ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ HAZIRLIKLARINI SÜRDÜRÜYOR...

Adalet ve Sinema Derneği tarafından Prof. Dr. Adem Sözüer’in başkanlığında, Prof. Dr. Bengi Semerci’nin direktörlüğünde düzenlenen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin on altıncısı 27 Kasım - 2 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da izleyiciyle buluşacak. Film programı, Akademik Program ve VisionIst ana bölümlerinden oluşan festivalin adalet temalı filmleri İBB Beyoğlu Sineması ve Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi salonlarında gösterime sunulacak. Festival seçkisi, uzun ve kısa metrajlı iki uluslararası yarışmanın yanı sıra önemli meseleleri yetkin sinema diliyle anlatan bölümlerden oluşuyor. Festivalde her yıl verilen Altın Terazi ödüllerine bu yıl Eurimages’ın bir kadın yönetmene 30 bin Euro tutarında para ödülü verdiği Audentia Ödülü de ekleniyor. Ödülün sahibi USCFF jürisi tarafından belirlenecek. Panel ve ustalık dersi gibi gündemin önemli meseleleriyle sinemayı harmanlayan VisionIst etkinlikleri de Beyoğlu Sineması ve Sinematek/Sinema Evi salonlarında düzenlenecek. Çeşitli üniversitelerin ve sivil toplum örgütlerinin katkısı ve katılımı ile, Prof. Dr. Adem Sözüer başkanlığında gerçekleşecek festivalin akademik programı; bu yıl sadece kadınları konuşmuyor, kadınların elinden alınan veya yönü değiştirilen hakların peşine düşüyor. Şehrimizin adıyla anılan ve uluslararası hukukta bir milat kabul edilen metne atıfla “Quo Vadis İstanbul Sözleşmesi?” sorusunu sorarak İstanbul Sözleşmesi’nin akıbetini ve adaletin gidişatını sorguluyor. Bu vesileyle tüm taraf ülkelerden İstanbul Sözleşmesi ile ilgili raporlar gönderilecek. Türkiye'nin ülke raporunu ise akademisyenler, öğrencileriyle birlikte hazırlayacak. Festivalin Altın Terazi ödül heykelciğine modellik eden adalet tanrıçası Themis bu yıl da İstanbul’u gezmeye devam ediyor. Geçen yıl festival afişinde İstiklal Caddesi’nin ikonik tramvayından Beyoğlu’na inmişti. Bu yıl da Yerebatan Sarnıcı’nın tarihi sütunları arasından yükseliyor. Festivalin afiş tasarımı İlke Büyükkalaycı imzası taşıyor.
YAZAR FİLİZ ÇİÇEK’İN KALEMİNDEN KAYIP ADA VE ŞEYTANLARI
Edebiyatta Adalet ve İntikamın Yeni Sesi: “Kayıp Ada ve Şeytanları”

Gazeteci-Yazar Filiz Çiçek’in kaleminden çıkan “Kayıp Ada ve Şeytanları”, Toros Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kendi çocukluk acısından yola çıkan yazar, okuru İstanbul’un karanlık sokaklarından insanın derinliklerine uzanan sarsıcı bir hesaplaşmaya davet ediyor. Türk edebiyatı, suçun doğasını, adaletin sınırlarını ve toplumsal yozlaşmayı merkezine alan güçlü bir polisiye-gerilim romanıyla tanışıyor. Uzun yıllar muhabirlik ve editörlük yapmış olan Filiz Çiçek, yeni romanı “Kayıp Ada ve Şeytanları” ile okurları hem vicdani bir sorgulamaya hem de nefes kesen bir takibe sürüklüyor. Filiz Çiçek, bu eserin sadece bir kurgu olmadığını, kendi kişisel tarihindeki bir çocukluk acısından doğan bir çığlık olduğunu vurguluyor. Yazarın muhabirlik geçmişinden gelen gözlem gücü, romandaki karakterlerin derinliğinde ve suç dünyasının gerçekçi tasvirinde kendini hissettiriyor. Toros Yayınları’nın “Her kitap bir film, her hikâye bir sahne” vizyonuyla yayımlanan eser, yüksek temposu ve görsel diliyle dikkat çekiyor. İstanbul’un Maltepe sokağından lüks villalara, emniyet koridorlarından travmatik geçmişlere uzanan olay örgüsü, okura adeta bir film izliyormuş hissi yaşatıyor. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu olan Filiz Çiçek, Yeni Asır ve Sabah gibi gazetelerdeki başarılı kariyerinin ardından yayıncılık dünyasında editör olarak yer aldı. Daha önce Ölü Kadının Günlüğü adlı yetişkin romanı ve çeşitli çocuk kitapları yayımlanan yazar, bu yeni eseriyle toplumsal bir yaraya parmak basarken edebiyatseverlere sert ve etkileyici bir yüzleşme sunuyor.
ADINI SEN KOY OKURLARIYLA BULUŞUYOR...

40 dilde 70 milyon okura ulaşan fenomen yazar Jodi Picoult, yeni romanı Adını Sen Koy ile bir kez daha okurları sarsmaya hazırlanıyor. Goodreads Okur Ödülleri finalisti olan Adını Sen Koy, kadınların görünürlük mücadelesini iki farklı zaman diliminde çarpıcı bir kurgu ile bir araya getiriyor. Günümüzde genç yazar Melina Green, oyununu sahneye taşıyabilmek için bir erkek adı kullanmak zorunda kalırken; 1581’de Emilia Bassano, yazdığı eseri sahneye koyabilmek için William Shakespeare’in yüzünün arkasına sığınmak zorunda kalıyor. Adını Sen Koy hırs, cesaret, arzu ve görünür olma mücadelesi üzerinden ilerleyen; Kız Kardeşim için, Cam Çocuk, 19 Dakika, Küçük Muazzam Şeyler gibi romanlarıyla milyonlara ulaşan Picoult'nun edebi dehasını yansıtan yılın en iyi romanlarından. Genç yazar Melina Green, Elizabeth döneminin az bilinen kahramanlarından Emilia Bassano'nun hayatından ilhamla bir oyun kaleme aldı. Ancak kadınlar için rollerin eşit olmadığı tiyatro dünyasında, bu oyunun sahnelenmesi pek olası görünmüyor. Geri çevrilmekten bıkan Melina mazeretlere doymuş durumda, en yakın arkadaşının önerisiyle bu kez oyununu festivale bir erkek ismiyle gönderecek. Diller ve tarih üzerine aldığı dersler ona keskin bir zekâ ve hikaye anlatma yeteneği kazandırdı, fakat çoğu kadın gibi kendi sesini duyurmasına izin yok. İngiltere'deki tüm tiyatro yapımlarını denetleyen Lord Chamberlain'ın metresi olmaya zorlanan Emilia, sonunda yazdığı oyunu sahneye taşımanın yolunu buluyor: William Shakespeare adında yeniyetme bir oyuncuya para ödeyerek eserinin "yüzü" olmasını sağlayacak.
“ÇIK DIŞARIYA OYNAYALIM” BAŞLIĞIYLA DÜZENLENEN ŞEHİR TİYATROLARI 40. ÇOCUK ŞENLİĞİ SONA ERDİ...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın bu yıl 40.’sını düzenlediği “Çocuk Şenliği,” Tiyatromuzun tüm sahnelerinde gerçekleştirilen kapanış etkinlikleriyle sona erdi. 40. Çocuk Şenliği, tiyatro oyunlarından sokak etkinliklerine, yaratıcı atölyelerden boyama etkinliklerine kadar çocuklara eğlence dolu bir program hazırladı. Çocuk Şenliği, İstanbul’un dört bir yanındaki sahneleri ve sokakları adeta bir bayram yerine dönüştürdü. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin önünde ve Kadıköy Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nin önünde boyama etkinlikleri gerçekleştirildi. Çocuklar, genel kültürlerini ve el becerilerini arttıracak, hayal dünyalarını genişletecek atölyelerde kendilerini gösterdiler. Özgür Atkın’ın düzenlediği “Karagöz Atölyesi”nde çocuklar kendi Karagöz ve Hacivat figürlerini renklendirip canlandırarak, gölge oyununun büyülü dünyasına giriş yaptılar. Atölyenin sonunda perdede kısa bir Karagöz oyununu birlikte oynattılar. Dilan Mine Uğurlu, düzenlediği “Mandal Kukla Atölyesi”nde çocuklarla, kuklanın her malzemeden ve sınırsız teknikle var olabileceği üzerine sohbet ettikten sonra çocukların hayal ettiği bir karakterin çizimi yapıldı. Mandallar ile karakterlerimize hareket kazandırıldıktan sonra çocukların yeni oyun arkadaşları hazır oldular. Nevin Köksal Yatman düzenlediği “Maske Atölyesi”nde çocuklar rengârenk hayvan maskeleri tasarladılar. Kağıt tabaklar üzerine pastel boyalar ve keçeli kalemler kullanarak kendi hayvan karakterlerini oluşturdular. Renkler, desenler ve hayal güçleriyle sıradan bir tabağı eğlenceli bir maskeye dönüştürdüler. “İtfaiyecinin Sırrı” oyunuyla kahraman itfaiyecilerimizin olağanüstü yaşamlarına tanık oldular. Çocuklar “Fındıkkıran” oyunuyla büyük bir serüvenin başlangıcını yaşadılar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle Şehir Tiyatrosu’nda sahnelendi. Seyircilerimiz arasında yer alan Sivas’tan misafir gelen öğrencilerimiz çocuk şenliğine katılıp “Fındıkkıran” oyununu izlediler. “Sesler Ülkesi” oyununda müzik aletlerini tanıdık, gizem ve macera dolu yolculuklarında onlara eşlik ettik. Çocuklar, Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın “Sihirli Oyuncak” oyununda dünyanın en güzel yerlerinden birinde, bir sarayda büyüyen Prenses Lina’nın sihirli oyuncakla tanışmasına ve hayatının güzelleşmesine tanıklık ettiler. Çocuklar, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın “Sihirli Flüt” oyununda insanın, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen kendine olan inancını koruyarak doğru yolu bulabileceğini, sevgi ile yaşamayı seçmenin önemini evrensel bir hikâye ile izlediler.
CEVHER ''VURULDUYSAM KALKARIM'' İLE KARŞINIZDA...

Türk müziğinin güçlü sesi Cevher, kendine has yorumu ve derinlikli şarkı sözlerine bir yenisini daha ekliyor. Sanatçının merakla beklenen yeni teklisi "Vurulduysam Kalkarım", tüm dijital platformlarda yayına girdi. Müzik kariyeri boyunca duygusal yoğunluğu yüksek eserlere imza atan Cevher, bu projesinde de dinleyicilerini içsel bir yolculuğa çıkarıyor. "Vurulduysam Kalkarım", hayata karşı dimdik durmayı ve her düşüşten sonra daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmayı simgeleyen, umut ve direnç temalı bir eser olarak dikkat çekiyor. Daha önce yayımladığı Merhametsiz, Der Gibi, Yan, Dert Bohçası, Çok Mu Gördün ve Sen Sevme Zaten şarkılarıyla kısa sürede yüksek izlemelere ulaşan Cevher, yeni şarkısı "Vurulduysam Kalkarım" ile yine listelere göz kırpıyor. Modern altyapısıyla geleneksel arabesk ruhunu birleştiren şarkı, Cevher’in karakteristik vokal performansıyla sezonun en çok konuşulacak projelerinden biri olmaya aday.
SAYGILARIMLA...
SAĞLICAKLA KALIN AMA SEVGİSİZ KALMAYIN...