Muhsin BOZKURT
Muhsin BOZKURT
Yazarın Makaleleri
TAKKE  DÜŞTÜ...
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içten dıştan çok yönlü bir ihanet karşısındadır. Dört bir yandan düşman çevre ile kuşatılmış durumdadır. Artık takke düşmüş kel görünmüştür. Özellikle Avrupa ve Amerika bunun başını çekmektedir....
CUMHURİYETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (1)
Cumhuriyet kurulmakla (29 Ekim 1923) güzel bir zemin / ortam müheyya oldu / hazır hâle geldi. Mümehhet oldu; milletin önünde serilmiş ve döşenmiş oldu. İlk adım Meşrutiyet'le atılmıştı. Şimdi ise, Cumhuriyet'le atılıyordu. Adına...
SORUN, SORUN GETİRİR
Eğer Türkiye'de Kürt sorunu varsa, Laz sorunu da vardır! Çerkez sorunu da vardır! Arnavut sorunu da vardır! Velhasıl var oğlu vardır! Bunun arkası, iplik söküğü gibi gelir. Ve önü bir türlü alınamaz. O kapı açılırsa, arkadan bir...
TÜRKİYE'DE YAPILMAK İSTENEN
Tarihsel sürecinde hatalar, yanlışlıklar ve eksiklikler olsa bile, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, on asırlık / bin senelik temel üzerinde öz olarak, Aslından kopmayan -zaten kopmaması gerekirdi- yeni bir oluşu, Yeni bir yükselişi gerçekleştirmiştir....
Türkiye, Dünya ve İslâm (1)
Yirminci asır hastalıklı bir asırdı. Tutulduğu maddiyyun / materyalizm hastalığı gittikçe şiddetleniyor, asrı ve insanları sarsıyordu. Herşey maddede aranıyor, gözler aklın yerini alıyor. Görülmeyen reddediliyor, inkâr ediliyor, yok...
KIBRIS ELDEN GİDİYOR MU ? (3)
Böyle kudretli bir Türkiye'ye, kim yanlarında yer vermek ister? Osmanlı Devleti'nin insanî misyon ve görevini bilen ve ona sahip çıkan, kahraman bir ordusu bulunan bir Türkiye'nin varlığına hiç tahammül ederler mi, sömürgeci...
KIBRIS ELDEN GİDİYOR MU? (1)
1974'te Türkiye Kıbrıs'ta 'Barış Harekâtı” yapmak zorunda kaldı. Çünkü Rumlar, 'Kıbrıs Cumhuriyeti”ni kendi elleriyle yıktılar. Enosis'i gerçekleştirmek istediler. Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etmeye,...
KIBRIS ELDEN GİDİYOR MU ? (1)
1974'te Türkiye Kıbrıs'ta 'Barış Harekâtı” yapmak zorunda kaldı. Çünkü Rumlar, 'Kıbrıs Cumhuriyeti”ni kendi elleriyle yıktılar. Enosis'i gerçekleştirmek istediler. Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etmeye,...
OSMANLI DEVLETİ VE CİHAD (2)
Diğeri ise farzı kifaye idi. Bazen, sadece devletin yapmasıyla, Halkın omuzlarından -tabii seferberlik durumları dışında- Bu sorumluluk düşüyordu. Ama, asıl cihad böyle miydi ya? Ferdi de, toplumu da, devlet adamlarını da hepsini sorumlu tutuyor....
OSMANLI DEVLETİ VE CİHAD (1)
Osmanlı Devleti Tarihi, çok yönlü bir tarihtir. Osmanlı'nın kuruluş tarihi var. Osmanlı'nın yükseliş tarihi var. Osmanlı'nın durulma tarihi var. Osmanlı'nın kültür tarihi var. Osmanlı'nın medeniyet tarihi var. Osmanlı'nın...
Men arefe
     Her şey bağlandığı şeye göre değer kazanır. Her şey neye mensup, kime aitse; o nisbette kıymetlidir. Yani bağlı olduğu, ilgili bulunduğu kaynak derecesinde kıymetlenir.      Bunun gibi, bir âletin parçası da, âletin değeri...
BİREYSEL HAKLAR (2)
Nedir bireysel haklar? Herkes kendi evinde, istediği şekilde konuşur. Kimse bir şey diyemez. Zaten demez de. Demiyor da. Kime ne? Herkes kendi yöresinde özellikle kırsal yaşantıda istediği gibi giyinir kuşanır. Kimse bir şey diyemez. Zaten demez...
BİREYSEL HAKLAR (1)
Türkiye'de tarih, geriye doğru götürülmek isteniyor. Kimileri bu işi bilerek, bilinçli olarak yapıyor. Kimileri de gâfilce, şuursuzca bu geriye doğru götürüşte rol alıyor. İlgili devlet adamları, devlet memurları ise, bu iki gurupla...
Asıl lezzet değil cennet (13)
Okumak aynı zamanda bir şeyin üzerinde durmak, düşünmek ve tefekkür etmektir. Eserde ustayı, fiilde fâili, nakışta nakkâşı, eylemde yapanı görmek, yapılanda yapanı sezmektir. Bu, kişiyi erdemliğe götürür. İnsanı 'Müsebbibü'l-Esbâb”...
Asıl lezzet değil cennet (12)
'Rahmet zahmette, zahmet rahattadır.”      Bir başka çeşit rahat da, okuyup araştırmaktadır. Bulduğumuzu, bildiğimizi taklitten tahkike geçirmektedir.      Bunun için okumakta, bilmekte, anlamakta ve idrakte ve olmakta asıl rahat,...
Asıl lezzet değil cennet (11)
Mâna öyle bir ışıktır ki aydınlatır her yeri Mânasızlık öyle bir zulmettir ki karartır her şeyi Nasıl ki doğan güneş gösterir her yeri İşte öyle bir güneş gibidir mânanın değeri Nasıl ki batan güneş göstermez bir yeri İşte...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (10)
     Aklı olmayan insan; nasıl insan oluştan düşüyorsa, mânası olmayan şeyler de var oluştan düşüyor, yok hükmüne geçiyor.      Öyleyse mâna varlık sebebi. Öyleyse mâna yokluğu, yokluk delili.      Elhasıl varı var kılan...
Asıl lezzet değil cennet (9)
     Çünkü mâna, inayettir. Çünkü mâna inayetten gelir. İnayet ise Allah'ın mânevî bir yardımıdır. Emir âleminden olup, 'Kün feyekün.” sırrına mazhardır.      Yüce Rabbin kendisinden kuluna bahşeylediği, bağışladığı...
Asıl lezzet değil cennet (8)
Herkes dünyada bulur kendini Düşünmez ki, burada neydi işi? Doğmuş, büyümüş yaşıyor işte Ne var n'olmuş bu gidişte? Derken bir gün, düşünür her nasılsa Gelenlerin birlikte gittiği kervana katılsa Nereye gidiştir, nereden geliştir...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (7)
     Mâna      Mânevî tartıdır sanki      Nasıl ki      Maddî şeylerin miktar ve değeri      Tartıyla anlaşılır, metreyle ölçülür, litreyle bilinir      Kıymet kazanır, bedeli belirlenir, fiyatı ödenir     ...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (6)
     Yüce Allah fehim ve anlama yeti ve istidadını cennette yeniden bahşedecek insana. Lâkin dünyadakiyle kabil-i kıyas olmayacak / kıyas edilemeyecek şekilde.      Zaten kâinat, bugünkü dünyası ve yarınki âhiret yurdu olan cennet...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (5)
     Cennetin var oluş sebebi nasıl ki, taşıdığı taşıyacağı çok üstün mâna, keyfiyet ve içeriğinden ileri  geliyorsa, cennetteki insanın cennetten ve cennetin içindekilerden üstün oluşu da; oradaki mânanın muhatabı ve hitap olunanı...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (4)
     Cennetin sayısız, benzersiz, binbir cismanî lezzetleri bir tarafa; aslında cennet, özellikle mânası için yaratılmıştır demek, çok daha doğrudur.      Görülmeyen güzellik neye yarar?      İşitilmeyen sözün faydası ne?...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (2)
Allah Nebîsi'nden böyle bir okuma, daha doğrusu; gördüğünden çıkartılması gereken işarî mânayı okuması, kavraması ve gerekeni yapması istenmişti. Yoksa zâhiren Hz. Peygamber ümmî idi. Yâni âlimdi fakat -hikmet icabı- görünüşte...