Demokrasilerde işler; millet meclislerinde milletvekillerinin aralarında yaptıkları istişare / danışma ile alınan kararlarla yerine getirilir.

İşte bu kararların kuvvete bedel, hayatı haktır, kalbi marifettir, lisanı muhabbettir, aklı kanundur, şahıs değildir.

Çünkü dayanağı millet hâkimiyetidir. Tüm halkın saadetinin sebebidir. Çünkü, bütün şevk ve yüce hisleri uyandırır.

Devlete ebedî bir ömür biçer. Milletin beka ve daimîliğini sağlayarak, milleti ümitsizliğe düşürecek kapıları kapatır.

İnce bir tel gibi her tarafa, heva ve hevesin heyecanlandırmasıyla çevrilmeye meyilli; bir tek kişinin rey ve görüşüne dayalı istibdat yönetimini; sarsılmaz bir demir direk gibi, ağzı kırılmaz ve körelmez bir elmas kılıç gibi olan kamu oyuna tebdil eder / değiştirir. Herkesi hürriyetçi ve hürriyeti ister hâle getirir.

İnsanlığın özü ve esası olan cüz’-i ihtiyarı, yani hak kazanmaktan başka hiçbir şeye gücü yetmeyen, az bir arzu serbestliğini / cüz’î iradeyi temin ve azat eder / hür kılar.

Dünya müslümanlarını birbirine bağlar. Çünkü mü’minler / inananlar zaten kardeştir. Bu rabıta ve bağı muhafaza etmek ise, hepimize düşen millî ve dinî bir görevdir.

Nitekim, meşveret / işlerin danışma ve görüşme / meclis yoluyla çözümlenmesi; milliyeti de gösterdi ve harekete geçirdi.

Milliyet içindeki İslâmiyeti ışıklandırdı; şevk ve meyil ile hareketlendirdi.

Zira milliyetimizin ruhu İslâmiyettir.

x

Nitekim, bu ruhu taşıyan Türk Milleti’nden; tarihin hiçbir safhasında, hiçbir millete en küçük bir zarar gelmediği gibi, Türk Milleti ve Türk Devletleri; her zaman mazlumların yanında, zâlimlerin karşısında yer alarak, “Allah’ın Ordusu” olduğunu her zaman, her yer ve her şartta göstermiş, ispat etmiş ve kanıtlamıştır.

Bugün de, -sırasında- aynı ruhla hareket etmeye hazır olduğunu; takip ettiği dış politika ve dış siyasetiyle dünyaya göstererek; dünya devletlerinin, kendisine gıptayla baktığı, insanî devlet olma hüviyetini, el-an muhafaza etmektedir.

x

Umalım ki, umum İslâm âlemi; insanlık âleminde, mukaddes / kutsal bir millet meclisi hükmüne geçsin! Selef / Ata ve Halef / Torun; asırlar üzerinden birbirine bakıp, aralarında bir istişare / danışma meclisi teşkil etsinler. Öyle ki, birinci kısım olan ihtiyar babalar, sessizce ve överek onları dinlesinler.

x

İnsanlık âleminde medeniyet, fazilet ve hürriyet; kısaca dünyada demokrasi galebe çaldığından; artık insan daha hür, daha serbest ve daha insanî bir hava teneffüs eder olmuş! Yarınlar; insan için, daha aydın, daha güzel, daha yaşanır bir atmosferde nefes alacak bir durum almış! Zaten insan da, bunu fazlasiyle hak etmiştir.

x

Zira demokrasilerde hürriyet, milliyeti gösterdi. Milliyet sadefinde olan İslamiyetin nuranî cevherini / özünü tecellî ettirdi. İslâmiyetin hareketleneceğini haber verdi. Anlaşıldı ki, her bir Müslim başıboş değil. Aksine her biri, yükselip artan ve iç içe giren terkip ve bileşiklerden bir parçadır. Diğer parçalar ile, İslâm’ın herkesi içine alan çekiciliği ve etkileyiciliği noktasında birbirleriyle münasebet ve alâkaları vardır.

Şu haber veriş güçlü bir ümit verdi ki, dayanak ve yardım dileme noktası, gayet kuvvetli ve sağlamdır. Şu ümit, yeisle öldürülen mâneviyatımızı diriltti. Şu hayat, İslâm âlemindeki çoşan hürriyet fikrinden yardım alarak, bütün İslâm âlemi üzerine çökmüş olan ve umumu etkisi altında tutan baskı ve zulmün perdelerini parça parça etti. Hem de ümitsizliği âdet edinmiş kimselere rağmen.