Bir kitapçıya giriyorum,
Raflarda sayısız kitaplar dizin dizin.
Hemen her konuda, sanki el sallıyor;
Her biri “Oku beni!” diye sesleniyor!
Hâl diliyle duyurmağa çalışıyorlar.
Sonra, diğer kitapçı raflarındaki kitapların;
Haykırışları eklendi bu yükselen seslere.
Her birinin sesi, kulaklarımda çınlamaya başladı!
Farklı şehir ve ülke kitapçı raflarındaki kitaplar;
Benim için, seyr ü sefere çıktılar!
Bir anda önümde belirdi,
Dağlar gibi kitap yığınları.
“Bizleri de okumadan geçme!” Der gibiydiler.
Sonra, dünya kitapları saf tuttular.
Muhteşem bir resm-i geçit yaptılar önümde.
İnsan düşünce, hayal ve tefekkürünün;
Tecellî ve görüntüleri olarak,
Harf ve kelimelere bürünmüş şekilde,
İnsan mânâyı kalemiyle cisimleştirerek;
Yazmış her konuda nice kitaplar;
Düşünce, hayal ve binbir tefekkür ürünleri.
Ortalık,
Çeşit çeşit kitap çiçeklerinden geçilmez hâlde.
İnsanın bu hayret-engiz kitap çalışmalarının;
Muhteşemliği karşısında gözler kamaşıyor.
Dudaklardan ister istemez:
“Maşaallah, Barekallah” sözleri dökülüyor.
Tabiatıyla, nev’imle / insan olmamla;
İftihar edip övünüyorum.
“İnsan; ne büyük potansiyel sahibi!”
Demekten kendimi alamıyorum.
Yazmakla insan;
Kendisinde mevcut mânâ ve anlamları;
Bir bir dışa vuruyor.
Mânâyı herkesle paylaşmak istiyor.
İnsan, ne muazzam,
Ne büyük sâhib-i imkân;
Kütüphaneler olmuş;
Bin bir kitaba birer mekân.
İnsan; hele bir de çıkarsa,
Kendinden kendine sefere;
Bulur dertlerine, derman ve çare.
Her asırda her insana açılmış,
İlim kapıları;
Çünkü,
İlmî ve bilimsel çalışmaya;
Doymaz insan arıları.