Ömrümün yarısı kutlamalarla geçti sanırım. 1 günlük kraliçelik, kraliçeliktir diyebiliriz. Yine de o gün herhangi bir felaket yaşanmadı mı? Yaşandı, öncesinde de sonrasında da hatta o gün de yaşandı.

Yine de ağzımız eskimez dedik, kutladık. Her sene olduğu gibi bu sene de aksatmadık hiçbir kutlamayı. Kadınlar günü için olabilecek bütün kutlamaları yaptık, elimizden gelen, çiçek böcek tabi.

Kadınlara yönelik herhangi bir yapılanma oldu mu ya da canlarının yanmasını önleyebildik mi? Bu sorunun cevabı için herkesi vicdanı ile birlikte bırakıyoruz.

Sadece kadınlar gününde değil, her konuda en iyi biz kutlarız. Klavye şövalyeliklerini iyi biliriz biz. Sayfalarca güzel mesajlar yazarız mesela, telefonlar kilitlenir kutlama mesajlarından.

Konu için ne yapıldı diye sorulsa, “Kutladık ya işte!” cevabını almamız da muhtemel. Kutlama değil de farkındalık günü olduğunu anlatamadık kimseye. Kutlamak yerine yapısal değişikliklerin konuşulmasını, önlemler alınmasını, dahası bazı durumların da önüne geçilmesi gerektiğini anlatamadık.

Kutlamak güzel ama yılın her günü başka bir kutlamalarımız var zaten. Tabiri caizse “Bize her gün bayram…” nasıl olsa.

Önemli olanın senede bir gün olmadığını, her gün gerekli özenin gösterilmesinin olduğunu kutlama seven bir millete nasıl anlatacağımızı şaşırdık.

Günün anlamı değil önemli olan. Önemli olan bu konularda neler yapıyoruz. Her önemli günün altından bir trajedi çıkıyorsa da ortada kutlanacak bir şeyin olmadığı da ayan beyan ortadadır.

Elimizden ne gelir diyenlere de bireysel olarak gerekli önemi verebilirsiniz, denilebilir. Mesela yeni bir trajedi yaşanmasın bir daha, bunun önüne geçilebilirse ancak, kutlamayı hak ederiz.

Kutlamaları iyi biliriz biz, ertesi gün unutacağımız!