Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Galatasaray, Süper Lig'de yeni sezonda ilk kez taraftarının karşısına çıktı Karagümrük maçıyla. Teknik direktör Okan Buruk, ilk maçta Antep karşısında galibiyete uzanan 11'i bu maçta değiştirmedi. Baktığınız zaman zaten zoraki durumlar nedeniyle bu 11, ideal 11 de denebilir. Uzun bir sakatlıktan çıkan Icardi, son maçına geçtiğimiz sezonda çıkan ve çalışmalara geç katılan Osimhen'in direkt olarak 11 oynaması zaten beklenilemezdi. Transfer beklenen noktalar da var malum. Okan Buruk iki oyuncuyu da bu maçta geniş kadroya aldı ve kulübeye oturttu, forvette yine Barış Alper Yılmaz vardı. Geçtiğimiz maçın yıldızı Barış, bu maçın da yıldızı oldu diyebiliriz. İlk golde pozisyonu kovalayıp, rakibini gafil avlayıp golü yoktan var etti neredeyse, ikinci golde de rakibine çarptırdığı top filelerle buluştu. Güzel de servisler yaptı ancak arkadaşları topu ağlara gönderemedi. Barış'a Suudi Arabistan'dan teklif var biliyorsunuz, mayıs ayı civarında bu teklif ilk olarak sözlü şekilde menajerine geldiğinde İngiltere hayali nedeniyle reddetmişti Barış bu teklifi. Ancak şu birkaç güne gelirsek İstanbul'a geçtiğimiz hafta bir temsilci gönderen NEOM, yıldız futbolcunun aklını yavaş yavaş çelmeye başladı diyebiliriz, Barış eskiye nazaran daha sıcak bakıyor Suudi Arabistan'a. Burada iş Galatasaray'da bitiyor; hem başkan Dursun Özbek, hem de teknik direktör Okan Buruk geçtiğimiz günlerde oyuncunun menajeriyle birebir görüşme gerçekleştirdi ve Barış'ı göndermek istemediklerini net bir şekilde dile getirdi. Hatta başkan Özbek, oyuncunun aklının daha fazla karışmaması adına maaşına zam bile önerdi. Barış hiçbir zaman kulübüne zorluk çıkarmadı, şu anda da çıkarmıyor. İş burada yönetimde bitiyor, ben teklifin çok reddedilemez bir seviyeye çıkmadığı sürece başkanın ayrılığa izin vereceğini düşünmüyorum, çünkü Barış'ın yerini doldurmak o kadar kolay değil herkes bunun farkında. Barış'ı yeterince konuştuk, gelelim takımdaki eksikliklere... Karagümrük 10 kişi kaldıktan sonra kapandı, oyunun kilidini açabilecek ve oyunu yönlendirecek bir orta saha eksikliği hissedildi. Yöneticilerin çift başlılık mevzusuna beklemeye aldığı İlkay Gündoğan'ın acil bir şekilde getirilmesi gerekiyor, oyuncunun her şeyi hazır zaten bir tek imzası eksik. Yaklaşık 1 aydır farklı hedeflere gidilirken 'Osimhen sonrası bakalım' sözüyle oyalandı İlkay, bu şekilde oyalayacağınız bir topçu da değil. Savunma arkasına sarkan toplar ve savunmadaki dengesizlikler de göze batıyor, hoca da söylüyor zaten "Sağ bek oynayabilen bir stoper alacağız" diye, bir an önce o işin de halledilmesi gerekiyor. En çok kaleciyi konuşuyoruz ama şu ana kadar eksikliği en az hissedilen o oldu Günay'ın performansı nedeniyle, ancak kaleci transferini de bir an önce bitirmeniz şart. Günün bonusu Icardi'nin attığı gol oldu, sakatlık nedeniyle aylar sonra sahalara dönen Mauro Icardi, Torreira'nın kendisine 'al da at' diyerek verdiği pası değerlendirdi ve tribünleri yeniden 'Aşkın Olayım' sesleriyle coşturdu. Osimhen de bir kez fileleri havalandırdı ancak ofsayt nedeniyle sayılmadı, Victor gelecek haftalarda gollerine kaldığı yerden devam eder, Icardi'nin bu gole ve morale ihtiyacı vardı. Özet; Takımın belli başlı savruklukları bırakması gerekiyor, Barış'ın kesinlikle takımda kalması gerekiyor, savunmaya transfer ve orta sahaya İlkay Gündoğan gibi bir beyin şart, dipnot olarak ego kontrolünü de elden kaçırmamak farz. Durum bu kadar...