SAĞLIK NOTLARI

13 Haziran 2019 Perşembe 18:38
15 Okunma
SAĞLIK NOTLARI



Bioderma, bakımına düşkün babaları unutmuyor...




Biyolojiyi dermatolojinin hizmetine sunarak benzersiz bir uzmanlık elde eden Bioderma, bakımına düşkün babaları unutmuyor... Cildin doğal biyolojik mekanizmasına uygun içerikteki ürünler, erkeklerin de vazgeçilmez bakım ürünleri oluyor. Babalar Günü için hediye arayışında olanları erkeklerin en gözde ürünlerini Bioderma'da buluyor.



 

 



YAZ TATİLİNDE UYKU DÜZENİNE DİKKAT!





Yaz tatillerinde hastalıklara dikkat! Uzmanlar yaz tatillerinde uzun saatler uykusuz kalmanın bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çekiyor. Konu ile ilgili İç Hastalıkları ve İmmunoterapi Uzmanı Dr. Ülkü Görmez önemli açıklamalarda bulundu.



”Yaz, tatil derken gece uykumuzu terk etmeye başlarız ve uyku düzenimin bozulur. Bununla birlikte de doğal olarak bağışıklığımız etkilenir. Aslında bağışıklığımız için en önemli onarım dönemi olan gece uykusunun gece 23:00 ile sabah 7:00 arası kesintisiz ve derin yaşanması gerekmektedir. Sabah çok dinç kendiliğimizden uyanabilmeliyiz ki bağışıklığımızın yolunda olduğunu bilelim. Uykuya dalışımız mükemmel olmalı ve bölünmemeli. Yazın bu pek mümkün olamıyor maalesef. Gece havanın çok sıcak olması buna en önemli etken. Öte yandan tatil olduğu ve ertesi gün de iş ya da okul olmadığı için gece uykusu erteleniyor. Bozulan bağışıklığımız bir süre sonra hastalık olarak kendini göstermeye başlıyor. Çünkü grip ve benzeri enfeksiyonlar yazın da boş durmuyor.



BOL SU TÜKETİN, SAĞLIKLI BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİN.



 Sıcakla beraber çok su kaybederiz. Bu yüzden yazın susuz kalmamaya dikkat etmeliyiz. Bir diğer önemli nokta da beslenmemiz. Yazın en büyük şansımız doğal sebze ve meyvelerin bolluğudur. Bunlardan bol bol faydalanmak gerekir. Yine yaz aylarında en önemli şifa kaynağımız ve bağışıklık sistemimizin en büyük dostu güneştir. Güneş yazın çok dik iner. Aslında D vitamini depolarımızı aktifleştirmek için çok uygun fırsattır bu. Bundan dolayı güneşten kaçmayalım, güneşlenelim. Her gün en az 30 dakika güneşten faydalanalım ve ondan sonra güneş koruyucularımızı kullanmaya başlayalım. Çünkü D vitamini bizi birçok hastalıktan koruyan temel immunmodulatördür yani bağışıklık dengeleyicidir. Tabi D vitamin depolarımızı her yıl kan testi yaptırarak ölçtürelim ve dolu olduklarından emin olalım. Bu konuda Sağlık Bakanlığımız ne mutlu ki artık Aile Hekimliklerinde bu hizmeti vermektedir. Çünkü Türkiye’de biliyoruz ki hepimizin D vitamini depoları eksik. Dolayısıyla mutlaka ölçtürelim.







PROF. DR. YUSUF KALKO'NUN, HAYATINI ANLATTIĞI KİTABI YAYINLANDI



 



Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Yusuf Kalko, ’Yüreğinde yer aç’ adını verdiği ve hayatını anlattığı kitabını yayınladı. Kalko, kitabında, 5 yaşından itibaren, babasının işlettiği çay ocağındaki çıraklığından cerrahinin zirvesine uzanan yolu anlattı.



 Kalko, hayatını anlatan kitabı yazma sebebini şöyle anlattı:

"Küçücüktüm. Çok yoruluyordum. Çay ocağında çalışırken arada bir boş kaldığımda çay tepsisi kucağımda, hayaller kuruyordum. Büyümüş, önemli bir adam oluyordum hayallerimde. Babacığımı ve ailemi rahata kavuşturuyordum. ’Yusuf! Bahri ustaya üç çay’ sesiyle kendime gelip çıkıyordum hayaller aleminden. O an Allah’a ellerimi açıp ‘Ya Rabbi yardımcı ol, benimle ol’ çok demişimdir. Hala da diyorum. Küçücük yaşıma rağmen sabahın köründe yarı uykulu çay ocağına geldiğimde, arkadaşları babama, ’Çocuğu bu saatte niye getiriyorsun?’ diye sorduklarında ’Hayatı öğrensin, ileride beni anlayacak’ diye cevap verirdi aslan babam. Bu kitabı yazmamdaki ana sebep; çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatı öğrenmesine ufak da olsa katkı sağlama arzusundan. ’Hiçbir başarı zahmetsiz olmaz’ sözünü ispatları ile sundum onlara. Dostlar, anlayacağınız burada yazan her şey gerçek".

Hayatı boyunca en dibi de, zirveyi de gören Yusuf Kalko, 4 çocuklu fakir bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Henüz 5 yaşındayken babasının çay ocağında çıraklığa başlamış. Şimdi ise Türkiye’nin en başarılı kalp damar cerrahlarından biri. Özellikle felç tedavisinde; yatağa mahkum olabilecek hastaları, kendi buluşu olan yöntemle ayağa kaldırabiliyor. 10 binden fazla hastanın hayatına dokunmuş.

Ailesinde çok kalp hastası olduğu için damar cerrahı oldu


Doktorluğun çocukluk hayali olduğunu ama kalp damar cerrahı olma kararının, ailesinde kalp hastası sayısının fazla olması ile ortaya çıktığını belirten Kalko, kitabında şu satırlara yer verdi: "Bir gün en büyük dayım kalp krizi geçirdi. Acilin kapısında bekliyorduk hep birlikte ve durumu çok kritikti. O yıllarda ben daha lise öğrencisiydim. Doktora dayımın durumunu sorduğumuzda bize tıp dilinde cevap verdi. Hiçbirimiz ne dediğini anlamadık ama anlayamadığımızı söyleyemedik bile. Doktor dili diye bir şey vardı ve hasta anlasın ya da anlamasın o dilde konuşuluyordu. Anlamadığımızı sorduğumuzda da üstüne fırça yedik. O zaman kendi kendime şu sözü verdim: ’Hayalini kurduğun mesleği yapmaya başladığında sen insanların anlayacağı dilde konuş; onları merakta bırakma; önce akrabaları ol sonra da doktorları’ dedim".





ERKEN TEŞHİS İLE AKCİĞER KANSERİ TEDAVİ EDİLEBİLİR…



Tüm kanserlerde olduğu gibi akciğer kanserinin de geç belirti verdiğine ya da hiç belirti vermediğine değinen uzmanlar özellikle ailede hikayesi olanların 40 yaşından sonra checkuplarını mutlaka düzenli olarak yaptırması gerektiğini vurgularken, tekrarlayan ve karakteri değişen öksürük ile kanlı veya iltihaplı balgamın da dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Erken evrede akciğer kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna ve akciğer kanserinin artışındaki nedenlerine değinen Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Özkan Demirhan önemli açıklamalarda bulundu.



”Akciğer kanserinin artışındaki en önemli faktör sigara tüketiminin artması, sigaraya başlama yaşının düşmesidir. Sigara akciğer kanseri gelişiminden yüzde 85-90 oranında sorumludur.



Dolayısı ile sigara içenler içmeyenlere oranla 30 kat daha fazla risk altındalar. Sigara kullanma süresi, başlama yaşı, içilen sigara tipi, günlük sayısı da bunları etkilemektedir. Sigara bırakıldıktan sonra 15-20 yıl içinde akciğer kanseri gelişme riski sigara içmeyen kişilere yakın düzeye inmektedir. Pasif sigara içiciliği de akciğer kanseri riskini iki kat artırmaktadır. Bu nedenle akciğer kanserini önlemede yapılması gereken en öncelikli şey tütün ve tütün ürünleri ile mücadeledir. Diğer taraftan aile hikayesi de büyük önem taşıyor.



Bundan dolayı ailesinde akciğer kanseri hikayesi olanların 40 yaşından sonra checkuplarını yaptırması gerekiyor. Çünkü erken evrede tanısı konulan akciğer kanserinin cerrahi ile tedavisi mümkün olabiliyor. Bundan dolayı belirtilere karşı uyanık davranmak gerekiyor. Özellikle tekrarlayan öksürük ve kanlı balgam gibi durumları ihmal etmemek gerekiyor.





Hangi Spor Dalı, Hangi Sakatlığa Neden Oluyor?





Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Burak Önvural  konu hakkında bilgiler verdi.



Spor yaralanmaları ortopedi başvurularının en büyük bölümünü oluşturmaktadır. Her ne kadar daha çok genç yaş hastalar gibi düşünülse de haftada 1 spor yapan orta yaş hastalar da oldukça sık spor yaralanması yaşamaktadır. Spor hayatımızın içinde her zaman olmalıdır. 



Peki spor yaralanmaları neden olur?



Özellikle iyi ısınmama, sporu uygun teknikle yapmamak, yeterli antrenman yapmamak, eksik güvenlik önlemi ve ekipman spor yaralanmalarının ana sebepleridir. Bir de yapılan spor dalına göre daha sık karşılaştığımız yaralanmalar vardır. Orta yaş ve ilerisinde, seyrek spor yapma alışkanlığı olanlarda tenis gibi patlayıcı güç gerektiren sporlarda aşil tendon yaralanmaları sık görülür. Futbolda özellikle kasık ve baldır adele çekmeleri, çapraz bağ kopmaları sık görülürken basketbolda ayak bileği burkulmaları ve el parmağının kapsül yırtıkları daha sık görülür. Yine tenis oynayanlarda dirsekte bağ zedelenmeleri yaygındır. Yüzücü ve vücut geliştirme ile uğraşan sporcularda ise omuz çevresi kas problemleri ve ani kas yırtıkları olabilmektedir. 



Dikkat edilmesi gereken nokta yapılan spor dalına göre önlem almak ve antrenman öncesi ve sonrası yeterli sürede ısınma ve esneme egzersizlerini atlamamaktır. Yoksa sağlık ve keyif için yaptığımız spor bizi her an sakatlık ile karşı karşıya bırakabilir.







Sebamed Güneş Serisi cildinizi korusun, siz yazın keyfini sürün!



Güneşi iyiden iyiye tenimizde hissetmeye başladığımız günler nihayet geldi. Tabii UV ışınlarının zararlarından korunmamız gerektiğini de unutmamamız gerek. Sebamed Güneş Serisi, pH 5.5 değeriyle cildinizin doğal koruyucu tabakasını tahriş etmeden, size yaz boyu ihtiyaç duyduğunuz korumayı ve bakımı sağlıyor.



Yazın gelmesi ile birlikte dışarıda vakit geçirme sürelerimiz artıyor, deniz ve havuz kenarında güneşten yararlanmak için uzun saatler geçiriyoruz. Bu nedenle de cildimizi korumamız gerekiyor. Çünkü güneş, D vitamini sağlaması açısından ne kadar önemliyse, UV ışınları da cilt için bir o kadar zararlı olabiliyor. UV ışınları güneş yanığından cilt lekelerine, cildin erken yaşlanması ve hatta kansere bile yol açabiliyor.



ZAMANI ASKIYA ALIN….



Ameliyatsız 20 yaş gençleşmek isteyen kadınlar ve erkekler için ideal uygulama Fransız Askı ile zamanı askıya alın…



Medikal estetik hekimi Nihat Dik’ten  son günlerin trenduygulaması olan Fransız Askı yöntemi ile ilgili tüm bilinmeyenleri anlattı.



Yüzdeki sarkan bölgelerin düzeltilmesi için bugün hastalarımız için ameliyatsız neler yapabiliyoruz? dediğimizde ilk akla gelen uygulamamız Fransız Askı’dır..Ameliyatsız bir yüz germe – yüz askılama işlemi olan “Fransız Askılama” yöntemi Fransa’da geliştirilen, içi polyester dışı silikon malzemeden yapılmış esnek iplerle cildin gerdirilmesi işlemidir. Lokal anestezi sonrasında yaklaşık 45 dakika ile 1 saat arasında uygulanıyor. Uygulama bölgesinde işlem öncesi yapılacak kontrol ile çalışılacak bölgeler belirlenip, ipler deri altına yerleştirilir.



İpin tutunma bölgesi baş içi (kulak üzeri) olarak tercih edildiği için işlem dikişe gerek kalmadan sonlandırılıyor.Yani aşağıya doğru sarkmış olan bu dokuların cilt altından asıcı iplerle yukarıya asılması sağlanır  ve böylece kişinin yüzünde 10 ile 20 yaş arasında bir gençleşme sağlanmış oluyor ve hastalar işlem sonrası tekrardan klinikten ayrılıp normal hayatlarına geri dönebiliyor.



-Fransız Askı nasıl ve hangi bölgelere yapılır?



Bu yöntem öncelikle yüz bölgesinde birçok noktada kullanılabildiği gibi, boyun sarkmalarında da oldukça etkilidir. Tek seanslık bir uygulama olması sebebiyle hastalarımız bu uygulamayı çok tercih etmektedir Ayrıca meme sarkmalarını düzeltmede, kalçaları yukarı kaldırmada, kol ve bacak içi sarkmalarını toparlamada da kullanılmaktadır.



-Fransız Askı uygulamasının sonuçları nelerdir?



Mimik hareketleri ile uyumlu, doğal görüntüyü bozmadan ve dışarıdan bir gözün fark edemeyeceği şekilde uygulanmaktadır. İşlem sonrası yüz ovali tamamlanır, özellikler öne çıkarılır, elmacık kemikleri belirginleştirilir ve kırışıklıklar azalır. İplikler kasları etkilemez. Buna bağlı olarak ortaya doğal bir sonuç çıkar ve ifade bozulmaz. İplikler etraflarında oluşan kolajen üretimi ile cildi destekler ve cilde faydasını uzun süre görebilirler.Sonuç olarak ortaya tamamen yenilenmiş ve eski sağlığına kavuşmuş bir cilt çıkar. Yüzün gençleşmesi, işlem sonrasında hemen fark edilir: %90 bütünleşmiş görüntüyü alması 1 haftayı bulur. Eğer eksiklikler varsa haftanın sonunda tamamlanmalıdır. İşlemin tam olarak yüz ile entegre olması 1 – 2 ayı bulmaktadır.



Dr.Nihat Dik, yüz felci geçiren hastalarında da oldukça başarılı sonuçlar aldıklarını şu cümlelerle açıklıyor. “Avrupa Innovasyon Ödülü”nü almış olan bu uygulama sadece genç görünmeyi sağlamak için değil, aynı zamanda yüz felci geçiren hastaların yüz asimetrilerinin dinamik olarak düzeltilmesi için de kullanılmaktadır. Fransız askı uygulaması tek seanslık bir uygulamadır ancak yüz felci geçiren hastalarımızda felçli bölgenin durumunu bağlı olarak birkaç seansa çıkabiliyor. Yüz felcindeki asılacak olan bölge iplerle uyumlu olarak hareket ettiğinden dolayı hastalarımız son derece memnun ayrılıyor.

Son Güncelleme: 13.06.2019 18:38
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.