2026 Dünya Kupası’nın 48 takımlı yeni formatı, futbolun etki alanını genişletmesinin yanı sıra, şimdiden içimizi saran bir heyecan dalgası yaratıyor. Tam 24 yıl sonra, ‘Bizim Çocuklar’ın bu büyük organizasyonda rol alacak olması da, uzun bir aradan sonra yeniden dünya sahnesine çıkmanın gururunu beraberinde getiriyor. 2002’de elde edilen tarihi üçüncülüğün hâlâ hafızalardaki yerini koruduğu düşünüldüğünde, bu kez daha iyisinin hayalini kurmak da son derece doğal oluyor hepimiz için.
Ancak, bu tabloya gölge düşüren önemli de bir gerçek var. Dünya Kupası’nda görev yapacak hakemlerin açıklanmasının ardından ortaya çıkan liste, Türk futbolu adına düşündürücü bir eksikliği gözler önüne serdi. Bu listede bizden bir ismin yer almaması, basit bir ayrıntı olarak görülmemeli.
Ayrıca, mesele sadece bizim olmamamız da değil. Turnuvada milli takımı olmayan, haritada yerini göstermekte zorlanacağımız Gabon, Moritanya, Honduras ya da Ürdün gibi ülkelerden hakemlerin turnuvada görev alacak olması, sorunun boyutunu daha da belirgin hale getirirken, ”Neden bu büyük sahnede bir hakemimiz düdük çalamıyor? Acaba nerede hatamız var” sorusunu akıllara getiriyor.
Hakemlik, futbolun en hassas ve en çok güven gerektiren alanlarından biridir. Uluslararası düzeyde kabul görmek ise yalnızca bireysel performansla değil, o performansı destekleyen sistemin gücüyle de doğrudan ilişkilidir. Türkiye’de ise uzun süredir hakemlik kurumunun tartışmaların gölgesinde kaldığı, kararların güven duygusunu zedelediği ve istikrarlı bir yapının bir türlü oluşturulamadığı açıkça ortada.
Böyle bir ortamda yetişen hakemlerin dünya sahnesinde yer bulamaması da, bu durumun kabullenilmesi de mümkün değildir. Çünkü bu tablo, yıllardır biriken hataların ve eksik yönetim anlayışının bir sonucudur.
Bu noktada ‘fatura’ kayıtsız şartsız MHK’ya kesilir. Özellikle başındaki isim Ferhat Gündoğdu ve ekibinin, ortaya çıkan bu tablo karşısında nasıl bir eylemde bulunacağını merakla bekliyorum. (!)
Unutulmamalı ki, futbolda gerçek başarı, yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, oyunun her alanında var olabilmekle ölçülür. Türkiye sahada var olabilir, tribünde yerimizi alabiliriz. Ancak, hakemlik gibi kritik bir alanda sahada yoksak, ortada ciddi bir eksiklik var demektir. Bu eksiklikle yüzleşmek ve gerekli adımları atmak ta artık bir tercih değil, zorunluluktur. Benden söylemesi…
Hoşçakalın.