KAYSER ŞEHR7İNE DENİZ SEFERİ !...

CUM’A SOHBETİ ( 7 /35)

KAYSER ŞEHR7İNE DENİZ SEFERİ !...

Ümm-i Harâm ( Bint-i Milhan) radiya’llâhu anhâ’dan rivâyete göre Ümm-i Harâm, Nebî salla’llâhu aleyhi ve sellem’in: - Ümmetimin denizde gazâ eden ilk muharibler ( Cennete girmeyi) hak etmişlerdir, dediğini işitmiştir. Ümm-i Harâm demiştirki: Ben de:- Yâ Resûle’llâh! Ben bunların içinde miyim? Diye sordum. Resûlu’llâh:- Sen onların arasında( Cennete gidecek bir şehîd) sin! Diye cevab verdi( Râvî kadın devamla) bundan sonra Resûlu’llâh: - Ümmetimden Kayser’in, ( Şarkî Rum İmparatorluğu’nun Merkezi olan İstanbul) Şehr’ine gazâ eden ilk muhâribler için de yarlığanmak( mağfiret) vardır! Buyurdu.- Ben bunların içinde miyim yâ Resûle’llâh? Diye sordum. Resûlu’llâh: - Hayır! Diye cevap verdi.

Resûl-i Ekrem salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, rü’yâ-i Sadıka, ya’nî vahiy ile mu’cize olarak, gelecek de müslüman’ların iki deniz seferine çıkacaklarını haber vermişti.Bu mu’cize tahakkuk etmiş, ilk deniz seferi Hicretin 28. Yılında, Hazreti Osman bin Affan’ın hilâfeti zamanında, devrin Şam vali’i, Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh zamanında Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh’in kumandasında, Trablus Şam’dan Cezîretü’l_ Kıbrıs’a( Kıbrıs Adasına) tertip edilmiştir. Bu gemide her iki Akabe bi’atında da Hazrec Kabilesinin s0eçlmiş delegesi olarak bulunmuş, Ubâdi İbn-i Sâmid, Zevcesi, Ümm-i Harâm, Hazreti Muaviye’nin Zevcesi,Karaza’nın kızı Fâhite de bulunuyordu.Kıbrıs Adası Sulhen veya unveten feth edilmiş vergiye bağlanarak, Şam’a geri dönülmüştü. Bu seferde, takriben 80-85 yaşlarında olduğu tahmin edilen, Ümm-i Harâm şehid düşmüş ve Kıbrıs Adası’nın güneyinde bulunan Larnaka Şehrine defn’edilmiştir. Hâlen, burada medfûn olup, Halasultan Kabrie olarak meşhûr’dur.

Hadıs’in ikinci kısmında İslâm Ordusurur hareketi bildirilen Kayser şehriyle murad, bütün hadis şârihleri tarafından Şarkî Rum İmparatorluğu’nun Merkezi olan Kostantiniye= İstanbul olduğu bildirilmiştir.

Şam, Lazkiye’den İstanbul’a_ Kostantiniyye’ye bu sefer, birinci deniz seferinden 24 yıl sonra, Hicret-i Nebeviyye’nin 52. Yılında, Yezid bin Muaviye radiya’llâhu anh’in kumandasında vuku’ bulmuştu. Kostantaniye iştirak eden askerlerin hakkındaki Peygamber’imizin sitayişine mebni, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah İbn-i Zübeyr, Ebû Eyyûb el- EnsârÎ gibi, Ashab-ı Güzîn’in sâdâtından pekçok güzîde’ler de iştirâk etmişlerdi. Bu güzîde ordu, Kostantiniyye’yi muhasara etmiş, çetin muharebelerden sonra Ashab-ı Güzîn’den ba’zıları Kostantiniyye sur’larının dibinde şehid düşmüşlerdi. İstanbul’un ma’nevî dinamiklerinden, Medâr-ı İftiharımız, Mihmendâr-ı Peygamserî, Ebâ Eyyûb el- Ensârî, Halid bin Zeyd Hazret’leri de bu muhasara sırasında şehid düşmüş, vasiyeti üzerine, surlara en yakın bir bölge’ye defn’edilmişti. İstanbul’un feth’inden sonra, Kabr-i Şerif’leri, Akşemseddir tarafından keşfen bulunmuş, yanına bir cami ve türbesi yapılmıştır. Bu ordu, Muhasara sırasında, Pera Bölgesinde, Günümüzde hâlen mevcud, Karaköy’de bulunan ve Arab Cami’i olarak bilinen cami’i inşa etmişler ve feth’e müyesser olamadan Şam_Lazkiye’ye dönmüşlerdi.

İstanbul’un Feth’ine kadar, Rum’lar, Ebû Eyyûb el- Ensârî Hazret’lerinin kabr-i Şerif’lerine hürmet edegelmişler, kurak geçen mevzimlerde kabrinin başına gidip, yağmur talebinde bulunurlardı.

Mir’at sâhibi, ba’zı siyer müellif’lerinin bu ordu’ya Hazreti Muaviye bin Yezid’in değil, Süfyân İbn-i Avf’ın kumandası altında sevk ettiğini bildirdiklerini hikâye etmiştir. Şârih Aynî bunu nakl ve iltizam ederek: Ashab’ın bunca uluları Yezîd’in değil, Süfyân İbn-i Avf’In kumandası altında bulunmuş olmalarıo doğrudur, diyor. Sefer’in Şam- Lazkiye’den başlaması, Yezîd’in o sırada Emevî Hükümdârı olması, bu sefer’in Yezîd Kumandasında olduğunun en büyük delilidir.Diğer rivâyetler, kesîf Şî’a propagandasının te’siri altında kalanların rivâyetidir. ( Tecrid-i Sarîh mütercim ve şârih’lerinden, Merhum, Ahmed Naim Bey’in, Ebâ Eyyûb el- Ensârî, Halid bin Zeyd’in Tercüme-i hali hakkındaki enteresan bilgileri, İnşâ! Allah! Haftaya…