Fenerbahçe’de uzun yıllardır süregelen başkanlık tartışmaları, seçim sonuçlarıyla yeni bir boyuta taşındı ve Ali Koç’un yedi yıllık başkanlığının ardından görevi Sadettin Saran devir alarak, Türkiye' nin en çok konuşulan ismi oldu.
Sadettin Saran, daha başkanlık koltuğuna oturur oturmaz, karşısında sadece rakiplerini değil " belirsiz " bir güç oyunu buldu.
Seçim sonrası ortaya atılan bir takım itirazlar ve "kayyum" senaryoları, camianın gündemine bomba gibi düştü.
Sadettin Saran' ın başkanlığına Ali Koç adına itiraz ve kayyum söylentileri var. İlginç olan ise Ali Koç’un bu girişimden haberi olmadığı, hatta “habersizmiş gibi” davranacağı yönündeki iddialar.
Bu tabloda , kulübün üzerinde bir kayyum ihtimali konuşuluyor.
Ancak işin hukuki ve sosyolojik boyutu, Fenerbahçe gibi köklü bir camiada böyle bir adımın kolay kolay atılamayacağını gösteriyor.
Sadettin Saran, tribünlerin büyük desteğiyle başkan seçildi. Taraftarların yıllardır özlemini çektiği sportif başarıyı getirecek isim olarak görülüyor.
Saran ' ın seçilir seçilmez , karşısına bir “itiraz” gerçeği çıkması, sadece bir seçim tartışması değil; Fenerbahçe’nin geleceğini şekillendirecek bir güç mücadelesi olarak da okunmalı.
Saran, iş dünyasındaki disiplini ve yönetim becerileriyle öne çıkan bir isim. Fakat camia içindeki dengeler, başkanlık koltuğunda oturan her ismi zorlamıştır.
Aziz Yıldırım döneminde de, Ali Koç sürecinde de gördük ki, Fenerbahçe’de başkan olmak, yalnızca bir yönetici değil, adeta bir ' kriz " yöneticisi olmayı gerektirir.
Kısacası Fenerbahçe' de başkanlık koltuğu konfor değil, krizlerin merkez üssüdür.
Fenerbahçe gibi 100 yılı aşkın bir tarihe sahip, milyonlarca taraftarı olan bir kulübe kayyum atanması, hukuken öyle kolay değil.
Fenerbahçe milyonların sahiplendiği bir camia. Bu sıradan bir dedikodu değil ; bizzat Saadet Saran' ın meşrutiyetini hedef alan bir strateji.
Türkiye’de spor kulüpleri, özellikle de Fenerbahçe gibi sembolik değeri yüksek olanlar, devletin de toplumun da gözünde sadece bir spor kurumu değil, aynı zamanda bir sosyolojik güçtür.
Elbette itiraz süreci uzayabilir, yargıya taşınabilir, kamuoyunda tartışmalar büyüyebilir. Ancak kayyum ihtimali, daha çok bir “baskı unsuru” ya da “kulis senaryosu” gibi duruyor.
Camianın ortak paydası olan Fenerbahçe ruhu, böyle bir dayatmayı kabul etmeyecek kadar güçlüdür. Hukuki açıdan Fenerbahçe' ye kayyum atanması nerdeyse imkansız. Kayyum söylentileri bir kulis baskısı gibi okunmalıdır.
Asıl dikkat çekici nokta ise Ali Koç’un bu süreçteki tavrı.
Bu, Ali Koç’un doğrudan itirazın parçası olmadığı, ancak perde arkasında farklı bir strateji yürütüp yürütmediği sorusunu akıllara getiriyor.
Ali Koç, başkanlığı boyunca çok sert eleştiriler aldı ama aynı zamanda camiada önemli bir kesimin desteğini de korudu.
Şimdi ise, Saran’ın önünü açmak mı, yoksa onun başlangıcını zora sokmak mı istenildiği, önümüzdeki günlerde netleşecek.
Sonuç olarak Fenerbahçe’de Asıl Kayyum taraftarlardır.
Tribünlerin istemediği hiçbir başkan uzun süre görevde kalamaz.
Sadettin Saran’ın en büyük güvencesi de tam burada yatıyor. Tribünlerden aldığı destek, tüm itirazların ve planların üzerinde bir meşruiyet oluşturuyor.
Bugünlerde konuşulan kayyum senaryoları, Saran yönetiminin üzerine gölge düşürmekten öteye gitmeyecektir.
Çünkü Fenerbahçe, dışarıdan dayatmalarla değil, kendi iradesiyle yolunu çizen bir kulüptür.
Önümüzdeki süreçte en kritik mesele, Saran’ın camiayı ne kadar birleştireceği ve sportif başarıyı ne kadar kısa sürede getireceği olacak.
Fenerbahçe’de tüm tartışmaları bitirecek tek şey var : Şampiyonluk