MÜFSİD’LERİN OYUN’LARINA GELMEYELİM!..

Son zamanlarda, gayrimillî, Maocu, bir parti’nin yayın organları gazete ve Televizyon kanallında, ısrarla ve sistematik bir şekilde, Süleyman Efendi Hazret’leri, talebesi ve medrese’leri hakkında, yalan, iftira ve bühtanlara yer veriliyor. Diğer taraftan, her nasılsa bir şekilde geçmişte, Süleyman Efendi Hazret’lerinin talebesi’nin idare ettiği medreselerde bir müddet kalmış, ne halt etmişlerse, uzaklaştrılmış, ba’zı müfsid, münkir, zındık, kişiler, Kelb-i Akûr gibi, daha önce yemek yedikleri kapları pislemekle meşguller. Daha önceleri, Süleyman Efendi Hazret’leri ve ilk talebesi, zor zamanlarda, zor şartlarda, İslâm’a hizmet etmişlerdir, onlara söylenecek hiçbir şeyimiz, yoktur, bizim mes’elemiz halen idarecilerledir,” dedikleri halde, son zamanlarda, itham, yalan, iftira ve bühtanlarını bizzat Hazreti Üstadımıza kadar tevcih etme rezaletini irtikap etmeye başlamışlardır.

2000’li yıllardan i’tibaren, Camia’mızda, Tedrisat sistemi’nin dumura uğraması, peş peşe yapılan vahim siyâsî tercihler, pek haklı olarak, bu dönemden sonraki idareciler hakkında. Ciddî ithamlar, hıyânet, ihanet haklılığı müvâcesinde, onlara karşı, hariçten yapılan, ithamlar, geçici olarak yüreklerine su serptiği için, haklılıklarının isbatı zımnında, büyük bir memnuniyyetle, ithamların muhtevasına bile bakmadan paylaşmaya başladılar. Böylece, farkında olmadan, Maocu’ların, bir kısım münkir, mülhid ve zındıklarını oyunlarına âlet olmuşlardır. Hani, hep söylenir ya,” Herhangi bir şey’in şüyû’u, vukû’undan beterdir,” aslında vukû’u da şüpheli olan bir şeyi ha bire ifşa ederek, şüyû’una sebebiyyet vermek çok büyük bir vebaldir. Diyelim, ki, sefih’in birisi, aslında kendisinin bile söylediğinin ne ma’na’ya geldiğini bilmediği bir şey’i birisine izafe etmiştir.” Diva-ı Salihîn,” martavalları, hâşâ! Sümme, sümme hâşâ! “İki Peygamber tasarrufu” zırvaları, gibi, yolumuzla, camia’mız mensuplarıyla hiçbir şekilde irtibatlandırılmayacak, bu zırvalar, sık sık, tekrarlanınca, ithamlar, izafe edilen kimselere değil, doğrudan, Tecdid, ihya irşad, ihda ve tedris’e tevcih ediliyor. “ Mescid-i Haram’a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevk etmesin! İyilik ve ( Allah’ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çetindir.” ( Mâide/5/2) Siz’leri de uzun yıllar, müderris, idareci, dernek- cemiyet mensubu olarak devam ettiğiniz, temelinden çatısına, inşaatına, katkı verdiğiniz, ba’zılarınız, anahtar tesli yaptırıp bağışladığınız, Yıllarca Allah’ın kitabının ve İslâmî ilim’lerin okunduğu, medrese’lere girmenize, hizmet etmenize mani olanlara karşı elbette kininiz, buğzunuz olması tabi’î’dir. Fakat, bu kin, buğuz, adavet sizi, hiç bir zaman, aşırılığa, günah’a, tecavüze sevk etmesin!

“ Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah’a isyandan sakının, Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir. ( Abdest ve namaz dinin direği, ferdin dinî hayatının temelidir. Adâlet ise, sosyal ve içtimâî hayatın en önemle denge unsuru ve teminatıdır. Kur’ân nizamı insanı daima bir bütün olarak ele almış irşad ışığını ferdî cihet kadar içtimâî cihete tutmuştur.)

Doğrudur, Tecdid, ihda ve irşad’ın en önemli vasıtalarından birisi, “ Tedrisat” ma’alesef, bugün dumura uğramıştır. Geçtiğimiz dönemlerde, Tekâmülaltı, Tekâmül okutan müdrris’lerimiz, günümüzde, ne ders okutabilecekleri talebe ne de ders okutabilecekleri medrese bulabiliyorlar. Bu hoca ve müderris kardeşlerimize tavsiye’miz, evveliyyetle, ferdî vazife’lerini ihmal etmemelidirler. Haftada bir gün, Çarşamba geceleri Tarîkati Nakşibendiyye-i aliyye’nin en önemi rekn-i rükûnundan olan, Hatm-i Hacegân-i Nakşibendiyye halkasına oturmalarını, halkaya duhul edecek refikler bulamadığında da, tek başına, fatiha, salavat-ı Şerife ve ihlas hatmini okumalarını tavsiye ederim, Fetret dönemlerinde bütün kardeşlerimiz böyle davranırlardı.