Son dönemlerde sosyal medyada ve gündüz kuşağı programlarında yer alan içerikler, toplumun ruh sağlığı açısından ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Özellikle sansasyon, kriz, özel hayat ifşaları ve tartışma odaklı yayınlar; aile yapısı ve gençlerin rol model algısı üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Sosyal medya platformlarında dolaşan bazı iddialar ve fenomen kültürü, “kolay para” ve “lüks yaşam” algısını özendirici bir noktaya taşımaktadır. Bu durum gençler üzerinde yanlış yönelimlere neden olabilecek bir atmosfer oluşturmaktadır. İddiaların doğruluğu hukuki merciler tarafından araştırılmalı; ancak toplum psikolojisini bozacak içeriklerin yaygınlaşması da göz ardı edilmemelidir. Gündüz kuşağı programları ise ayrı bir hassasiyet taşımaktadır. Özellikle Esra Ceyhan’ın programı gibi tartışma temelli yayın formatlarının artık gözden geçirilmesi gerektiği yönünde kamuoyunda güçlü bir beklenti oluşmuştur. Vatandaşın psikolojisini bozan, sürekli gerilim ve travmatik olayları ekrana taşıyan programlar yerine; aile danışmanlığı, eğitim, kültür, sağlıklı yaşam ve sosyal sorumluluk temelli içeriklerin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Televizyon evlerimizin misafiridir. Bu nedenle yayın içerikleri umut veren, bilgilendiren ve topluma değer katan bir anlayışla hazırlanmalıdır. Denetleyici kurumlar görevlerini titizlikle yerine getirirken, yayıncı kuruluşlar da öz denetim mekanizmalarını güçlendirmelidir. Toplum olarak daha sakin, daha bilinçli ve ruh sağlığını destekleyen içeriklere ihtiyaç duyuyoruz. Özgürlük ile sorumluluk arasındaki denge korunmalı; ekranlar psikoloji bozan değil, güçlendiren programlarla yenilenmelidir.