sultanları, dünya İslâm ittifakı için, Sultanlık’la birlikte “Halife-i Rûy-i Zemîn, Halife-i Müslimin,” sıfatlarını da kullanmışlardır. Osmanlı Devlet-i aliyye’mizde ara ara, saltanat ve hilafet makamları da birbirinden ayrılmıştır. 01 Kasım 1922 tarihinde Saltanatla hilafet birbirinden ayrılmış, saltanat kaldırılmış, Sultan Abdülaziz Han’ın oğullarından, Abdülmecid Efendi Halife seçilmişti. 03 Mart 1924 tarihinde çıkarılan bir kanunla da hilafet kaldırılmış, Halife, Abdülmecid Efendi yurtdışına sürgüne gönderilmiştir..

Hulefâ-i Râşidîn Efendi’lerimizin hepsi, Ashab-ı Kirâm’ın icmâ’ı ve ittifakıyla seçilmişlerdir, Hazreti Ebû Bekr es- Sıddîk Efendimizin halifeliğine, sadece, Sa’d bin Ubâde muhalif kalmış, kısa bir müddet sonra Medine’yi terk’le Şam civarında bir köye göçmüş ve burada yalnız, kimsesiz, bir halde vefat etmiştir.

Peygamber’imizin çok sevdiği, hayatta kalan tek kızı, Hazreti Ali Kerreme’llâhu Vechehû’ nun Refikası Hazreti Fatımetü’z-Zehrâ radiya’llâhu anh Validemiz, Babasını vefatı üzerine, Peygamber’imizin terekesine varise olmak isteğiyle, Halife Hazreti Ebû Bekir’e müracaatta bulundu, Halife Hazreti Ebû Bekir, “Ey Fatıma! Allah’ın Resûlü, ‘Bizler Enbiya Topluluğu, miras bırakmayız, kimse de bizlere miras olamaz, varlığımız Beytü’l-maüle aittir,’ buyurmuştu,” diyerek, varise olamayacağını hatırlattı. Babasının ebediyyete intikali hüznüne bu kırgınlık ve hüzün de ilave edilince, Hazreti Fatıma Validemiz, ta’rifi imkansız, hüzne boğulmuştu. Bu sebeple, Hazreti Ali bin Ebû Talip ve Peygamber’imizin amcası, Abbas bin Abdülmuttalip, Hazreti Fatıma Validemizi daha fazla üzmemek için, Halife, Hazreti Ebû Bekir’e bi’at etmemişlerdi. Bu müddet altı ay kadar sürmüştü. Zâten, Fatıma Validemiz, Peygamber’imizin ebediyyete intikalinden altı ay sonra vefat etmiştir. Fatıma Validemizin vefatından sonra, Hazreti Ali, Amcası, Hazreti Abbas ve oğulları Kureyş’in gençleri, Halife Hazreti Ebû Bekir’e giderek, ma’zeretlerini beyan ettiler, “Bizim, sizin hilafetinize bir i’tirazımız, muhalafetimiz yoktur. Ashab arasında hilafete en layık olan sizsiniz, Peygamberlerden ma’adâ, Beşeriyyetin en faziletlisi sizsiniz, ihlas ve samîmiyyetle bi’at ediyoruz,” dediler ve hep birlikte bi’at ettiler. Böylece, Ashabın icmâ’ı ve ittifakı tamamlanmış oldu.

Hazreti Ebû Bekir’in ebediyyete intikali üzerine, Halife seçilen Hazreti Ömer bin Hattab el-Faruk’un hilafetine Ashab-ı Güzîn ve Tâbi’în arasından hiçbir muhalefet gelmemiştir.

İkinci Halife, Hazreti Ömer el- Faruk Şafak vakti Mescid-i Nebeviyye’ye giderken arkadan gizlice yaklaşan, Halid Bin Velîd’in yahûdî Asıllı, Kölesi, Ebü’llü’lü tarafından hançerle ağır bir şekilde yaralanmıştı. Vefat edeceğini anlayınca önemli iki vasiyyette bulundu.