BİZ’LERİ TANIMAYANLAR’A TANITIYORUZ!...

BİZ’LERİ TANIMAYANLAR’A TANITIYORUZ!...

Tedrisat Hizmet’lerimiz için, Türkiye’de kurulan, ilk dernek, Zeytinburnu, Kur’ân Kursu Binası Yaptırma ve yaşatma Derneği, Yeşiltepe, Taşcami’i’ yanında,1957 yılında, tek katlı iki odalı biriketten yapılmış gecekondu binayı yıktırıp, yerine daha geniş arsa üzerine,bodrum,zemin, normal kat ve çatı katından ibaret, devrine göre yüksek ve modern bir bina yaptırmıştı.Öyleki, Zeytinburnu tek katlı, Gecekondu’lardan oluştuğu için, Zeytinburnu’nun en yüksek binası’ydı. Çatı katından, Marmara, Adalar, kısmen, Boğaziçi, Tarihî yarımada, Kayışdağı veÇamlıca Tepeleri görünürdü. Zeytinburnu’nda, Havagazı,Tüpgaz olarak bilinen, Bütengazı da yoktu. Kurs’un Kuzinesi, Bürolör, (Ağır yakıt püskürten cihaz) ile çalışıyordu.Talebe’ye,çay, Zeytin,peynir, reçel mermelat ile sabah kahvaltısı veriliyordu. Öğle ve akşam yemekleri yetkili diyetisyenlerin tavsiyesine göre, galori hisabı üzerine pişiriliyordu. Usta aşçı vardı. O devirde, Zeytinburnu’nda Terkos, (Terkos,o zamanlar,evlere şehir şebeke suyunun verilmesinin adıydı, 2 Sizin Apartman’da, şehir şebeke suyu-su te’sisi var mı? “ diye sorulmaz, “ Terkos’unuz var mı?” diye sorulurdu.

Mersin- Silifke’li,Sucu Ali Bey vardı. Merhum,Ali Bey, ( Ali önemli,) Çevirdiği yerde,Artizyen kuyuları kazdırmış, Tankerlerle fabrikalara,büyük işyerlerine su satıyordu. Lakabı,” Sucu Ali Bey,” Sucu Ali Bey’in kuyularıyla,Kur’ân Kursu Binası arasında takribî, 900 metre mesafe vardı. Sucu Ali Bey, bütün masrafları kendi cebinden karşılayarak Kuyularla, Kur’ân Kursu Binası arasına boru döşetti ve Kur’ân Kursu’nu suya kavuşturmuştu.- Bunları teferruatlı ve tafsilatlı olarak anlatıyorumki, bugünün nesilleri nereden nereye, nasıl ve hangi fedakârlıklar’la gelindiğini öğrensinler, bugünkü ni’met’lerin kadrini ve kıymetini bilsinler.

İstanbul’daki küçük ve ibtidâÎ Kurs’larımızdan başka, bir de Kasımpaşa, Büyükpiyalepaşa Kursumuz vardı. Merhum, Hüseyin Kaplan Hoca’mız,Askerlik vazifesine gitmeden önce,vaiz’lik-müftülük imtihanlarını kazanmış, İstanbul’a vaiz olarak ta’yin edilymişti.Askerlik vazifesini, Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nda yapıyordu. Deniz eriydi,askerlik urba’sı,yla, (Bahriye, askeri kıyafetiyle,) İstanbul’da Selâtîn Cami’i’lerde kürsüye çıktığı için unvanı, lakabı, “ Bahriyeli Vaiz,” idi 1957 yılında, başta, Rizeli,İstanbul fırıncılarından, Merhum, Sadık Sadıkoğlu’nun bir araya getirdiği, fırıncı ve büfecilerin yardımlarıyla, o devirde hareb bir vaz’iyyetteki Büyükpiyalepaşa Cami’i’nin geniş Avlusu’nun bir köyesine, Büyükpiyalepaşa Kur’ân Kursu Binası’nı iki katlı,biriketten yığma Bina olarak yaptırmıştı.

27 Mayıs 1960 darbe’sinden sonraki, feret devri uzun sürmemişti. Anadolu kurs’larının talebesi cüz’î fire’lerle kurslarına dönmüşler, kurs’ların çoğunda,Tekâmülaltı seviyesinde izdiham oluşmuş, ibtidâÎ kurs’larda da Tekâmülaltını bekleyenler çoğalmıştı. Diğer taraftan, Türkiye’nin dörtbir tarafında hergün yeni kurslar açılıyordu.Müderris ihtiyacı da had safhadaydı.

Devrin İdarecisi, Müdebbir, dirayetli, Merhum, Kemal Kacar Beyağabey, Zeytinburnu,Büyükpiyalepaşa kurs’larının 55-60 kişilik olarak,Tekâmül için hazırlanmasını, ihtiyaçlarının buna göre yerine getirilmesini, her iki kursun da paraya ihtiyaçları varsa,Beytü’lmâldan yetişmezse, ben finanse ederim,” ta’limatını verdi. 55 kişilik çift yataklı ranzalı, yatakhane, 55 kişinin rahatlıkla yemek yiybileceği masasıyla sandalyesiyle ve bütün mutfak gereçleriyle yemekhaneler hazırlandı. Yataklar, devrin, Kapalıçarşı Esnafı’nın bağışlarıyla, Battaniye’ler 100 adet, Merhumlar,Nuri ve Hulusi Topbaş tarafından karşılandı. Bu hayırsever insanlar, kaç hoca kaç talebeniz olacak? diye sordular, kendilerine, 55 talebe 5 hoca, diye cevap verdik. Bunun üzerine, 60 kişilik, takım elbiselik birinci sınıf kumaş bağışladılar. Talebe nenüz Tekâmül’e gelmeden, elbiselik kumaşları hazırdı. Her talebe’ye elbiselik kumaş denilince, bir parantez açmak isterim,( Topbaşlar, her Ramazan ayında kendilerine müraccat edenlere,” Kaç talebeniz var,” diye sorarlar, hiç tahkik etmeden o kadar elbiselik kumaşı hemen verirdiler. Hatta,kurs’larında bir tek talebe bile bulunmayanlar 50 talebemiz, yüz talebemiuz var,” diye o kadar kumaş alıp giderlerdi. Çatalca’nın bir köyünde kurs vardı, fakat, hiç talebe yoktu. Ramazan’da birisi gitmiş,” 50 talebemiz var,” diyerek,50 kişilik kumaş almış,köyde cami’i’e gelenlerin hepsinin aynı renk ve desende giyindiğini görenler şaşırmışlardı.Zeytinburnu, Kur’ân Kursu Binası Yaptırma ve Yaşatma Derneği’nin en faal a’za’larından birisi,Adnan Büyüksoy,bir diğer, Terzi İhsan Paksoy idi. Terzi İhsan Paksoy, bağışkumaşla kendisine gelen talebe’nin elbise’lerini ya cüz’î bir miktar ile ya da hiç para almadandikerdi.Ben,topbaşlara, Terzi İhsan,Adnan Büyüksoy gibilere 2 Ashab devri İnsanları,” derdim…