Türkiye’de son dönemlerde edebiyat dünyasında genç kalemler muhteşem eserler üretmektedirler. 3-7 Haziran 2026 1.Silivri Kültür ve Edebiyat Günleri’nde çok değerli yayıncıların katılımıyla adeta bir edebiyat festivali yaşadık. Bu sırada çok değerli genç kalemlerle tanıştım ve onların eserlerini okuma fırsatı buldum. Her bir eser de başka dünyalarda çok güzel duygular yaşadım. Mesela; Ahmet Can Uysal genç ve gelecek vadeden bir uzaman tarihçi onun eseri olan Trakya’da Bir Liman Kenti Selymbria Temettuat Defterlerinde Silivri 1848 Yazar, Silivri’nin geçmişinin çok eski olduğunu şöyle açıklıyor: “…Traklar’dan başlayarak, Bizans’a gelinceye kadar çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptığı bilinen Silivri’ye, Osmanlılar geldiğinde Türkler önce Silivri Kalesi’ne yerleşmiş, ancak zamanla sahil bölgelerine taşınmış, Rum Ermeni ve Yahudiler ise, kale civarında yaşamıştır. Silivri’nin bir padişah düğününe “Orhan Gazi ile Bizans İmparatoru Kantakuzenos’un kızı Theodore’nin düğününe “ev sahipliği yapması, İstanbul’un buğday ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılaması, belli iş kollarının mahallelere ve etnik topluluklara göre dağılımını öğrendiğimiz bu kitapta, Silivri’deki ticari aktiviteleri ve etnik gurupların birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalıştıklarını göz önüne sermektedir. Günümüz Silivri’sindeki çok farklı olan, modern yaşamımız ile karşılaştırıldığında adeta masalsı bir yaşamı, çeşitli örneklerle ve akıcı bir dille anlatılan bu yayını geçmişi merak eden tüm okuyucuya içtenlikle tavsiye ediyorum.” (Trakya’da Bir Liman Kenti Selymbria Temettuat Defterlerinde Silivri 1848 Tarihi İnceleme Ahmet Can Uysal -2023 Ankara Akademi)
İşte bir geç kalem Ümit Şirin işte onun duygusal cümleleri: “Son Sessiz Tanık”., bir ailenin parçalanmış hafızasını, bir çocuğun hayatta kalma mücadelesini ve nesiller boyunca aktarılan sessiz çığlıkların nasıl bir sese dönüşebileceğini anlatan dokunaklı bir yaşam <romanı bu kitap hem Deniz’in hem annesinin hem de babasının yarım kalan hikayesini:
“Hiçbir çığlık sonsuza kadar essiz kalmaz. Hiç ışık sonsuza kadar sönmez. Ve yazılan her kelime, hayatta kalmanın başka bir yoludur…” (Ümit Şirin: Son Sessiz Tanık. Mahlas Yayıncılık. Atakum/Samsun)
Çok neşeli candan ve bir şairimiz Yüksel Köroğlu, vallahi onun hikayesinden ve şiirlerinden çocukluğuma döndüm. Aşağıdaki dizeler harika. Yüksel devam hiç durma:
SANA BİR ŞEY OLMASIN
Derdime derman. Gönlüme sultan. Ömrüme ömür katanımsın. Sana bir şey olmasın
(Yüksel Köroğlu, Kitapsız Şiiriler. XON Yayın Gurubu Şanlıurfa 202). Bisküvi Kolisinde Şiirler. XON Yayın Grubu. 2023. Şanlıurfa)
Seyran Çağlar; şair ve araştırmacı, hanımefendi ve saygın bir kişiliğe sahip, insanın sevdiğine hitap ederken çok samimi bir duygu ve düşüncede olmanın hazzını yaşatıyor insana. Onun diliyle okuyalım:
SAR SİNENE
Ah canımın içi. Mehtaplı bir gecesin. Övgü yetmez Ece’sin. Sar beni de sinene.
Seyran Çağlar; Tanzimat Dönemi ile Başlayan Yeni Yönetim Anlayışı. Servet Yayınevi İstanbul 2025. Seyran Çağlar Güzel’e Arete Yayınları Ankara 2025
Bayram Çalışkan: “Gönülden Sızıntılar” adlı eserinde herhangi bir konu ve problem çözmede dirençli olmanın önemini çok güzel anlatmış. Genç nesiller bu eseri ellerinde düşürmesinler diye tavsiye ediyorum. Bayram Bey şöyle diyor:
“Tekrardan merhabalar. Bugün de konuğumuz “başarmak veya üstesinde gelmek” olsun. Evet başarmanın yolu, insanın kendine güveninde ve dik duruşundan geçer. Kendisinin karakterli olmasından; ben insanım, varım, yaşıyorum diyerek tüm canlılara saygı duymasından geçer. Ve inançlı olması da başarının yarısı değil mi? Örneğin bazı insanlar hazmedemezler. Meyve veren ağacı, taşlamak gibi bir şey bu. Çünkü cahillerdir, bununla da gurur duyarlar, farkından olmasalar bile. Örnekleri çoğaltabiliriz, kimileri için derler ya iki yumurta bile kıramıyor musun diye bu tipler hep hazırcıdırlar. Yani “armut piş, ağzıma düş” gibi cinlerdir. Beyninin bir damla bile düşünmeye zaman ayırmayanlardır. Bir şeyin üstesinden gelmek ise başka bir şeydir. Kendi maharetlerini tanıyan, bilinçli düşünen, akıl ve el becerisi olan, zora girmedikçe kimsenin yardımına ihtiyacı olmayanlardır.”
Ufuk Bek; beyefendi, üretken, matbaacı, yayıncı Ufuk Bey. Ufuk Bey’i ilk gördüğünüzde samimi ve güler yüzlülüğü sözlerinden önce insanın içini ısıtıyor. Son çıkan kitabında aldığım: “Büyük İkramiye “isimli sahil kasabasında yaşayan ve her ay şans oyunları vasıtalarıyla zengin olma hayalleri kuran Arif’in duygusal hikayesi ele almaktadır. Yalnız yaşam süren kahraman, bir gün arabasından bulduğu bir tam biletin yarattığı büyük heyecan la sarsılırken çekiliş anında yaşadığı gerilim nedeniyle sağlık sorunları yaşayarak hasta haneye düşer. İyileşme sürecinde kendisini bir an bile yalnız bırakmayan dostlarının gösterdiği yoğun şefkat, Arif’in hayata bakış açısını temelden değişir. Sonuçta maddi kazancın geçiciliğini fareden kahraman, sahip olduğu sadık dostlukları paradan çok daha kıymetli bir servet olduğunu idari eder. Yazar, bu dokunaklı anlatıyla gerçek mutluluğun piyango biletlerinden değil, insanın çevresindeki insani bağlarda saklı olduğu mesajını verir. (H. Ufuk Bek: Her İsmin Bir Hikayesi Var. Alternatif Yayıncılık 2025)
Nursel Yılmaz hanımefendi bugün unutulmaya yüz tutan masallarımızı anlatıyor bize. Nursel Hanım elinize kaleminize sağlık. Kitabın önsözünde masalların önemini çok güzel özetlemiş:
“Evlerde bir radyoya sahip olmanın ayrıcalık olduğu zamanlar… Uzun kış gecelerinde bütün aile hatta konu komşu toplanıp hep birlikte, ninesinin, dedesinin anlattığı maslllar… Biz bu masallarda hayallere daldık. Onlarla az gittik, uz gittik. Masal kahramanlarının muradına ermesi ile mutlu olduk… Aklın sınırlarını zorlayan yerlerde sorduğumuz “masal bu ya, hep uydurma” cevabını aldık. Anlatılanı saçma bulsak da dinlemeyi öğrendik.
,,,,,,,,,,,,,,
Balkan göçmeni olan dedem ve ninem, özlemle andıkları memleketlerinin hasretiyle; “bir daha görebilsem” diye diye bu dünyada göçüp gittiler. Onlar ve anlattıkları masallar unutulsun istemedim. Aklımda kaldığınca, dilimin döndüğümce anlatmaya çalıştım. Hani derler ya; sürçülisan ettimse affola…”(Nursel Yılmaz: DEDEMDEN NİNEMDEN BALKAN MASALLAR Cinius Yayınları İstanbul 2020)
Son söz: Ben kendimi kitaplara verdim. Kitaplar bana hayatı verdiler