MERHUM, MUSTAFA ERNAM!... (2)
Devr’in Devlet Bakanlarından, Başvekil, Süleyman Demirel ile çok yakın çalışan, Ekrem Ceyhun Bey, telefonda, “Mustafa Bey, size şükran borçlusuyuz, hatırlatmanız üzere, çok mühim bir makam’a çok dürüst ve dirayetli bir devlet adamını ta’yin ediyoruz; Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne, Mübteşar’ımız, Mustafa Ernam Bey’i ta’yin ediyoruz, Üçlü Kararnâme hazır, Cumhurbaşkanımızın tasdikine iktiran ettiğinde, Resmî Gazete’de neşr’edilecek, Mustafa Ernam Bey, vazifesine başlayacak. Sizden ricam, Kararnâme Resmî Gazete’de neşr’edilinceye kadar, bu sır aramızda kalsın, Mustafa Ernam Bey ve pek çok kişi için, sürpriz olsun,” dedi. Kendisine teşekkür ettim, “Emin olabilirsiniz,” dedim. Sürpriz Kararnâme Resmî Gazete’de neşr’edildi, Mustafa Ernam Bey, sanırım, eşine bile haber vermeden, beni aradı, müjdeyi verdi. Ben de hemen, diken üstünde duran, Bezm-iâlem Vakıf Gureba Hastahanesi Başhekimi, Merhum, Asaf Ataseven Hoca’yı aradım, müjdeyi verdim. Taltif-i Ni’met olarak söylüyorum, bir zamanlar bizler, Hazreti Üstazımızın himmetleriyle böyle mahfillerde mü’essirdik. Nereden nereye!...
Sürpriz bir Kararnâme ile Vakıflar Genel Müdürlüğü koltuğuna oturan, Mustafa Ernam Bey’in işi hiç de kolay değildi. Bilindiği gibi, 1970’li yıllar Türk Siyasî hayatının en istikrarsız yıllarıdır. Büyük zorluklarla kurulan, muhalefet’in, “2. M.C. açılımı, ikinci Milliyetçi Cephe Hükûmeti,” diye hafife aldığı, Cumhuriyet Hükûmeti, Güneş Motelleri Hükûmeti olarak Türk Siyaset Hayatına geçen, Bülent Ecevit Hükûmeti ki, Güneş Motellerinde diğer partilerden ve bağımsız milletvekillerinden her birine birer bakanlık verilme va’adiyle, ayartılan sözde 11 Bağımsız milletvekili’nin istifasıyla düşürülen Hükûmetin yerine kurulan Bülent Ecevit hükûmetinde, hiç devlet ve bürokrasi tecrübesi bulunmayan, aralarında okur-yazar bile olmayan, milletvekilleri Bakan yapılmıştı. Şanlıurfa Milletvekili, Ali Rıza Septioğlu, Devlet Bakanıydı, okur-yazar değildi, imza atmasını bile bilmez, Evrak-ı Müsbite’ye parmak basardı. Bunlardan birisi de, genç bir siyasetçi, devlet ve bürokrasi tecrübesi bulunmayan, bir Eczacı, Mardin Milletvekili, Metin Musaoğlu.. Kendisi bu Hükûmette Devlet Bakanı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünü Tedvirle vazifeliydi.
İstanbul’daki Mardin’li Emlâk işi yapanlar, “Bakan Hemşehirlimiz, Genel Müdürü ve İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü’nü bizim istediğimiz kimselerden ta’yin edecek, İstanbul’daki bütün vakıf eserlerini, talan edeceğiz,” diyorlardı. Daha da ileri giderek, Bezm-i âlem Vakıf Gureba Hastahane’sinin Başhekimi dahil, bütün kadrolarını değiştirip, hemşehirlilerimizi ta’yin ettireceğiz,” diyorlardı.
Ankara’ya gittim, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde, Metin Musaoğlu tarafından ta’yin edilen, Genel Müdürü ziyaret ettim. Genç bir öğretmen, uzun bir sohbetimiz oldu, Vakıflar’ın önemini, vakıflara ihanet edenlerin, Allah’ın, meleklerin, Peygamberlerin ve bütün insanların la’netine mazhar olacaklarını,” anlattım. Sükûnetle dinledi. “Benden ne yapmamı istiyorsunuz?” dedi. Kendisine, Makam’ların geçici olduğunu, bu makamda ne kadar kalacağınız bile belli değil, Gureba Hastahanesine hiç dokunmayıan, kendi işleyişinde devam etsin, İstanbul Bölge Müdürlüğünü tam kontrol altına alınız, rutin işlerin dışındaki muamelatı, satış, kiralama hususlarda yetkiyi münhasıran Genel Müdürlüğe bırakın.” ricasında bulundum. Genç ve tecrübesiz Genel Müdürü beklediğimden de daha müsbet buldum. Gerçekten Hastahane’ye dokundurmadı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün rutin işlerin dışındaki bütün muamelât’ı, Genel Müdürlüğü’n salahiyetine bırakarak, tahribat önlendi.
Mustafa Ernam Bey’in işi hiç dte kolay değildi. Rum, Yahûdî, Ermeni ve Süryânî, Gayr-i müslim Vakıfları da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün idaresi ve kontrolündeydi, hâlen de öyledir. Vâkıf-vâkife’si, vakıf mütevelli Hey’eti bilinmeyen, “ Vâkıfi, Hazreti İsa’dır,” denilen çok kıymetli emlâk ve arazî’ye malik onlarca vakıf bulunmaktadır.