$ DOLAR → Alış: 5,81 / Satış: 5,83
€ EURO → Alış: 6,54 / Satış: 6,57

SON DAKİKA:

ÖTELENEN PARTİ-1

Cebrail Küçükkoçkaya
Cebrail Küçükkoçkaya
  • 04.02.2019
  • 406 kez okundu

Osmanlı devleti Türk milletine 600 yıllık hizmetini günahı ve sevabı ile tamamlamıştı. Türk töresi gereğince nasıl Selçuklu devlet olarak mevcudiyetini sürdürme imkanı kalmadığı anlaşıldığında Selçuklu kimi devlet adamlarının da desteği ile Osmanlı devleti kuruldu ise artık yeni devleti kurmak elzem bir hal almıştı ve kuruldu.

Türkiye Cumhuriyeti resmen 29 Ekim 1923’te ilan edildi. Milli mücadeleye öncülük eden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Cumhuriyetçi Halk partisi’ni (Sonradan Cumhuriyet Halk Partisi) kuruldu. Kurulan bu parti devletin milli mücadelenin baş lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu Atatürk ilke ve inkılapları ile BM’lerin o zamanki hali olan Milletler Cemiyeti haricinde tüm siyasal ve ekonomik uluslararası kuruluşlardan ve bloklaşmalardan uzak durarak kendi ekonomik ve sosyal öngörüleri ile ekonomik, sosyal, eğitim ve siyasal konularda pekçok büyük başarıyı sağladı.

Ekonomide planlı ekonomi modeline ile hareket edilerek milli olanakların gereğince kullanımı ile ithalatı azaltan ihracatı arttıran üreten, sanayi kuruluşları kuruluşuna hız kesmeden devam eden bir devlet olunmuştur. Tarım ve diğer yönlerdende ülke kendine yeten bir seviyenin yanında ihracat yapabilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Hatay mevzuunda olduğu gibi hiç bir devletin direkt karşısına alamadığı ve yaptırım uygulayamadığı bir ülke olunmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımından başarılı bir dış politika ile uzak durulmuş ancak dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün çekingen ve hatalı kararları sebebi ile gerekli kazanımı sağlayamamıştır.

Osmalı padişahlarında tarihte önemli bir yeri olan 4.Murat’ın çok önemli bir tesbiti mevcuttur. Bu tesbiti şu şekilde dile getirmiştir “Devletin en güçlü olduğu dönem Yavuz Sultan Selim dönemidir ancak bozulma ilk olarak bu dönemde başlamıştır.” Çünkü halifeliğin devir alınabilecek bir kurum olarak görülmesi ile Arap kültürü ve yönetim anlayışı devlete nüfus etmeye başlamıştır. Türk töresinin birlik ve dirliğinin bir tarafa bırakılarak mezhepçi bir yönetim anlayışı kurulması ile devlet kendi halkı arasında nifak sokan katliam yapan bir hale gelmiştir. Töre padişahtan dahi üstün iken devlet babadan oğula geçen kişisel çıkara göre fetva veren, her teknolojik gelişmeyi günahtır diye devletten uzak tutan ulema yönetimine geçmiştir. Allah kadın ve erkeği eşit yaratmış iken Arap harem kültürü ve Arapların İslamiyet öncesi yaşamlarının uzantısı olarak kadını hor gören ve eğitim dahil herşeyin gerisinde bırakan yaşamları benimsenmiştir. Tüm bunlara rağmen devlet 4. Murat, 2.Mahmud, 2.Abdülhamit gibi padişahların sayesinde varlığını sürdürebilmiştir.

Ne çelişkidir ki 2.Mahmut’un modern kıyafet kanunu’na aslında bir Yunan-Rum başlığı olduğu için Fes’e caiz değildir diye karşı çıkanlar Atartürk şapka inkılabını yaptığında Fes bizim dini sembolümüzdür diye savunma yapmışlardır.

Atatürk devleti sağlam temellere oturtmak için Milliyetçilik ilkesini ortaya koymuştur. Bu ilke milli varlığa sarılan ama ırkçı olmayan bir ulus olmaktı. Amaç Türk toplumunun kendi kültürü, gelenek ve görenekleri ile dünya milletleri arasında saygın yeri alması idi. Türk tarih ve dil kurumları ile Türkçe’nin korunması, milli şuurun sağlamlaştırılması çalışmaları başlatılmıştır. Hatta tüm dünya da Anadolu’ya getirilebilecek Türk arayışına bile girilmiş ancak Atatürk’ün vefatı ile bu çalışma tamamlanamamıştır.

Günümüzde Atatürkçü milliyetçilik ve ekonomi modeline en yakın yönetim olarak ve büyük başarı olarak Türkmenistan örneği gözler önündedir. Planlı ekonomi ve Türk adet ve töresini önde tutan sosyal anlayışı ile yokluk içinde ki ülke 10 yılda dünyanın en sağlam ekonomilerinden ve halkının en fazla refah içinde yaşadığı ülkelerinden birine dönüşmüştür. ABD insan hakları kuruluşunca özgürlüklerin en fazla kısıtlandığı ülke olarak ilan edilen ülkede Banu Avar’ın Sınırlar Arasında adlı programında gözler önüne serdiği üzeri halk özgürlük içinde aynı zamanda mutluluk ve huzur içinde yaşamakta, töre ve adetlerini dilediği gibi yerine getirmektedir. Hiçbir uluslarasarı kuruluşa üye olmayan ülkeye hiç bir ülke ticari kota koyamamaktadır. Dünya da petrol ve doğalgaz olarak daha fazla zenginliğe sahip olan kimi ülkelerin içinde oldukları olumsuz şartlar ortada iken Türkmen halkı bu başarılarını milli şuurlarına bağlı olmaları ve kendilerini hiç bir uluslararası kuruluşun boyunduruğuna sokmamalarına bağlamaktadırlar.

Giderek ekonomik olarak güçlenip her alanda ilerleyen Türkiye bölgesinde de siyasal güç olarak konumunuda yükseltmekte idi. Dünya savaşınn galiplerinin paylaşacakları pasta  hedeflerine ulaşamadığı bu ülkenin yükselişini durdurup siyasal ve ekonomik olarak boyunduruklarına almaları gerekliydi. Bunu da en başta halkı birleştiği Atatürk ilkelerinden uzaklaştırararak yapabilirlerdi. Atatürk’ü ve kurduğu sistemi din sömürüsüde kullanarak karalayarak toplumu kendi milli mücadele önderlerine düşman etmek yeni yöntemlerindendi.

Winston Churchill’in devletimize 100 yıl ömür biçmesinin ana şifresi burada yatmaktadır. Mevzu başaracakları değildir. Bütün sosyologlar bir devlet rejiminin oturması için yüzyıllık bir sürede hemfikirdir. Bu süre tamamlanmadan ilk olarak ülkemizi dünyanın kirli siyaset oyunlarının içine çekilmesi ile bunu başarmayı hedeflediler.

Günün sözü: Suriye’den sonra sıra kimde sanıyorsunuz. Türkiye yada İran’da. Önceliği iktidarından muhalefetine mecliste grubu bulunan büyük parti liderlerinin ABD’nin verdiği ödevlere iyi çalışıp çalışmadıkları belirleyecek.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Yeni Çağrı Gazetesi 5 Şubat 2019 Salı Tarihli Gazete Sayfaları

Gazetemizin tüm sayfalarına web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Kapat