İSLÂM ÂLEM’İNİ ŞÎ’Î’LEŞTİRME GAYRET’LERİ ! …

İSLÂM ÂLEM’İNİ ŞÎ’Î’LEŞTİRME GAYRET’LERİ ! …

Şah Rıza Pehlevî İran’ı terk’edip, Avrupa’ya kaçınca, Hmeynî bir kurtarıcı olarak İran’a döndü. Molla’ların desteğiyle ipleri ele geçirdi. İran’da Ülke Nüfusu’nun sadece,% 17’ sini teşkil eden, sâsânî, Mecûsî, Pers ve förs,Molla’lar,takiyye olarak, te’sis ettikleri Rejmin, “ İslâm Devrimi,” devletin adını da, “ İran İslâm Cumhuriyeti,” olarak ilân ettiler.

İmam Humeynî’nin ilk işi, 1963-1964 yıllarında Sürgün hayatı yaşadığı, Türkiye’yi iyi tanımıştı. Türkiye, her şeye rağmen, ehl-i Sünnet’in kal’ası rurumundaydı, ancak,Türkiye’deki ba’zı, siyâsî mahfiller ile,ba’zı, câmia ve cemaat, İran’daki “ Molla’lar Rejmini,” gerçekten bir “ İslâm Devrimi,” olarak görmüşlerdi. Humeynî bu bakış açısından cesaretle, ehl-i Sünnet’in Kal’ası durumundaki Türkiye’yi Şî’î’ leştirmek için, hemen çalışmalara başlamıştı.1980 ve ta’kip eden yıllarda, Türkiye’ye beher yıl,takribî, 12 Milyar Dolar gönderilmiş,Türkiye’ de, 50’ye yakın Gazete ve Dergi neşr’edilmiş,sözde kimi ilâhiyatçılara kitaplar- tefsirler yazdırılmıştır. Bu gazete ve Dergfilerde hergün Şî’a, propagandası yapılmış, “ Sünnîg’lik, Şî’î’lik mefhumları, insanlarımzın beynine nakş’edilmiştir. “ Sünnî’lik,Şî’îlik,” biribirinin müteradifi değildir. “Sünnî’lik,” değil, ehl-i Sünnet vardır, ehl-i Sünnet, Fıka-i Nâciye, Peygamber’in ve ashabı’nın yolu, Sırat-ı Müstekîm üzere olanlar, Şî’a, Allah’ın, Resûlü’nün ve onun Ashabı’nnın yolu,Sırat-ı Müstekîm’den sapmış, Frak-ı dâlle’nin, en şen’îsi, en şerlisi bir fırkadır.” İslâm Ağacı’ın iki dalından birisi, Sünnî’lik bir diğeri de Şî’î’liktir,” meteforu külliyen yalandır, uydurmadır. Molla’lar devriminin üzerinden 47 yıl geçmiştir, akıtılan bunca paraya, çıkartılan onlarca gazete ve dergi’ye, sürekli yapılan propaganda’ya rağmen, çok şükür, Türkiye’deki ehl-i Sünnet Kal’a’sında herhangi bir gedik açamamışlardır. Zira,Türkiyemizde yaşayan ve gönülcoğrafyamızda bulunan, müslümanların tamamı, ehl-i Sünnet mensubudurlar.Hatta, Türkiye’de yaşayan, Ehl-i Beyt’e olan Fart-ı Muhabbet’lerinden dolayı,kendilerine “ Alevî,” denilen, ya da kendilerinin “Alevî,” olduklarını söyleyen Kardeşlerimiz bile, aslında, ehl-i Sünnettirler. Diyanet İşleri Reisliği’miz, din eğitimi veren, ortadereceli ve Yüksek okullarımız, İlahiyat Fakülte’lerimiz, istisnalar hariç,ehl-i Sünnettir. Son yıllar’da, ba’zı İlahiyat Fakülte’lerinde, Şî’asever,öğretim elemanları, çıkmış,” Çıplak Ayağa mes,” hususunda doktora tezi hazırlamış olmaları, bütün ilahiyatçıların Şî’asever olduğu anlamına gelmez.

1980’li yıllarda, İmtiyaz Sahibi olduğum, Günlük, Milliyetçi- Muhafazakâr, Sabah Gazetesinde, Köşe Yazarı bir zat vardı. Yazı’larından dolayı,Basın Mahkemeleriyle başımız hep dertteydi.Kendisiyle birlikte,Yazı İşleri Müdürümüz, Merhum, İlhan Ezik Kardeşi de hapis cezasına mahkum edilmişti.

12 Eylül 1980 Darbe-i Hükûmetinden sonra,sahte Pasaport’la İran’a kaçtı.İran’da, Tahran Radyosu’nda, Türkçe Neşriyatınbaşına geçti.Gece’nin son saatlerinde,Tahran Radyosu’nun Türkçe Neşriyat Bölümünde,Humeynî’nin günlük temaslarını ve konuşmalarını aktarıyordu.

Humeynî, Molla’lar Devrimini anlatırken,” Şah Rıza Pehlevî’nin zulmü, hâşâ! Ömer’in zulmünü geçmişti,” diyordu.Bu arkadaşımız HumeynÎ’nin bu hezeyanlarınıballandıra ballandıra, Türk dinleyicisine aktarıyordu

Daha sonraki yıllarda Türkiye’ye döndü.” Milliyetçi- Muhafazakâr,” olarak bilinen ba’zı Televizyon kanallarında katıldığı proğramlarda, Şî’aseverliğe devam etit.Sık sık,” İslâm Ağacı’nıniki dalından bidrisi,Sünnî’lik,diğer, Şî’î’lik’tir,” meteforuna devam etti.

Molla’lar Rejmi, harcadıkları bunca para, propaganda ve gayrete rağmen,Türkiye’yi Türk Milletini,Şî’î’leştiremedi,Fakat, Afganistan, Irak. Yemen ve Lübnan’da ehl-i Sünneti tahrip ettiği gibi, bu devletleri güçlübirer devlet olmeaktan da çıkardı…