YEZİD BİN MUAVİYE VE HACCAC-I ÂLİM HAKKINDA!.. ( 2 )

YEZİD BİN MUAVİYE VE HACCAC-I ÂLİM HAKKINDA!.. ( 2 )

Mütekaddimîn Râfizî’lerin kesif propagandaları sebebiyle, müteahhirîn tarihçi- siyerciler, ma’alesef, Yezîd bin Muaviye’ye, la’net etmişler, Haccac-ı Âlim’e “ Zâlim,” demişlerdir. İstisnalar haricinde, hemen hemen, bütün müteahhirîn siyerci’ler bu dalgaya kapılmışlardır.Müteahhirîn siyer ve tarihci’lerden, Ahmed Cevdet Paşa da bu dalgaya kapılanlar arısnadır. Bundan daha da vahimi, Kelâm’da,tefsir’de, Hadis’te, fıkıh ve Usûl-ü Fıkıh’da mütebahhir bir Âlim olan, Allâme-i Teftezânî bile, ma’alesef bu dalgaya kapılmış, Ömer en- Nesefî’nin “Metn-i Alaka,”sı üzerine yaptığı, “Şerhu’l-Alâka,” adlı eserinde, Yezîd bin Muaviye’ye la’net etmiştir. Hazreti Osman bin Affân’ın şehid edilmesi üzerine zuhur eden büyük fitne’de Ashab-ı Güzin arasında cereyan eden, münaza’a ve muharebe’ler, herhangi bir hilafet ve saltanat için değil, tamamen İçtihadî bir mes’ele’dir. İçtihadında hata eden bir müçtehid bir eciirle, savab ise iki ecirle mükafatlandırılır. Bu bakımdan, bu münaza’a ve muharebe sebebiyle, Ashab-ı Güzin’den hiç birisi ta’n edilemez, sövülemez ve asla la’net edilemezler.Onlardan herhangi birisine sövmek,ta’n etmek, la’netlemek, kat’î delillere muhalif ise, hâşâ! Hazreti Aişe Validemize iftira fibi, bu iftirayı atanlar kafir olurlar. Mütekaddimîn müçtehid’ler ve geçmişteki salih âlim’ler, Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh Efendimize la’net edilmesine asla izin vermemişlerdir. Yezîd bin Muaviuye ve Haccac-ı Âlim hakkında ihtilaf etmişlerse de, Hulâsa ve diğer Siyer kitaplarında Yezîd bin Muaviye ve Haccac’a la’net edilemez, onlar la’nete layık değillerdir.Zira, Resûl-i Ekrem, salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, ” Namaz kılanlara, ehl-i Kıble’ye la’net edilmesini nehy’etmiştir,(yasaklamıştır.) Râfizî’lerin te’siri altında kalan ba’zıları ise,” Hazreti Hüseyn’i katlettiği, katli için emir verdiği, icazet verdiği ve rıza gösterdiği, bundan dolayı son derece sevindiği, ehl-i Beyt’e ihanet ettiği, ma’nen tevâtür derecesine ulaşmış bulunduğu için la’nete layıktır,” diyorlar. Allâme-i Teftezânî ise,” Hazreti Hüseyn’in şehid edilmesi vak’a’sının tafsilatı her ne kadar tevâtüren değil, ahad,( tek tek), haberlere dayanıyorsa da,Yezîd hakkında tevekkuf etmiyip belki imanı hakkınhda,” Allah’ın la’neti onun üzerine, ona Nusret ve muavenette bulunanların üzerine olsun!” diyor.Ba’zıları da dedilerki, “Farz-ımuhal, Yezid’in Hazreti Hüseyn’i katlettiğini kabul etsek,kafir olmaz.Çünkü, Hazreti Osman bin Affân Hazreti Hüseyin’den daha faziletli olduğu halde onun katili veya katilleri tekfir edilmemiştir. Evet! “Katl,”cinayet, büyük günahlardandır, kâtil ve kâtiler Mrtekib-i Kebîre olup, asla kafir değillerdir.Katl’in küfür, katil ve katillerin kafir adde’dilmesi ancak, Peygamber mertebesiye alakalıdır. Allah’ın Peygamber’lerinden birisini katl’etmek küfürdür, Peygamber’in katili kafirdir.Yezid’in Hazreti Hüseyni Şehid etmesiyle, küfre düştüğü vehm’edilse bile, yine de la’nete mazhar değildir.Zira, bundan sonra, Tecdid-i iman ve Tevbe-i Nasûh ile küfürden dönmüş olması her halde ihtimal dahilindedir.

Huccetü’l_İslâm, Hâmid Muhammed İmam-ı Gazâlî, Hazret’leri, Yezid’in Hazreti Hüseyin’i katlettiği, katline emir verdiği, katline rıza gösterdiğ ve katlinden dolayı büyük bir sevinç duyduğu asla isbat edilememiştir.( Sadece Râfızî kaynaklardaki taraflı rivayetlere istihad etmektedir.) Tedkik ve tahkik etmeden bir müslüman’a kebîre nisbet etmek, Mürtekib-i Kebîre olmakla suçlamak asla, caiz değildir,” buyurur. Mürşid-i Kâmil ve Mükemmiel, Medâr Mürşid ve Müceddid, Süleyman Hilmi Silistrevî(k.s.) Efendi Hazret’leri, Tedrisat sırasında, Şerhu’l-Akâid’de bu bahse geldiğinde, tashih’de bulunur, Allâme-i Teftezânî için,” Dur bakalım! Hocaefendi, o kadar ileri gitme! Yezîd’in Hazreti Hüseyn’i katlettiğine, katli için emir verdiğine, katline rıza gösterdiğine ve katlinden dolayı büyük sevinç duyduğuna dair, Râfızî, kaynakları ve rivayetleri dışında hiçbir delil ve rivayet yoktur…

Rahle-i Tedrisinde bulunan talebe’ye, “ Evladım, Merhum, Allâme-i Teftezânî her ne kadar, Yezid’e la’net etmiş ise de, biz, asla, la’net etmeyiz, sükutü tercih ederiz. Ancak, Hazreti Muaviye biun Süfyan ve diğer Ashab-ı Güzîn hakkında, herhangi bir ta’n ve sövmeye asla ve kat’â izin vermeyiz.