MERHUM, ADNAN KAHVECİ!...

TESPİTLER ( 11/ 49 )

MERHUM, ADNAN KAHVECİ!...

Merhum, Turgut Özal, 12 Eylül 1980 Darbe-i Hükûmet’inden sonra, normal Demokratik siyâset’e geçiş döneminde, yeni bir parti kurma çalışmalarının İstanbul ayağında, Perepalas’taki toplantıya da’vet edilen 37 kişiden birisi bendim.Gece’nin geç vakitlerine kadar devam eden bu toplantıda, Ünevirsite haca’larımız, bil’hassa Aydınlar Ocağına mensup, hoca’larımız, “ Arkasında, sermaya ve matbut destei olmadan herhangi bir parti’nin muvaffak olma ihtimali yoktur,” dediler. Benim de aralarğında bulunduğum, az sayıdaki da’vetli, “ Türkiye’nin Milliyetçi- Muhafazakâr, dürüst siyâsetçi’lere, bunların kuraakları partilere ihtiyaç vardır.Siez, iyi niyetle yola çıkınız, arkanızda sermaye desteği de bulursunuz, matbuat( Yazılı ve görüntülü Basın,) da bulursunuz,” dedik..

Turgut Özal,” Benim maaşımdan başka bir mal varlığım yoktur, bu sebeble Cenab-ı Hak, kıyamet gününde bana zekattan, sadekeden, infaktan soru sormayacaktır. Ancak, ben bugüne kadar Devletimizin üst kademelerinde bulundum, tecrübe kazandım. Eğer bu tiecrübelerimi, Memleketim, Devletim ve Milletim için kullanmazsam, Rabbim beni hesaba çeker, Tecrübelerimin zekatını vermek, Mmeleketime, Devletime, Milletime borcumu ödemek için, parti kurmak ve siyasetle Miulletime hizmet etmek istiyorum,” dedi.Anavatan Partisi, işte böyle istişareler ve böyle niyetlerle kurulmuştu.

Merhum, Turgut Özal’ın İktisadî Dehası cüme âlemce müsellemdi.Darbe İdaresi, T.B.M.M.’ siuni, hükumeti feshettiği halde, Lağvettiği Hükumetin Başbakanlık ve Plânlama Teşkilatı Müsteşarı, Merhum, Turgut Özal’ı Başsakan Yardımcılığı sıfatıyla Türk Ekonomisiu’nin başına getirmişti. Darbe Hükûmetinde Başbakan Yardımcısıyken bile nice başarılara imza atmıştı.Bu yıllarda, Ülke’nin ihracaat ve ithalatı, azınlıkların elindeyidi.Geleneksel ihraç Ürünleri, tütün,üzüm, incir, pamuk ihracaatı dahil, bütün ihracaat gelirleri, ancak, Petrol ürünleri ithalatı karışılayabiliyordu. Turgut Özal’ın Başbakan Yardımcılığında, imalat, dolaysiyle ihracaat çeşitlenmiş, artmıştı.Türkiye’de bütün erbabı teşebbüs neredeyse ihracata müteveccih imalata ve ihracaata dönmüştü.Bir matbuaat Müessesi olarak, biz bile, “ Sabah Neşriyat Anonim Şirketi,” olarak İhracaat Teşvik Belgesi alarak, muhtelif gıda ve ihtiyaç maddeleriyle, tekstil ürünleri ihracaatı yapmış yaklaşık 300 bin dolar civarında, Memleketimize döviz getirmiştik.Hatta, Türkiye’de ilk def’a olarak, İsvicre’ye Çalısüpürgesi ihraç ettiğimiz için, İstanbul Ticaret Odası bir madalya ile bizi taltif etmişti.

Merhum, Turgut Özal’ın bütün bu faaliyyetleri ve muvaffakıyyetlerinde, yanıbaşında, bir zamanlar, vesâyet rejmi taraftarlarının, “ Özal’ın prens’leri,” diye alay ettikleri, burun bükdükleri gençler, genç siyasetçiler vardı.Bunlardan birisi de, devrin İstanbul Milletvekili, Maliye Bakanı, Merhum, Adnan Kahveci idi.Anadolu’nun- Karadeniz’in bu yiğit evlâdı, çok iye bir ma’nevî terbiye almış, Ahlâk-ı Hamîde sahibi, diğer taraftan, A.B.D.’ de çok iyi eğitimi almış birisiydi.Başkaları gibi yozlaşmamış, aslını neslini unutmamış, ender şahsiyetlerden birisiydi.

O yıllarda, Bâb-ıâlîde Sabah Gazetesi, İmtiyaz sahibi olduğum için, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık Protokolüne dahiul olduğum için, sık sık Ankara’ya gider Ricâl-i Devlet ile yakından temaslarım olurdu. İşte bu temaslarda yakından tanıdığım, genç ve istikbal va’ad eden, Devlet ve siyaset adamlarında ba’zıları, Merhum, Mustafa Ernam, Merhum, Recep Yazıcıoğlu, gibilerin yanında Merhum, Adnan Kanveci de vardı.

Merhum, Adnan Kahveci, her haliyle sıradışı bir siyâset ve devlet adamıydı.Kendisi İstanbul Milletvetiliydi, Yurtdışı vazifesinde değil, Ankara’da da önemli toplantıları yaoksa, hafta sonlarını Mutlaka, İstanbul’da ve seçim bölgesinde geçirirdi.Ekonomik olduğu için de uçakla değil, trenle seyahat ederdi…