Bazen kendimi anlatırken bile, yeni bir yanımı fark ediyorum. Bir yanım sessiz, bir yanım hep konuşkan; bir güçlü görünmek isterken, diğeri dinlenmek istiyor. İçimde bir kavga yok artık, bir uyum arayışı var; biri gitmek isterken, diğeri kalmakta kararlı. Biri affediyor, biri hatırlıyor.
"Ben" dediğim, belki de bu iki hâlin arasında duran o sessiz yer. Ne sadece gidenim, ne de yalnızca kalanım. Ne tamamen iyi, ne de tamamen kusursuz...
Bir aynaya bakıp sadece yüzümü değil, içimdeki ışığı görüyorum. Çizgilerimi değil, tecrübelerimi. Kırıldığım yerlerden sızan yaşamımı... Belki de "Ben" dediğim, tam da oışığın hâlâ yanıyor oluşudur. Her kaybedişte biraz daha tanıdım kendimi. Her gidişte biraz daha büyüdüm. Her acıda biraz daha sadeleştim.
Artık biliyorum: Ben ne sandıklarımın toplamıyım, ne de başkalarının bende bıraktıkları. Ben, sustuğum yerde bile kendini anlatanım. Gözyaşında bile güç bulanım ve bazen sadece içimdeki kalabalığı izleyen, ama o kalabalığın içinde kaybolmayan biriyim.
Belki de "Ben" dediğim, eksik yanlarımda bile, bir güzellik bulmak. Çünkü orada hayatın kendisi saklı...
Tam olsaydım, hissetmezdim, yanmazdım, yazmazdım. Evet, kırıldım; ama kırıklarımda parlayan bir şey var: "Benim özüm." Kimseye göstermek zorunda olmadığım, ama içimde yankılanan saf bir yer.
"Ben" dediğim, düştüğü yerden kalkmayı öğrenen, yandıkça yeniden doğan bir ruh. Bir yanım hâlâ çocuk gibi inanıyor, diğer yanım ise kabullenmiş ve olgun. Bu iki hâlin arasında yürürken buluyorum dengeyi ve tam da bu yüzden eksik kalmak bir şeylerden, tam da kendime dönmek için bir davet. Kendimdeki o sessiz kıvılcımı yeniden bulmak için bir çağrı.
Artık biliyorum; mesele tamamlanmak değil, tamamlanmadan da sevebilmek, yaşayabilmek, kabullenebilmek. Bir zamanlar kaçtığım acılar, şimdi bana yol gösteriyor. Korkmuyorum artık onlardan. Çünkü biliyorum: Acı, bana kendimi öğretmiş. Sevgi, bana başkalarını ve kayıp, her şeyin geçici olduğunu.
Artık savaşmıyorum kendimle. Onu susturmuyorum. Konuşmasına izin veriyorum; ağlasın, gülsün, bağırsın, sessiz kalsın...
Çünkü her hâliyle benim ve ben, nihayet kendimle aynı yerde durmayı öğreniyorum.
Belki hâlâ biraz kırığım, ama bu kez o kırık yerlerden sızan ışığı seviyorum. Oradan doğuyorum yeniden; her sabah, her nefeste, her kelimede.
"Ben" dediğim artık eksik değil. Sadece gerçek. Kırıklarımla ışıldıyorum, suskunluğumla anlatıyorum ve her yeniden doğuşta biraz daha kendim oluyorum.