Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan 1840 yılı Tekirdağ doğumlu olan Namık Kemal; Osmanlı Devleti’nde o güne kadar duyulmamış “vatanseverlik”, “Hürriyet”, “millet” gibi kavramlara yazılarında yer vermişi, Türk düşünce hayatına ve edebiyatına soktuğu bu kavramlar çerçevesinde “Tasvir-i Efkâr” gazetesinde hükûmeti eleştiren yazılar yazmıştır.. Bu yazılar yüzünden; önce Gelibolu, sonra Magosa, Midilli, Rodos ve Sakız Adalarından mutasarrıf olarak atanmıştır.

Romanları, tiyatro eserleri, şiirleri, eleştiri ve tarihi kitapları bulunan Namık Kemal, özellikle “İntibah” ve “Cezmi” isimli romanları, “Vatan yahut Silistre” isimli tiyatro oyunu ve çok sayıda tarih kitabı ile tanınır Namık Kemal'in eserleri ve fikirleri yönünden en çok tesir ettiği kişilerin başında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk gelir.

Mustafa Kemal'in, Namık Kemal'i tanıması ve fikirlerini benimsemesi Manastır Askeri Lisesi’nde öğrenci iken yakın arkadaşı Ömer Naci sayesinde olmuştur. Ömer Naci'nin, Mustafa Kemal'e okuması için verdiği kitaptaki şiirde Namık Kemal imzalı şu mısralar vardır:

“Vucüdün kim hamîr-i mâyesi hâk-i vatandandır.

Ne gam râh-i vatanda hâk olursa cevr-ü mihnetten.''

(Vücudun mayasının hamuru, vatan toprağındandır: onun için, vatan yolunda eziyet ve sıkıntılarla toprak olursa bunda üzülecek ne var.)

Harb Okulunda Atatürk’ün sınıf arkadaşı olan A. Fuat Cebesoy, O’nun Namık Kemal’i okuması ve etkisinde kalması konusunda ayrıntılı bilgiler verir. Cebesoy, unuttuğu bazı olayların yanında, “hafızasından silinmeyen çizgiler de bulduğunu” söyler: “Büyük vatan şairi Namık Kemal’i, okul idaresinin aldığı bütün tedbirlere rağmen yatakhanede gizli gizli okuduğumuzu nasıl unutabilirim? Mustafa Kemal’in bir gece vakti yanıma gelerek Kemal’in “Vatan Kasidesî'nin teksir edilmiş bir nüshasını ‘Fuat kardeşim, bunu ezberleyelim’ diye bana verirken yavaş bir sesle fakat büyük bir heyecanla okuduğu :

Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin,

Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten

mısralarını nasıl unutabilirim? Demiştir.

Kısacası, Harb Okulu’nda Mustafa Kemal’in kafası Namık Kemal’in düşünceleri ile meşguldür. Akademideki sınıf arkadaşlarından Asım Gündüz, her Cuma akşamı bir sınıfta toplandıklarını, Mustafa Kemal’in kürsüden arkadaşlarına okuduğu ve düşündüğü şeyleri anlattığını söyler. Bir konuşmasında Mustafa Kemal şunları söylemişti

“Bulgar, Sırp ve Yunanlıların millî şairleri var. Bütün milletlerin böylesine çırpınan, milletini uyandırmak isteyen millî şairleri, aydınları var.... Nerede bizim şairlerimiz? Bizim bir Namık Kemalimiz var. O, Türk milletinin yüzyıllardan beri beklediği sesi verdi. Fakat ne şiirlerini okuyabiliyor, ne konuşmalarını duyabiliyoruz. Bu milletin tarihinin bir yönünü belirten Vatan Yahut Silistre piyesini bile temsil ettirmediler”

Yine Mustafa Kemal, Namık Kemal’in; şu beytindeki serzenişte çok etkilenmiştir:

''Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini,

Yoğ imiş kurtaracak baht-ı kara maderini.''

(Düşman, vatanın bağrına hançerini dayadı; ama kara talihli bir ana olan bu vatani kurtaracak kimse yok imiş) diye inleyen vatan şairine, 24 Aralık 1919 da Kırşehir Gençler Derneğindeki ve daha sonra 13 Ocak 1921 de Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden seslenen Gazi Mustafa Kemal Paşa:

''Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,

Bulunur, kurtaracak bahtı kara mâderini.''

Mısraları ile cevap vermiştir. Atatürk'e tesir eden başka bir eserde Namık Kemal'in Vatan yahut Silistre piyesi ve piyeste geçen şarki sözleridir.

''Yâre nişandır tenine erlerin

Mevt ise son rütbesidir askerin...'' Mısraları okunurken Mustafa Kemal'e söylediği söz yatmaktadır.

"Namık Kemal benim duygularımın babasıdır." Bu söz Atatürk tarafından şöyle ifade edilmiştir:

"Benim bedenimin babası Ali Rıza Efendi, Duygularımın babası Namık Kemal, Fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp'tir der." Sözleri, Atatürk'ün değer verdiği: Vatan, Milliyet, Hürriyet, Medeniyet, Aile, Hukuk gibi kavramlar üzerinde yaptığı çalışmaların bir zamanlar Namık Kemal'in üzerinde durduğu fikirler olduğu açıkça görülmektedir.

Namık Kemal; Sakız Adası’nda 2 Aralık 1888 günü öldü. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi.

Son söz: vatansever, milliyetperver, hürriyet aşığı Namık Kemal’in ve aynı duygular uğruna mücadele eden ve de hür bir devlet kuran Mustafa Kemal’in istiklal mücadelesi için söylecek en güzel cümle şu olsa gerek: “söylenme zamanı gelmiş fikirleri ve söyleyecek kişiyi hiç bir kimse engelleyemez. “